Yaşamın Sacayağı

İnsanlarla anlaşmak, evrenle anlaşmak demektir. -Anıl Pakoğlu9 dk


Bir gemi veyahut bir tren ya da herhangi bir vesait… Gören, duyan var mıdır hangisi götürür mutluluklar, güzellikler diyarına? 

Asıl mutluluk insanın yaşadığı yeri kendine göre bezemesinden mi geçer? Ya da yer, nesne, materyalist olan bütün olgular birer bahane, mutluluğa erişmenin asıl yolu "insan" mıdır? Yoksa her şeyden kopup bir doğa yaşantısıyla ömrü tamamlamak mutluluğun asıl anahtarı mıdır?

Kafa karıştıran ne çok soru var değil mi? Bizi ne mutlu eder? Güzel manzaralı revnak, şaşaalı bir malikânenin, görkemli bir sahibi olmak mı? Bütün karmaşalardan uzak doğayla iç içe bir yaşam mı? Yoksa bir insanın sıcacık samimiyeti mi?

Kiminiz üçünü de ister kiminiz daha farklı bir seçeneğe yönelir kiminiz de direkt üç seçenekten birine yönelirsiniz. Fakat asıl soru şu: 

Siz bu denklemde hangisisiniz?

Hayat üç sacayağı üzerine kuruludur. Birincisi dünyanın içerisinde yer alan tüm nesnelere olan tamahkârlığınızdır. İkincisi doğanın tüm güzellikleridir. Üçüncüsü de insandır. Baktığımızda bu üç seçeneğin hepsine bağlı yaşayan insan sayısı neredeyse yok denecek kadar azdır çünkü bu doğanın kanunlarına göre imkansızdır. 

1- Eğer fani düzende materyal duygularınız ön plandaysa doğaya olan ilginiz ve insanlarla olan iletişiminiz azdır, varsa da sahtedir.

2- Eğer doğa ile ilgili dogmatik duygulara sahipseniz geriye kalan iki duyguya bakış açınız çok azdır.

3- Ve en karmaşık olan insanlarla ilgili kısımda kendinize yer veriyorsanız diğer iki kısıma bağlılığınız daha azdır.

Mutluluk bu üç sacayağının ikisinde azim ederseniz, kendinizi adarsanız size %90 ulaşır (tabi buna mutluluk denirse…). Diğerinde ise ihtimal vermek hayata ihanet olur. Çünkü insanlara asla güven olmaz…

İstediğiniz kadar kendinizi bir insana adayın, onun için en zor, en çetrefilli yollardan geçin yine de hayatınız boyunca insan denen olguyla mutlu bir hayat geçireceğinizi garanti edemezsiniz.

Çünkü insan şüphecidir, güvenmez. İnsan, yüzlerce kez kırılır, binlerce kez incinir sonrasında karşısına çok masum ve tamamen iyilikle donanmış biri çıkar. Bu kişi olan bitenden habersizdir ve sadece samimiyetini, duygusunu koşulsuzca açmak istiyordur. Karşısındaki ise güvenemez, haksız da değildir çünkü yine incinirse onu ayağa yine kendisi kaldıracaktır. Bu bilinmezlik ikisine de zarar verir ve hayat bu döngüde sürer, gider…

Bu şeytani döngüyü er geç fark eden insan kendisini az önce saydığım diğer seçeneklere yöneltir. Bu seçeneklerde insan mutluluk rolü oynar hatta diğerlerine de ders verir. E haksız da sayılmaz. Sonuçta insan denen yanlışa kimse düşmek istemez. Kısa yoldan hayatın diğer güzelliklerine odaklanmak, hayatı en az hasarla atlatmanın başlıca yoludur.

Ne kadar az bir ihtimal olsa da, insanlarla mutluluğa erişen biri hayatın tüm güzelliklerine adım atmış olur. Çünkü insanla anlaşmak demek evrenle anlaşmak demektir. İnsandan başka geriye kalan her şey sadece teferruattan ibarettir ve insan, bu gelip geçici dünyanın en ilginç oyuncusudur…

William Shakespeare'nin de dediği gibi:

Bütün dünya bir sahnedir…
Ve bütün erkekler ve kadınlar
sadece birer oyuncu…

….


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Anıl Pakoğlu<span class="bp-verified-badge"></span>

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Önemsiz Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Hikaye/Olay
Gömülü ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud Gömme
Görsel
Fotoğraf veya GIF