SÜMER TABLETLERİ YARATILIŞ HİKAYESİ VE SEMAVİ DİNLER

muazez ilmiye çığ23 dakika


Sümer Şehir Devletleri  Dicle ve Fırat nehirleri arasında, sonradan Babil olmuş, günümüzde de Irak’ın Bağdat şehrinden Basra Körfezi’ne kadar olan bölgedir. Irak Eridu bölgesi Arkeolojik sit alanıdır ve Türk mitolojisinde de yer alan  ‘Enki’’ ( yer altında akan suların tanrısı ‘’Ea’ ) adına  M.Ö.5000 yılında inşa edilmiş  bir geçmişin sahibidir.   Sümer çivi yazısı tabletlerden elimizde olan  ilk örnekler, M.Ö. 3400’lü yıllara dayanıyor.  

 

Dünyamızın 4.5 milyar yıl önce oluştuğunu göz önünde bulundurarak sadece 7000 yıl öncemiz için ulaşabildiğimiz ; kısa bir dini metinler ve tarihi  metinler karşılaştırması yapacağız.  

Bu karşılaştırmanın ilk önemli bilgilerini , ilk paragrafta bilgisini verdiğim antik Sümer medeniyetinin günümüze kalmış 14 tabletinden ve krallar listesinden bir kaç örneğin ,sayın Muazzez İlmiye Çığ  çevirisiyle, sadece önemli bulduğum  birkaç cümle ile başlangıcımızı anlatan en eski metinlerden, günümüzü anlamaya doğru gideceğim. 

 

Önemli bir bilgi olarak ; Tevrat kutsal metinlerin  bir araya toplanmasıyla oluşturulmuştur. İbrahim peygamberin Tanrı ile akdiyle başlar ve Musa’nın 10 emrini de içerir . İncil’in ilk örnekleri İsa peygamberden 200 yıl sonra yazılmıştır. 

Kuran‘ın Arapça kelime anlamı; ‘‘qara’a’’ okumak kelimesinin üç hal çekiminden gelir “okunan, okuyuş, okuma” … 

 Özellikle Mekki kısımları  yani Mekke’de vahiy olan kısımlar okunduğunda  Sümer metinlerindeki ve Eski Ahit( Tevrat)’te yer alan yaratılış, astronomi gibi bir çok şaşırtıcı bilgide ortaklık görürüz. 

Öncelikle kısa kısa dönemleri anlatmalıyım ; 

Sümerler :

M.Ö. 3400 yıllarına dayanan Sümer tabletleri ve Tanrı krallar daha çok Anunakiler ve yaratılış hikayesinden bahseder. 

Budizm :

M.Ö. 563 yılına dayanır. 

Yahudilik :

 Hz İbrahim’in Tanrı ile anlaşması zamanına dayanır. Bu tarihi Sümer medeniyeti yıkılışından  sonra Babil döneminde yaşadığı üzerinden yorumla, birleştirilmiş dini metinlerce öğrendik. M.Ö. 500 ‘ yılara dayanır. 

Hristiyanlık:

Milat ile başlar tarihi. Kitaplaşması İsa’dan sonra 200 yılı bulur.  

Müslümanlık:

Milat 610 yılında başlar. Tamamen kitaplaşması 634 yılına dayanır. 

 

 

Sümer tabletlerine göre Nibiru gezegeninde yaşananlar ve sonrasında düşen kralın Dünya’ya gelişi anlatılır. Anlatılanlar iyice okunmalıdır, ben öncelikle ses benzerlikleriyle aşina olunabilmesi için birkaç paragraf paylaşacağım. 

Tabletlerin tamamını okuduğunuzda Nuh Tufanı ve hatta Adem ile Havva hikayelerine benzer anlatımlara şahit olacaksınız. 

