Savaş ve Barış

İyi bir savaş, kötü bir barış hiç olmamıştır. Benjamin Franklin12 dk


İnsanlığın yüzyıllar boyunca sıkıntı çektiği, vatan uğruna veya gözünü hırs, kan bürümüş devletin ileri gelenleri tarafından ortaya çıkan, ölümün eş anlamlısı olarak nitelendirebileceğemiz bir kavram: SAVAŞ

Bunun yanında insan canının değer gördüğü, her bir canın kıymetinin olduğu ve kimseyi ölüme sürüklemeyen, insanlığın en fazla ihtiyaç duyduğu kavram: BARIŞ

Az önce açıklamasını yaptığım kavramlar herkes tarafından kabul edilebilecek düşünceler. Bu kavramları farklı açılardan ele alacak olursak eğer, bir savaş düşünün. Vatan uğruna veyahut baştaki x isimli bir devlet adamının hırsları yüzünden hiç farketmez. Herkes açlık, yokluk, sefalet içinde çocuklar aç, her gün gözünüzü açtığınızda tek gördüğünüz ölü canlar, sisli bir hava, burnunuza dolan barut kokusu, ve korkunç savaş silahları…

Her kesimden insan cephede arkalarında onca insan belki onların ölüsünü bile göremeyecek bir daha. Savaş bittiğinde belki 1 belki 100 belki 100.000 zayiat olacak. 1 kişi olması durumunda kazanan taraf kutlama yapacak. Herkes rahat bir nefes alacak fakat birkaç kişi hariç… O birkaç kişi ölen kişinin ailesi, sevdikleri…

İşte savaş aslında bu demek. 1 milyar nüfuslu bir ülke olsanız dahi ölen o 1 kişi yıkılan koskoca bir hayat demek. Babasız çocuklar, evlatsız anneler demek. Savaş hangi sebepten ötürü çıkarsa çıksın yine de ölen her can insanlık suçu demektir.

Olaya daha farklı bir yönden bakalım. Yine bir varsayım üzerine ülkede büyük çaplı bir savaş var her yer viran olmuş durumda. İki şansınız var. 

1- Cephede ölümü göze alarak savaşmak

2- Birkaç kişinin yardımıyla başka bir ülkeye göç etmek

Kendi adıma ve bir Türk insanı olarak vatani duygularım ön planda olduğu için ben de sizin gibi ilk şıkkı seçerdim nihayetinde fakat olaya şu açıdan bakmanızı istiyorum.

Ölümlü insanların lanet ideolojilerinin başlattığı bir savaşta, size vatan uğruna öleceksiniz sözlerinin enjekte edilmesiyle cephede ölüyorsunuz. Peki ya sonrasında ne oluyor? Vatanınızı tabii ki onurunuz, haysiyetiniz, şerefiniz uğruna savunmak zorundasınız doğru. Fakat sadece hırsları yüzünden savaş başlatmış devlet büyükleri yüzünden çocuklarınız babasız büyüyor. Onların hiçbir zaman yanında olamıyorsunuz. Savaşı başlatan ve ideolojileri uğruna insanlarının ölümünü gözen olan o kişi zafer naraları atarken siz toprak altında ailenizden uzaksınız. O halkına başarı hikayelerinden söz ederken sizin çocuklarınız açlık ve sefalet çekiyor. İşte bu durumda akıllara gelen tek söz, ateş düştüğü yeri yakar sözü oluyor…

Tabi bu söylediklerim iğrenç ideolojileri, hırsları yüzünden savaş çıkmasına sebep olan x isimli bir devlet adamı. Yoksa gerçekçi bir pencereden bakıldığında ülkenize, yaşamınıza kasteden düşmana karşı tabii ki cepheye savaşmaya gidersiniz fakat demek istediğim bir kişinin amaçları yüzünden ölen milyonlarca insan. Tarihte Adolf HİTLER, Josef STALIN gibi örnekler bu duruma rahatlıkla örnek verilebilir aslında. 

Bunların yanında devlet adamlarının hırsları, gururları ve kibirleri barış kavramını ortadan kaldıran başlıca sebepler. Eğer her şeyden önce olaya barış gözüyle bakılmış olsaydı tarihte olmuş büyük çaptaki savaşların birçoğu engellenebilirdi. Bu sayede insanlık huzur ve barış içinde sevdiklerini kaybetmeden bir yaşam sürdürebilirdi. Bu günümüz şartlarında bakıldığında aslında sadece bir ütopya. Çünkü 21. YY. şartlarında dahi ırkçılık, açlık ve savaşlardan söz ediliyor ise insanlığı daha nice karanlık yüzyıllar bekliyor diyebiliriz…

Sözlerime bir hikaye anlatarak son vermek istiyorum.

Kral Nemrut, Hz. İbrahim‘in kendisine tebliğ yapması üzerine ne kadar güçlü bir kral olduğunu göstermek için büyük bir ateş yaktırarak Hz. İbrahim’i yakmak istiyor. Büyük bir ateş yaktırıyor. Alevler öyle büyüyor ki bütün hayvanlar bir yana kaçışıyor. O sırada bir karınca ağzında su ile ateşin olduğu yere doğru su taşıyor. Onu gören başka bir karınca “Nereye gidiyorsun?” diye soruyor. Karınca: “Kral Nemrut, Hz. İbrahım’i yakacak. Ateşin olduğu yere su götürüyorum” cevabını veriyor. Diğer karınca bu cevaba karşı “Senin taşıdığın su hiç o ateşi söndürmeye yeter mi?” diyerek gülüyor. Karınca ise adeta ders niteliğinde bir cevap veriyor. “OLSUN, HİÇ OLMAZSA HANGİ TARAFTAN OLDUĞUM ANLAŞILIR…”

İşte sizde her zaman yangına su döken tarafta olun. Savaş yanlısı görüşlerle insan canını ateşe atmak yerine, barış düşüncesiyle insanlık adına su tarafında yer almanız dileğiyle…

Konuyla ilgili olarak Stefan ZWEİG-MECBURİYET adlı kitabı okumanızı öneririm. Sağlıcakla kalın… 

 


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Anıl Pakoğlu

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Önemsiz Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Hikaye/Olay
Gömülü ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud Gömme
Görsel
Fotoğraf veya GIF