Zaman Üzerine Bir Deneme

Zaman, tüm sınırlamalarımızın üstünde bir kavramdır.9 dakika


   Zaman; o hep sahip(?) olduğumuz, harcarken cüretkâr davrandığımız, ele avuca sığmayan ama bir saatin içine hapsedebildiğimiz o yabancı…

  

   Belki de, zihnimizin sınırlarında bizi bekleyen zaman kavramını anlamak için, birkaç ömür daha bitirmek gerekir. Bu mümkün olmadığı gibi, zamanı anlamak da bir o kadar uzak ihtimaldir. Hatta insan ömrünün uzaması bile daha muhtemel bir durum.

  

   Zaman kavramı üzerine düşündükçe, insanlığın kibri, hırsı ve sınırları daha açık bir şekilde görünüyor. Aslında hiç de yönetemediğimiz zamanı ne yenebiliyor ne de ona yetişebiliyoruz. Kol saati, duvar saati, masa saati, telefonların saati derken, hapsetmeye çalıştığımız zaman adeta her şeyi yönetme kibrimizin bir aleti olmuş gibi görünüyor. Aslında tüm çabalarımıza rağmen, ne zamanı yönetebiliyoruz ne de ayak uydurabiliyoruz.

   Zaman belki de tüm soyut kavramlar arasında en anlam veremediğimizdir. Her yıl yenisini kutladığımız yaşlar yalnızca bir sayı değildir, onlar aynı zamanda insanın biyolojik yolculuğunun zaman kavramına bölünmesinden çıkan sonucu gösterir. Uzun süre sonra aynaya bakınca yüzümüzde fark ettiğimiz çizgiler, değişen yüz hatları, yorgun göz altları zamanın hayatımıza attığı imzalardır. Zaman geçtikçe vücudumuz da buna tepki verir. Birçok fizyolojik tepki vermeye başlayan vücudumuzun, zaman karşısında güçsüzlüğünü fark ettiğimiz an, bu fizyolojik tepkilerin daha hayatımızda olmadığı yılları hatırlar ve iç geçiririz. Ama hepsi bu kadar. Ne zamanı geriye sarabiliriz ( Klişe bir deyim olduğundan kullanılmıştır. Yoksa zamanda yolculuk bile yapsak, zamanı gerçekten geriye sarabileceğimizi zannetmiyorum. Ancak yıllar öncesine yolculuk yapabiliriz. Zaman, tüm sınırlamalarımızın üstünde bir kavramdır.), ne de daha genç bir vücudu edinebiliriz. Doğan her şey ölür; zaman eskitir.

Zamanı Yönetme Çabası

   Yaşlılıktan dem vururuz sık sık. Sonra yılların ne çabuk geçtiğinden… “Göz açıp kapayıncaya kadar.” Belki de, zamanı tanımlama yolunda söylenmiş en güzel cümlelerden biridir bu. Belki de anlam veremediğimiz, dokunamadığımız, ölçemediğimiz zaman kavramı, “göz açıp kapayıncaya kadar”dır. Artık ağır çekim teknolojisi (Zamanı yönetme çabalarımızın sonuçlarından biri) mevcut olduğundan, göz kapağının kapanıp açılması kaydedilip, bir hayli yavaşlatılabilir. Ağır çekimde izleyeceğimiz bu olay birkaç saniye sürecektir. Bu sırada yalnız göze odaklanınca vücudun geri kalan kısmı göz ardı edilebilir.  Fakat bir göz açıp kapatma süresinde vücut biraz daha eskimiş olacaktır. Zaman göz açıp kapayıncaya kadar mıdır yoksa vücudun bu sürede eskimesi kadar mı? Belki de göz açıp kapayıncaya kadar derken kastedilen, insanın uyku sürecidir. Uyurken adeta yarı ölü gibiyizdir. Belki de zaman, ölümle yaşam arasında bulunduğumuz uyku halinin ta kendisidir. Çoğu zaman, saatlerce uyumuş olsak bile, uykuda geçen sürenin kısa olduğundan, çabucak sabah olduğundan yakınırız. Gece adeta göz açıp kapayıncaya kadar bitmiştir. Zaman bizim çabamız olmadan eksilmiş ve bizi eskitmiştir. Zaman; yönetemediğimizdir.

   Tüm koşturmalarımıza rağmen, bilimsel olarak veya olmayarak, anlayamadığımız zamanı bir deney faresi gibi içine sıkıştırdığımız saatler, takvimler, fotoğraflar vb. akla gelen, eskiyebilen her şey, bir yanılsamadan ibarettir. Zaman, eskiyen her şeydir; önünde durmak imkânsız ve boşunadır. Onu anlamaya çalışmaktan vazgeçmek ise varoluş amacımızın dışındadır. Zaman, eskiyen veya yönetemediğimiz her şeyin varoluş amacıdır; bir muammadır ve öyle kalacaktır.


Beğendin mi? Arkadaşlarınla paylaş!

Mehmet Emre Bektaş

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Format Seç
Kişilik Testi
Kişilik hakkında bir şeyler ortaya çıkarmayı amaçlayan bir dizi soru
Bilgi Yarışması
Bilgiyi kontrol etmeyi amaçlayan doğru ve yanlış cevapları olan bir dizi soru
Genel İçerik
Embed'ler ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Embed içerileri
Ses
Soundcloud ve Mixcloud Embed'leri
Görsel
Fotoğraf veya GIF