Türkiye Cumhuriyeti Avrasya Birliği Demektir

Dönemin insanı bu yanılgıdayken Ulusüstü devletler birliği kurulamazdı. Günümüz insanının araçları şu an farklıdır, bilinçleri de bu sebeple farklıdır.17 dk


Birey, aile, kabile, beylik, toplum, halk, millet, ulus sıralamasının geçmişten günümüze tarihi süreçlerden geçip evrilerek günümüze geldiği görülebilir. Bireylerin arasındaki etkili ve özgün örgütlenme iletişimi ne kadar verimliyse, aileden ulusa kadar bu her birim orantılı biçimde diğer uluslara karşı güç kazanır.

Devlet kuran halka millet denir. Kurulan devletteki milletlerin(devleti yerine başka sınırlar dahilinde yaşayanlar kastediliyor) ve halkların(politik ve siyasal örgütlenme içindeki toplum) toplamına ulus. Kabul edilse de edilmese de Türkiye Cumhuriyeti’ndeki farklı milletler ve halklar Türk Ulusu adında birleşir. Çünkü ulus Türk dili üzerine kurulmuştur.

Türk ulusu demek, Türkiye Cumhuriyeti’nde barınan her halk Türk kökenli demek değildir. Çeşitli halklardan ve milletlerden yaratılan ulus Türk’ün ulusudur demektir. Şayet çağdaş devletin kurulmasına en büyük hizmeti, dilini veren millet Türk milletidir.

18. ve 19. yy’da oyunun kuralları ulus devletleri yeşertmeye başlayınca imparatorlukların elinden özgürlüklerini isteyen tebaalar tarihi köklerini kanıtlamak, “Sen kimsin?” sorusuna tatmin edici cevaplar vermek zorundaydılar. Monarşi karşısında hak idda etmek için, monarşi ailesinin karşısına ona denk tarihi köklere sahip halk ailesi konulmalıydı.

Monarşi karşısında asil kana mensup olmayan halk kendi kökenini ve yaşadığı yerdeki tarihini kanıtlamalıydı. Aksi halde, “Senden önce ben bu toprağı ekip biçtim, araziyi zenginleştirdim, senin ne haddine burada hak idda etmek!” savunmasıyla karşılaşırdı.

Günümüzde monarşi yıkılmış, kökü belli halk ailesi ihtiyacı sona ermiştir. Ulusdevletler yerine coğrafya adlarıyla devlet birlikleri kurulabilir. Afrika Birliği, Avrasya Cumhuriyeti gibi. Artık oyunun kuralları bu yöndedir.

Osmanlı ve monarşiyle yönetilen diğer devletler, Avusturya Macaristan, Prusya; yanlış yönetim ve politikalar yüzünden çöktü. Fransız devrimi öğretileri ise diğer milletlerle beraber yaşamanın sonucu çöktükleri yanılgısını halkta yaratarak imparatorluklara yayıldı. Dönemin insanı bu yanılgıdayken Ulusüstü devletler birliği kurulamazdı. Günümüz insanının araçları şu an farklıdır, bilinçleri de bu sebeple farklıdır. Ulusdevletlerin dışında, sermaye sömürüsünden bağımsız yeni yönetim anlayışına sahip devletler birliği kurulabilir. Başarısızlığa uğrayan sosyalist devlet tecrubelerinden de dersler alınarak, dünyadaki hakim dil üzerine kurulan devletler birliğiyle beraber, kapsayıcı ve az maddeli bir anayasayla bu mesele çözülür sanıyorum.

Ancak insanlık her bireyi birbirinin gözünde eşitlemeyi başaramağı sürece coğrafya adıyla devlet birlikleri, üstdevletler kurulamaz ve ulusdevletleri birbirinden ayıran yıkıcı milliyetçiliğe dayalı faşizmin üstesinden gelinemez. Türkiye Cumhuriyeti bu sebeple payidar kalacaktır. Kendini Avrasya’nın yahut başka sosyal, ekonomik birliklerin potasında zararına yol açacak tavizler vermeden eritene kadar savunmalı güçlendirmelidir.

Keskin bir geçiş olacak ancak;

Öldürdüler Türkiye Cumhuriyeti’ni, onu Türklük’ü kana bağlayanlar öldürdü, Arabistan çöllerinde eski Osmanlı hayalleriyle askerinin kafasını dış destekli terör örgütleri IŞİD’e, YPG’ye, PKK’ya kestirenler öldürdü. Meclisin kararlarını askıya alıp tüm yetkileri kendinde toplayanlar öldürdü. Komşularının toprak bütünlüğünü tanımayan faşist yönetimler, ekonomi bilmez bakanlar öldürdü. Diyanet işlerine en büyük bütçeyi ayıranlar, bilimi, sanatı, felsefeyi tanımayanlar öldürdü. Biz şimdi parlementer sistemi yerine koysak bile, mevcut yasa ve partilerle yine aynısını yaşarız. Bize yeni bir fikir lazımdır.

