Siz Hiç Evden Kaçtınız mı?

19 dk


Siz hiç evden kaçtınız mı?

Ben kaçtım!

Size yalan söyleyemeyeceğim. Bununla ilgili birden fazla girişimim olmuş olabilir. Söz veriyorum size her bir girişimimi anlatacağım ama kronolojik olarak gitmek istiyorum izninizle.

Olayı anlatmaya başlamadan önce birazcık kişisel gelişim olaylarına dalalım diyorum.

Bir insan neden kaçmak ister?

Evinden, işinden, annesinden, babasından, içinde bulunduğu ortamdan, hayattan…

Bence kaçmak, savaşacak gücünün kalmadığını hissettiğinde yapılan pes etme eylemidir. Dünyanın en iyi en sabırlı insanı olabilirsiniz ancak hayat sizi öyle bir yerinizden öyle acıta acıta kırar ki ya ağzından alevler saçan bir canavara dönüşürsünüz ya da etrafınızdaki herkesten ve her şeyden kaçarsınız.

Ben içimden çıkacak olan canavarın kapasitesini ve aşağı yukarı yapabileceklerini bildiğimden kaçmayı tercih eden taraf oldum hep.

Yanlış duymadınız.

O hani sizin çok güçlü gördüğünüz hunili kraliçe var ya çok kez pes etmek istedi bu hayatta. Edebildi mi peki?

Hala burada bıdır bıdır laf anlattığıma göre henüz pes etmiş değilim ancak laf aramızda ara sıra yine pes edesim gelmiyor dersem yalan olur hani.

Şimdi anlatacağım kaçış eyleminde benim suç ortağım tabii ki minnak teyzemdi. Teyzeciğim tüm kirli çamaşırlarımızı ortaya döküyorum ama inan her şey gençlerin kişisel gelişimi için…

Beni diz kapağımdan vurmadan öne bunu göz önünde bulundurmayı unutma emi! Şaka, şaka ponçik, minnak canım teyzem benim… Sen hiç sarı çiyanım diye sevdiğin biricik yeğenine kıyabilir misin? Yalnız şöyle geçmişe doğru ne zaman yolculuğa çıkıp çocukluğuma insem oradaki en büyük travmaların başında sen varsın yahu…

Tabii ki tahmin ettiğiniz üzere olay yeri yine Uluborlu. Şimdi teyzemle benim hayal gücü fantastik şekilde gelişmiş olan insanlar olduğumuzdan ucundan accık da olsa daha önceki yazılarımda size bahsetmiştim. Bir örnek ile bunu taçlandırmam gerekirse eğer, Uluborlu Isparta'nın minnak ve yemyeşil bir kasabası olup zamanında Bizans imparatorluğuna ev sahipliği yapmıştır. Bu yüzden kasabada "Şehir" denen eski yapıların ve kalenin olduğu bir alan bulunmaktadır. Hatta en yeni yapı kalenin girişinde ki Alaaddin Keykubat tarafından 1800'lü yılların başında yapılan bir camidir. Kalenin surlarının altında minik bir delik vardır, yaklaşık yedi – sekiz yaşlarında bir çocuğun sığabileceği ebatta. Bu deliğin bir gizli geçide ait olduğu ve zamanında ismi Fatma olan bir kız çocuğu önderliğinde kasabanın çocuklarının o geçide girdiği ama bir daha çıkamadıkları rivayet edilir. Tam o geçidin olduğu yerde durup "Fatma'cık kan kus!" diyerek bağırdıktan tam olarak üç saniye sonra "Sen kus!" diye gaipten ses geldiği doğrudur. Teyzemle bunu birebir tecrübe ettiğimiz için doğrudur. Valla billa doğrudur. Çocuk aklı günlerce o geçitle ilgili fantastik planlar kurduğumuz da doğrudur. Ah biz! Ah evvel akıllı biz! Biz Eko'nun ne olduğunu öğrenene kadar oradan bize cevap verenin Fatma'cık olduğuna emindik. Şimdi duyar gibiyim hepiniz hep bir ağızdan yahu "Google" a sorsaydınız ya diyebilirsiniz. Yahu ne Google biz A'dan Z'ye sıralaması olan ve eve hırsız girse cinayet silahı olarak kullanılabilecek kalınlıkta ciltli ansiklopedileri olan bir nesildik Alo! Buradan anlayın işte ne kadar fantastik bir hayal gücüne sahip olduğumuzu. Hala bu hikâyenin bir şehir efsanesi mi yoksa teyzemin bana yedirdiği bir hikâye mi olduğundan emin değilim işin gerçeği.

