Neden bizden farkı olana bu denli ön yargılıyız?

3 dakika


Türk Dil Kurumu’nun açıklamasına göre ön yargı “Bir kimse veya bir şeyle ilgili olarak belirli şart, olay ve görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz yargı, peşin yargı, peşin hüküm, peşin fikir” demektir. Konu üzerine yapılan çalışmalar, ön yargının hemen her toplumda ve insanda derecesi farklı olmak üzere bulunduğunu gösteriyor. 

Bu oldukça korkutucu bir durum çünkü ön yargı çoğunlukla düşünsel boyutta kalmıyor, pratiğe de yansıyor; toplumun çoğunluğundan etnik köken, cinsiyet, din ve dünya görüşü, fiziksel durum, yaş veya cinsel kimlik açısından farklı olan kişi ya da gruplar bu sebepten ötürü ayrımcılığa uğruyorlar. Sahip olduğumuz ön yargıların pozitif olması da durumu daha iyi yapmıyor aksine azınlık grupların mağduriyetlerinin nedenlerinden biri olabiliyor. (Örneğin, Amerika’da siyahi erkeklerin fiziksel olarak çok güçlü olduğuna dair yaygın bir ön yargı vardır ve bu genelleme çoğunlukla siyahi erkeklerin maruz kaldığı haksız polis şiddetinin bir  nedeni olarak gösterilir.)

Peki, azınlık grupların ayrık tutulmasına, ayrımcılığa uğramasına ve hatta  fiziksel şiddete ve soykırıma maruz kalmasına sebep olan ön yargılarımızın nedenleri nelerdir? Bu yazımda ön yargıların psikolojik, politik, dini, sosyolojik ve ekonomik nedenlerine bakıyor olacağım. Şimdiden iyi okumalar…

1-) Otoriteryen Kişilik Teorisi

Konu üzerine yapılan psikolojik çalışmalar,  ön yargıları bulunan bireylerin aynı zamanda otoriter kişilik özellikleri taşıdığını da gözlemlemiştir. Bu çalışmalara göre; toplumlarımızda gelenekçi, otoritelere körü körüne bağlı ve sadık, kendilerinde ve başkalarında zayıflık görmeye tahammül edemeyen ve ülkede caydırıcı ve katı bir ceza sisteminin olması gerektiğini düşünen bazı bireyler vardır.  Bu kişilik tipindeki insanlar kendilerinin ait olduğu ideolojik grubu idealize ederlerken kendilerinden farklı olan bütün gruplara karşı da şüpheci ve düşmanca bir tavır takınmaktadırlar.

Uzmanlar, bu kişilik tipinin ortaya çıkmasının sebebi olarak aileyi göstermişlerdir. Buna göre, sert ama tutarsız aile disiplini ve otoritesine maruz kalan çocuklar otoriteye kolayca boyun eğen ve kendi düşüncelerini sağlıklı bir biçimde ifade edemeyen yetişkinlere dönüşmektedirler. Çocuk, ailesinin kendisine bu şekilde davranmasından nefret etmekte ancak bunu ifade edememektedir. Zaman içinde ailesine karşı ifade edemediği bu nefreti kendinden daha güçsüz birey ve gruplara yönlendirmeyi öğrenecektir. 

2-) Günah Keçisi Teorisi

Bu teoriye göre, bazı mağduriyetlerimizin sebeplerini bu durumlardan sorumlu tutulabilecek otorite figürlerindense, gücümüzün yetebileceği azınlık gruplarında ararız. Azınlık gruplar daha kolay erişilirdir ve onlara karşı gelmek ailemizin veya hükümetin otoritesine karşı gelmekten daha kolay ve güvenlidir. Örneğin, iş bulmakta zorlandığımız zaman bunun sebebini kapitalizmin ülkede uygulanması veya hükümet politikalarında aramak yerine suçlunun Suriyeli mülteciler ve sundukları ucuz iş gücü olduğunu söyleriz. Bu durum büyük resmi göremememize ve mağduriyetimizle ilgisiz olan insanlara haksızlık yapmamıza neden olmaktadır. I. Dünya Savaşı sonrası dönemde, Adolf Hitler,  Almanya'nın savaşı kaybetmesinde ve teslim olmasında Yahudileri ve sol görüşlü politikacıları mesul tutmuştur. Bu durum sonrası artan antisemitizm altı milyon masum Yahudinin öldüğü soykırıma yol açmıştır. 