Türkiye Cumhuriyeti yeni fikirle özüne kavuşacak, muhtevasında, içeriğinde barındıracağı demokratik yönetimle gelecekteki Avrasya Birliğini de ihtiva edecek, diğer devletleri yanına alarak bünyesinde uluslarüstü devlet birliğini yeşertecek hale gelecektir.

Sosyal politikası bireyin fikir ve vicdan özgürlüğüne dayanan, ekonomi politikası ise ücretli emekçi haklarının devlet garantili mutlak teminine dayanan yeni toplum anlayışı ilk etapta ihtiyaçlarımızı karşılar.

Birisi yönetsin, aile yönetsin, siyasi parti yönetsin anlayışları önüyle sonuyla faşizme çıkar. Biri 51 diğeri 501 kişilik, senato ve genel meclis olmak üzere birbirini dengeleyen iki meclis organı lazımdır. Senato, genel meclis içindeki milletvekillerince kendi aralarından seçilecektir.

Karar istekleri meclisten halka değil, yerelden genele, halktan meclise yayılacaktır. Halkın seçtiği, partilerinden bağımsız, ancak partili olma hakları saklı mahalli meclis üyeleri ilçe meclisine gönderecekleri üyeleri, ilçe meclisindeki üyeler il meclisine gönderecekleri üyeleri, il meclisindeki üyeler bölge meclisine(Akdeniz, Ege, Marmara, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu, İç Anadolu, Karadeniz) gönderecekleri üyeleri, bölge meclisleri ise genel meclise katılacak milletvekillerini seçecek, genel meclis yönetimini meydana getirecektir.

Kurumlarda başkanlıklar yerine yönetim temsilcileri olacaktır.

Partilerden ve meclislerden hiçkimse, anayasaya aykırı hareket etmedikçe lağv edilmiycek, dokunulmazlıkları kaldırılmayacaktır.

Cumhurbaşkanlığı makamı kalkacak, kararlar son raddede senatodan çıkacak ancak genel meclis şüpheli kararlarda kamuoyunu aydınlatabilecek ve soruşturma önergesi verip yürütmeyi belli sınırlar içinde durdurabilecektir.

Siyasi parti iktidarları yerine, meclis proje dönemleri olacak. Bu dönemler 2’şer yıllık en fazla halk seçimiyle 3 defa(ihtiyaca göre değişebilir) uzatılabilir kılınacaktır.

Bakanlar kurulu genel meclisten seçilecektir.

Partilerin yönetiminlerinde süresiz genel başkanlıklar kalkacak, onursal başkanlıklar gelecektir. Onursal başkanın yetkisi, anayasaca belirlenecektir.

Devlet kurumlarının dini ritüel ve dogmalarla hareketi ve onlara desteği söz konusu olamaz. Diyanet işleri kapatılacaktır.

Bireyler fikir ve vicdan özgürlükleri hangi yönelimdeyse o yönde düşüncelerini yayabilir ve örgütlenebilir. Kamuya açık alanlarda eylem yapabilir.

Bireyler, istenilen medya kanallarından özgürce bilgi alıp dağıtabilir.

Türkiye Cumhuriyeti, milletlerin oluşturduğu halk tarafından halkın faydası adına yönetilir.

Sivillerin dönemsel askeri hizmeti zorunlu değil, vatandaşların kendi seçimine bağlıdır.

Her insan cinsiyeti ve emeği mutlak biçimde eşit sayılıp, bunların her türlü medeni bağlılık ve ilişkisinin her daim önü açılacaktır.

Üniversiteler özgürleşecek, kendi yönetim, müfredat ve seçimlerini kendileri yapacaktır.

Özel sektörün maaşları devlet tarafından garanti altına alınacak.

Devlet kontrollü kâr oranları ve faiz oranları belirlenimlerine gidilecek.

Beş yıllık kalkınma plânlarına geri dönülecek.

Banka kredilerine ve kredi kartı kullanımlarına devlet tarafından yıllık kotalar konulacak.

Ev kadınlarına sigorta yapılıp açlık sınırı üzerinde maaş bağlanacaktır.

Servet vergisi yüksek gelirlilerin menkul ve gayri menkullerine gelecektir. İktisadi ve sanayi girişimlerin tekeller ve başkaları tarafından engellenmemesi için rekabet yasası getirilecektir.

Anayasanın ilk beş maddesi ise şöyledir,

Halkın adı Türk halkıdır. Devletin dili Türkçe’dir.

 

Yönetim biçimi Cumhuriyet, bayrağı kırmızı zemin üzerine beyaz ay yıldızdır.

 

 

Kurucuları, Mustafa Kemâl ve silah arkadaşlarıdır.

 

 

 

Marşı Mehmet Akif Ersoy’un İstiklâl Marşı’dır.

 

 

Yukarıdaki 4 maddenin değişmesi, Türk halkı uygun görmediği sürece teklif dahi edilemez.

En önemlisi de tüm bunlar birey özgürlükleri için birey özgürlükleri üzerine inşaa edilmelidir.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Yunus Pandur<span class="bp-verified-badge"></span>

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Önemsiz Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Hikaye/Olay
Gömülü ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud Gömme
Görsel
Fotoğraf veya GIF