Sevgili Stefan… -III

Yaşamak her gün ölmek gibi Stefan. Bir kez ölmek mi daha az acıtır, yoksa her gün ölmek mi?- Anıl PAKOĞLU 8 dakika


Bugünlerde kaderimin çizdiği yoldan gidiyorum. Bir gemide gibiyim. Bu gemide yola devam ederken yol kenarını seyrediyorum ve orada geçmişimin bana el salladığını görüyorum. Geçmişime tam dokunmak isterken bir boşluğa uzanıyorum ve kendimi denizin en derininde buluyorum…

Artık dipten çıkmak istemiyorum Stefan. En dip nereyse orada tek başıma kalmak istiyorum. İçimdekileri anlatamayacak kadar yoruldum. Avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum, yapamıyorum. Gitmek istiyorum, yapamıyorum. Beceriksizin tekiyim!

Söylesene dostum! Dünya acıdan başka nedir? Tüm güzel şeyler nerede saklıdır? Yaşama tutunmak için ne yapılmalıdır?

Yaşamak her gün ölmek gibi Stefan. Bir kez ölmek mi daha az acıtır, yoksa her gün ölmek mi? Hangisi bizi gerçeğin ışığına doğru yola çıkarır? 

İnsanlar mı? Onlar mahvetmekten başka ne yapar ki dostum? 

Ölüm mü? Bilinmeyen her zaman caziptir, değil mi?

Her gün öldüğüm şu dünyada arafta gibiyim dostum. Her gün gitmek istediğim şu dünyada mutsuzlukla günlerimi tamamlıyorum. Tek yaptığım şey bu…

Dünyevi uğraşlarla kendimi meşgul ederken kendimden uzaklaşıyorum. Bunu da marifet sayıyorum! Kendimi unuttukça başarılı olduğumu zannediyorum ama her gün yavaş yavaş kendimi bitiriyorum…

Bundan şikayetçi değilim dostum! Sadece yaşamak için deniyorum, deniyorum, deniyorum… 

Çok sevdiğim o insanın yanına gitmek için zamanın ne zaman geleceğini bilmiyorum. O yüzden yaşamayı dalgaya alıyorum. Yerin dibine gömdüğüm duyguları asla yanımda taşımıyorum.

Ne gerek var? Tüm bu oluşumların samimiyetine inanmıyorum dostum! Bu oluşumlarla ortaya çıkan aile, dostluk, aşk gibi kavramlar bana sadece koca bir boşluğu anımsatıyor. Koca bir BOŞLUK!

Bu kavramları hayatının merkezine koyan insanlar, günü gelip yalnız kaldığında meczuba dönüyor. Ben ise zaten meczubum! Bu yüzden hayatı ciddiye almıyorum.

İyi insanlar geride kaldı dostum. Yol kenarında el sallayanlar belki de beni çağırıyor. Onların yanına gitmemek için hiçbir nedenim yok ama sadece kaderimin bana çizdiği yolu bir mahkum gibi seyretmekle meşgulüm. Bunu neden yapıyorum hiç bilmiyorum ama yalnızca devam ediyorum.

Her güne yeniden doğduğum şu dünyada her günün sonunda bir kere daha ölüyorum… Bunun en kötü yanı her gün yeni bir güne uyanmak, en güzel yanı ise bir gün geldiğinde bir daha hiç uyanmamak olacak dostum, biliyorum…

Bu yüzden ben yaşamıyorum. Sadece yaşarmış gibi yapıp, her gün "O günün" hayaliyle dolup taşıyorum…


Beğendin mi? Arkadaşlarınla paylaş!

Anıl Pakoğlu<span class="bp-verified-badge"></span>

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Reklam Engelleyici!

Web sitemiz, ziyaretçilerimize çevrimiçi reklamlar göstererek yayın hayatını sürdürmektedir. Lütfen web sitemizi beyaz listeye ekleyerek bizi desteklemeyi düşünün.

Format Seç
Kişilik Testi
Kişilik hakkında bir şeyler ortaya çıkarmayı amaçlayan bir dizi soru
Bilgi Yarışması
Bilgiyi kontrol etmeyi amaçlayan doğru ve yanlış cevapları olan bir dizi soru
Genel İçerik
Embed'ler ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Embed içerileri
Ses
Soundcloud ve Mixcloud Embed'leri
Görsel
Fotoğraf veya GIF