Yüzde yüz emin olmamakla birlikte sanırım teyzem on üç bense sekiz yaşlarında falandım. Tûba teyzem tekne kazıntısından hallice. Düşünsenize rahmetli Hamiyet teyzemi istemeye geldiklerinde anneannem Tûba teyzeme hamile. Yahu teyzem benden beş yaş büyük anlayın işte. Hal böyle olunca aradaki kuşak çatışması fevkaledenin de fevkinde. Teyzem ergenus onu anladım da ben neyim o konuda hiçbir fikrim yok. Ancak aramızdaki ilişki ölümüne kankayız modundan hallice olunca o nereye ben oraya.

Dedemin de ritüelini anlatmıştım size. Yedi gün ve yirmi dört saati nasıl geçirdiğini…

Mevzunun ne olduğunu hatırlamıyorum ama dedemin teyzemi ve beni delirttiğini hatırlıyorum. Ama nasıl mutsuzuz anlatamam. O kadar canımız sıkılıyor ki yaz gününde soba yakmışlığımız var o derece. Teyzem bana döndü ve dedi ki, "Sarı çiyanım, evden kaçalım mı?" Ben zaten boğa burcuyum, yükselenim de kova. Nerede aykırı bir şey var ben oradayım. Ara gazını ver sal beni. Dedim "Tamam, kaçalım!" Sonra aklıma geldi birden "Peki," dedim "Nereye kaçacağız?"

"Evden bir uzaklaşalım da gidecek yeri buluruz." dedi minnak teyzem.

Olay aynen şöyle gelişti

Yer: Uluborlu

Tarih: 1990

Büşra ve Tuba evden kaçmaya karar vermişlerdir. Çaktırmadan üzerlerine giymek için birer hırka almışlardır. Çünkü Uluborlu'da yaz geceleri de soğuk geçer. Sadece iki külah dondurma almaya yetecek paraları vardır ceplerinde. İki kafadar akşam saat dokuz sularında Taşköprü mevkiindeki evlerinden sessiz sedasız çıkarlar. Yolun başına yani kasaba dilinde asfalta çıkınca yolun başındaki ceviz ağacının altında soluklanırken kahkahalar ile gülmeye başlarlar. Evden kaçmayı başarmışlardır; ancak evden uzaklaştıkları mesafe sadece iki yüz metredir. Asfalta çıkıp musluk mevkiine gitmeye karar verdikleri anda arkalarından gelen korna sesiyle korkudan altlarına edecek kıvama gelmişlerdir. Korkunun ecele faydası yoktur. Arkalarını döndüklerinde Nuran teyzelerinin oğlu deli Akif'in abisi mülayim Basri ile karşı karşıya kalmışlardır.

Basri gayet naif bir ses tonuyla "Hayırdır kızlar bu saatte nereye böyle?" diye sorduğunda Büşra ve Tuba aynı anda "Biz evden kaçtık!" diyerek cevap vermişlerdir. Basri onların bu cümlesine kahkaha atarak cevap verir. "Hadi!" der atlayın motora da sizi dondurma yemeye götüreyim.

Büşra ve Tuba daha evden kaçtıktan sadece on dakika sonra büyük kuzenlerine yakalanmış olunca çaresizce o motora binerler. Basri motorun yani mobiletin arkasına Tuba'yı önündeki boşluğa ise Büşra'yı oturtup Taşköprü'deki eve eniştesinden icazet almak için geri döner. Baş komiser Rasim Bey söz konusu Basri olunca hemen verir o izni. Basri kızları musluk mevkiindeki büyük parka götürür orada birer dondurma yedirir ve eve geri bırakır. Büşra ve Tuba hayal kırıklığına uğramıştır.

Siz hiç evden kaçtınız mı?

Ben kaçtım!

İşte o zaman daha sekiz yaşındayken öğrendim plansızca kalkıştığınız her işin nasıl elinizde pimi çekilmiş bir el bombası gibi patladığını. Hayat denen bu bulmacayı çözmek için zeki ama aynı zamanda akıllı olmak gerektiğini…

Siz hiç damdan düştünüz mü?

Ben düştüm!

O da başka masal da…


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Büşra Çivicioğlu

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sitemap - Güncel Gündem
Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Önemsiz Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Hikaye/Olay
Gömülü ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud Gömme
Görsel
Fotoğraf veya GIF