Tanrı’yı Öldürmezsen Özgür Kalamazsın! The Room Filmi Analizi

"Tanrı öldü." Nietzsche8 dk


Tanrı’yı Öldürmezsen Özgür Kalamazsın! The Room Filmi Analizi

“Tanrı öldü.” Nietzsche


Umay Umay Kimdir? adlı yazım için tıklayın…

Diğer Film-Dizi içeriklerine ulaşmak için tıklayın…


Hiçbir istediğini alamamış bir insan mı tehlikelidir, yoksa her istediğini almış bir insan mı? Peki ya isteklerinizin bir sınırı var mıdır? Gerçek bir özgürlük için, verebileceğiniz en büyük bedel nedir? 

Bu filmde karakterlerimiz yeni bir eve taşınırlar. Bir gün kavga sonrasında, kadının eşi bir odada otururken “bir şişe şarap daha” ister. Bu istek gerçekleşir. Artık karakterlerimiz, odayı bir “Tanrı” konumuna sokmaktadırlar. Odaya girdikleri andan itibaren, istedikleri her nesnenin, durumun, elbisenin gerçekleşiyor olması, onları sınırsızlığa sürükler. İnsanların isteklerinin bir sınırının olmamasını anlatan bu filmde, birçok metafor ile karşılaşıyoruz. 

Birkaç istekten sonra yavaş yavaş fark edilir ki aslında bu karakterlerin bir “bedel” ödemesi gereklidir. İstenilen her arzunun, nesnenin, durumun “oda” dışında var olmadığı gerçeği, aile bireylerini sarsar. “Oda”nın dışına çıkan her nesnenin kül olmasına şahit olunduğundan, inanç sistemi sorgulanılmaya başlar.  

İnanç sisteminde eksik yanların varlığı fark edilirken, sorgulama başlar ve artık odadan istekler azalır; fakat yine de eşlerin farkındalık kazanması ve/veya kazanılmaması durumunda neler olabileceğini gözler önüne serer. Bu sefer de şu soru sorulur “Yeteri kadar bir bedel ödersem, isteğim gerçekleşir mi?” 

Gerçekten de, Oda/Tanrı kavramı bir bedelin sonucunda, arzuyu gerçekleştirmekte ve nesneleştirmektedir. Dolayısıyla Tanrı’nın bize verdiği “nimetlerden” faydalanma söz konusu olabilmektedir.  

Bir sonraki adım olarak, nesilden nesile aktarım arzusu tüm insanlar için geçerli olmakla birlikte, çocuğu olmayan bir ailenin isteyebileceği isteklerin en başında gelmektedir ve hangi “Tanrı” bu isteğe karşı çıkabilir ki? İnançları için yaşayan insanların mücadelesi, sonraki nesiller için bir gerçeklik yaratır aslında. Peki bu gerçeklik sonunda bize ne kazandıracak? 

Filmin sonlarına doğru, “bedel”lerin ne kadar acımasız olduğunu görüyoruz. “Oda”nın haddinden fazla gücünün olması ve karakterlerimizin sınırlarını aşmasıyla birlikte durumların ne kadar değişeceğini, bir çocuk hayatlarına girdiği zaman “Tanrı’nın oğlu” olup olmadığı sorusunu sorduruyor bizlere. Arzularımızdan kaçabilir miyiz? Yeterince bedel ödeyebiliyor muyuz? Arzular sonunda yok oluşu getirir mi?  

“Tanrı’yı öldürmezsen, özgür kalamazsın.” Eğer Tanrı’yı öldürürsek geriye ne kalır ki? 

“Tanrı öldü. Tanrı’dan geriye bir ölü kaldı. Ve onu öldüren biziz. Hala gölgesi beliriyor uzaklarda. Kendimizi nasıl avutacağız, biz katillerin, katilleri? Neydi bıçaklarımızın altında ölümüne kan döken, dünyanın sahip olmuş olduğu bu en kutsal ve kudretli şey: bu kanı kim silecek üzerimizden? Hangi su var bizi temizleyecek? Hangi teselli şölenlerini, hangi kutsal oyunları icat etmek zorunda kalacağız? Fazla büyük değil mi bize bu davanın yüceliği? Buna layık olmak için birer Tanrı’ya dönüşmeli değil miyiz?”  -Nietzsche.  


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Aleyna Kaba<span class="bp-verified-badge"></span>

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Önemsiz Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Hikaye/Olay
Gömülü ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud Gömme
Görsel
Fotoğraf veya GIF