3-) Ekonomik Çıkar Çatışması Teorisi

Bazı devletler, kendi çıkarları için başka halklara karşı ön yargılı bir söylemin oluşmasına neden olurlar. Bu durum özellikle bir grup ya da milletin diğer bir milletin kaynaklarını ele geçirmek istediğinde uyguladığı bir yöntemdir. 17. yüzyılda Büyük Britanya Krallığı’nın büyümesi ön yargılarla beslenen ekonomik büyümenin iyi bir örneğidir. Büyük Britanya, emperyalist amaçlar güderek Afrika’da, Asya’da, Hindistan’da, Avustralya ve Kuzey Amerika’da pek çok yeri kendi çıkarı için işgal etmiştir. Bu işgalleri haklı göstermek ve teşvik etmek amacıyla ırkçı bir söylem oluşturulmuş ve benimsenmiştir. Bu söyleme göre, beyaz ve Avrupalı olmayan bütün halklar vahşi ve medeniyetsizdir. Bu topraklara  medeniyet götürmek ise beyaz adamın yani Avrupalının görevi, adeta yüküdür.

Bazen ekonomik rekabet aynı ülke içerisinde yaşayan insanların da birbirlerine karşı ön yargılı ve düşmanca bir tavır takınmalarına neden olur. Sınırlı sayıda iş imkanı ve acımasız bir rekabet vardır ve her grup aslan payını alanın kendisi olmasını ister. Bu rekabet politik alana da yansır. Sonunda, bir grup ekonomik prestiji elde eder ve diğerlerine ayrımcılık yapmaya başlar. Bu rekabeti ve kendi tutumunu haklı göstermek isteyen galip grup diğerlerini ahlaki normları olmayan şeytanlar olarak gösterir. Politik güç de ele geçirilince bu imaj ve ayrımcı politikalar medya ve kanunlar aracığıyla da desteklenir.



4-) Bize ön yargılı olmayı toplum öğretir.

Ön yargılı davranışın ve ayrımcılığın bir diğer nedeni ise içinde doğup, büyüdüğümüz  toplum ve onun öğretilerdir. Her toplum kendi kültürünü üstün görürken diğerlerine karşı ön yargılar beslemektedir. Çocuklara da erken yaşlardan itibaren bu tutum ve davranışlar öğretilir. Çocuklar bu tür bir bakış açısının “normal” olduğunu önce ailelerinden sonra ise okuldan, akranlarından ve dini kurumlardan öğrenirler. Kitlesel medya da (müzik sektörü, filmler ve özellikle haberler) ön yargıların beslenip büyütülmesinde önemli roller oynamaktadır. İçine doğduğumuz ve düşünmeden kullandığımız dil bile ön yargılı düşünce biçimi pompalamaktadır (gavur dölü, erkek adam, karı gibi, laz aklı gibi).

Küçük yaşlardan itibaren maruz kaldığımız tarih dersleri çoğunlukla Türk/Osmanlı perspektifinden bizlere anlatılmaktadır ve şanlı olan her zaman biz ve fetihlerimizken suçlu olanlar her zaman “onlardır.” Bu durum artık dizilere de yansımaktadır. Türk karakterler inanılmaz derece akıllı, güçlü, haklı ve yakışıklıyken, Bizanslı karakterler sadece kötülükten meydana gelmiş insan müsveddeleridir.

5-) Dini ve politik nedenler

Karşı tarafı şeytanın hizmetinde olan cehennem zebanileri olarak görmeye devam ettiğimiz sürece karşılıklı anlayış ve empati kurabilmek pek mümkün değildir.  Ancak her din kendi öğretisinin takip edilmesi gereken tek gerçeklik, cennete çıkan yol olarak gösterirken, diğer dinler şeytanın uydurduğu yalanlardır. Bu dinlere inananlar ise cehennemlik olmayı hak etmiş kafir sürüsüdür.  

Bu anlayışın hüküm sürdüğü dinlerin yaygınlığının yanında bir de dünyayı biz ve "ötekiler" olarak ayıran milliyetçi ideolojinin gücü ön yargıların varlığını iyice güçlendirmektedir. Bu ideoloji, bizlerin kendi ulusumuzun çıkarlarını her şeyin üstünde görmesine neden olur oysa önemli olan bütün insanlığın ve dünyamızın menfaatini düşünebilmektir. 


Beğendin mi? Arkadaşlarınla paylaş!

Cemile Atlı<span class="bp-verified-badge"></span>

2 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Reklam Engelleyici!

Web sitemiz, ziyaretçilerimize çevrimiçi reklamlar göstererek yayın hayatını sürdürmektedir. Lütfen web sitemizi beyaz listeye ekleyerek bizi desteklemeyi düşünün.

Format Seç
Kişilik Testi
Kişilik hakkında bir şeyler ortaya çıkarmayı amaçlayan bir dizi soru
Bilgi Yarışması
Bilgiyi kontrol etmeyi amaçlayan doğru ve yanlış cevapları olan bir dizi soru
Genel İçerik
Embed'ler ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Embed içerileri
Ses
Soundcloud ve Mixcloud Embed'leri
Görsel
Fotoğraf veya GIF