 

 

 

 

Enki’nin sözleri denilen bu tabletlerde Nibiru adında, Güneş etrafında dönüşünü 3600 yılda tamamlayan gezegende yaşayan Tanrılardan bahsediliyor, kötücül silahlar kullanıp , gezegenlerine ciddi zarar veriyorlar, barış döneminde farkına varılan bu zarar sorası yeni bir gezegen arayışı ortaya çıkıyor. Tabletlerin bu kısmında ‘’M.Ö. 5000-3400 arası bilinmesi mümkün müydü’’ sorusunu soracağımız şu cümleler mevcut: 

 

 

‘’ Onların oğlu En.Şar geçti tahta sonra; hanedanın altıncı kralıydı. Adı geliyordu Şar’ın Azametli Efendisi anlamına. Büyük anlayışla doğmuştu, çokça öğrenip çokça bilgiler edinmişti. Belalara çare bulmanın yollarını aradı; Nibiru’nun göksel turunu epey inceledi. Çizdiği ilmek içinde, Güneş ailesinin beş üyesini, göz kamaştırıcı güzellikteki o gezegenleri kucaklıyordu. 

Belalara çare bulmak için En.Şar bunların atmosferlerini inceletti. Her birine birer ad verip atalarını onurlandırdı; onları göksel çiftler gibi düşünmüştü. Karşılaşılan ilk ikisine, ikizleri andıran gezegenlere An ve Antu dedi. Nibiru’nun turunun ötesinde boyutları en büyük olan Anşar (Satürn) ve Kişar (Jüpiter) vardı. Diğerlerinin arasında bir haberci gibi dolaşana Gaga (Plüton) dendi; bazen karşılaşıyordu Nibiru ilk bununla. Güneşin etrafında dolanıp ta Nibiru’yu selamlayanların hepsi beş taneydi. 

Bunların ötesinde, sanki bir sınırmışçasına, Dövülmüş Bilezik ( Dünya ve Jüpiter arasındaki asteroid kuşağı ) dönmekteydi Güneşin etrafında. Göğün felaketle dolu yasak bölgesinin muhafızıymış gibi onu korumaktaydı. Güneş’in diğer çocuklarının sayısı dörttü ve bilezik onların davetsiz misafirlere karşı kalkanıydı. En.Şar karşılamaya çıkan beşlinin atmosferlerini incelemeye koyuldu. Tekrarlayan turlarda, Nibiru’nun beş ilmeği boyunca bunlar dikkatle tarandı.’ 

 

Diğer kutsal metinlerde de astronomi ve uzay üzerine ‘’ bilinmesi o dönemin şartlarında , nasıl mümkündü?’’ sorusunu sorduran çokça bilgi bulabilirsiniz… Mesela Kuran’da Sirius gezegeninden bahsedilir… 

 

 

 

Aslında en ilgi çeken kısımlardan bir paragrafla Nibiru’da taht kavgaları baş gösterir ve ;  burada ses benzerliğine dikkat çekmek istiyorum : 

 

‘’Şimdi bu Alalu’nun krallığının ve Dünya’ya gidişin hikayesidir. Ülkede birlik kaybolmuştu, krallık konusunda pek çok kişi zarar görmüştü. Sarayda prensler çalkalanmakta, mecliste danışmanlar üzgündü. An’dan başlayarak tahta çıkmıştı ardıllar, babadan oğula sürmüştü bu; sekizinci olan Lahma bile evlat edinilmiş bir oğul ilan edilmişti. Alalu da kimdi? Yasal varis miydi, İlk Oğul muydu? Hangi hakla el koymuştu, kral katili değil miydi o? Yargılayan yedilerin huzuruna çağrıldı Alalu; kısmeti orada ele alınacaktı.’’ 

 
 

Alalu’nun kendini kral kabul ettirmesinden sonra  Krallığa daha uygun bulunan Anu’nun gelişi ve Anu’nun sakiliği kabul edip 9 dönem boyu Alalu’nun iktidarı kabul etmesi ardından olanlar işlenir, en ilginç kısımlardan bir tanesi de, savaşlardan arar görmüş olan Nibiru atmosferinin düzenlenebilmesi için toz olması gereken bir metal arıyorlar ve bulunan yer, ‘’Dövülmüş Bilezik’’ dedikleri asteroid kuşağı. Yapılan tüm ‘gök kayıkları ‘ atmosferde yanıyorlar ve Nibiru’nun sonu yaklaşırken ; Anu ,Alalu’yu silahsız bir krallık düellosuna davet ediyor, Kazanan Anu oluyor ve Alalu kaçıyor: 

 

‘’Alalu bu dövüşten yenik çıktı; Anu alkışlanarak kral ilan edildi. Anu konvoy eşliğinde saraya götürülürken; Alalu saraya dönmedi. Kalabalıkların arasından gizlice uzaklaştı; Lahma gibi ölmekten korkuyordu. Hiç kimsenin haberi olmaksızın, gök arabalarının yerine seğirtti hızla. Füze fırlatan bir arabaya tırmandı Alalu ve kapağını ardından kapadı. Ön kısımdaki odaya girdi ve komutanın yerine yerleşti. Yolu göstereni aydınlattı; odaya mavimsi bir pırıltı dolarken ateş taşlarını karıştırdı; uğultuları bir müzik gibi büyüleyiciydi. 

Arabanın büyük fişeğini canlandırdı; kırmızımsı bir parlaklık yaymaktaydı. Hiç kimsenin haberi olmaksızın, Alalu gök geminin içinde Nibiru’dan kaçtı. Alalu rotasını kar renkli Dünya’ya çevirdi, başlangıca ait bir sır sebebiyle seçmişti bu hedefi.’’ 

 

 

 

Alalu’nun Dünya’ya geliş hikayesinde güneş sistemimiz ayrıntılarıyla tarif ediliyor. Ayrıntısıyla okunduğunda çok daha çarpıcı gerçeklerle tüm yaratılış hikayelerimiz anlam kazanacaktır. 

 Yukarıda bahsettiğim gibi Nuh Tufanı adıyla bildiğimiz Büyük Tufan da anlatılıyor: 

 

‘’Büyük Tufan mukadderdi ama ölüm saçan bulutla gelen Büyük Afet mukadder değildi. Bozulan bir yemin ve mecliste alınan bir karardı sebebi; Dehşet Silahları tarafından yaratıldı. Kader sebebiyle değil, bir karar sonucunda salınmıştı zehirlenmiş silahlar; bilerek atıldı zarlar. O iki oğul yıkımı, ilk oğlum Marduk‘a karşı yönelttiler; kalpleri intikam duygusuyla doluydu. Hükümranlığa yükselmek Marduk’un hakkı değil, diye bağırdı Enlil’in ilk oğlu; silahlarla O’na karşı koyacağım, dedi Ninurta. 

İnsanlardan bir ordu kurdu, Babili (Babil) Dünyanın göbeği, diye ilan etti! diyerek bağırdı Marduk’un kardeşi Nergal. Büyük Tanrıların meclisinde ağızdan ağıza zehir zemberek sözler yayıldı. Gece gündüz karşı çıkan sesimi yükselttim, esenlik tembihledim, telaşa taraf olmadım. İnsanlar ikinci kez onun göksel imgesini yükselttiler, bu karşı çıkış niçin sürmekte, diye yalvardım. Tüm aygıtlar kontrol edildi mi? Göklerde Marduk’un çağı gelip erişmedi mi, diye bir kez daha sordum.’’ 

    

Yaratılış mitleri ve inanç birbirinden beslenirken , bugünümüze ışık tutmaya devam ediyor. Binlerce yıl önce, bir gezegende çok gelişmiş bir varlık, zarar verdiği gezegeninin yaşanmaz hale gelmemesi için samanyolu galaksisinde keşfe çıktı ve bazı iktidar mücadeleleri ve yenilgiler sonucu , Alalu ilk gelen oldu… Ardından diğer hikayelerde ve kutsal metinlerden  bildiğimiz gibi çeşitli felaketlerin sebebi oldular.  

 

 

 

Alıntılar : Muazzez İlmiye Çığ : Sümerli Ludingirra – Enki’nin sözleri 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Beğendin mi? Arkadaşlarınla paylaş!

N.söz Uçar<span class="bp-verified-badge"></span>

Bir Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Reklam Engelleyici!

Web sitemiz, ziyaretçilerimize çevrimiçi reklamlar göstererek yayın hayatını sürdürmektedir. Lütfen web sitemizi beyaz listeye ekleyerek bizi desteklemeyi düşünün.

Format Seç
Kişilik Testi
Kişilik hakkında bir şeyler ortaya çıkarmayı amaçlayan bir dizi soru
Bilgi Yarışması
Bilgiyi kontrol etmeyi amaçlayan doğru ve yanlış cevapları olan bir dizi soru
Genel İçerik
Embed'ler ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Embed içerileri
Ses
Soundcloud ve Mixcloud Embed'leri
Görsel
Fotoğraf veya GIF