Mitoloji: Tanrılara Dair “Apollo ve Defne”

Ve derler ki; “Sakın aşkı küçümseme. Her şeyi yeneceğini sanan güç ve akıl; sadece aşka yenilir.”5 dk


  Apollo. Tanrıların tanrısı Zeus’un kıymetli oğlu. Işığın, müziğin ve sanatın tanrısı. İnsanlarla tanrılar arasındaki bağı kuran, hastalara şifa olduğu söylenen, kehanetin ve öngörünün tanrısı.

   Ve onun biricik aşkı, su perisi Defne.

   Her gün altın arabası ile peşinde güneş oradan oraya gidermiş Apollo. Geçtiği her yeri aydınlatır çevresindekileri kendine hayran bırakır, müziği ve sanatı ile başları döndürürmüş. Kadınlar onun ışığıyla aydınlanmak için saatlerce gelişini bekler, şiirini dinlemek için sıraya girer, bilgeler kehanetlerini ve öngörülerini duymak için can kulağıyla onu dinlerlermiş. 

    Apollo bir gün yine altından arabası ile gökyüzünde gezerken bir yılan ile karşılaşır. Bu dev bir pitondur. Daha önce hiç bu kadar büyük ve korkutucu bir yılanla karşılaşmamıştır. Yılanın kendisine saldırmasından ürken Apollo, tanrısal kılıcını çektiği gibi öldürür orada yılanı. Korkusundan kurtulmuştur kurtulmasına ama bu sefer de vicdanı rahat etmez. Bir anlık tedirginlikle pitonu öldürmenin tanrısallığını ve gücünü kirlettiğine inanmaya başlar. Kirlenen bu tanrısallığını ve gücünü temizlemek için tam 7 yıl dünyaya iner ve dünyada yaşar. Bu süre de bir kralın sürüsüne çobanlık yapar. Çobanlık yaparken ise tanrıların çalgısı liri çalmayı öğrenmeye başlamıştır. Bir süre sonra liri o kadar güzel ve eşsiz çalar ki Zeus ona bunca zamanın sonunda “müziğin tanrısı” gücünü de verir. Apollo artık karşı konulmaz bir tanrı olmuş, kendine güveni daha da artmış, bütün kudretin kendisinde olduğuna inanmıştır.

  

   

69D69506-FB49-4A66-8BC3-3FB87966110C.gif?fit=600%2C594&ssl=1

Apollo yine bir gün altından arabası, gözleri alan ışığı ve lirinden dökülen eşsiz notalarla gökyüzünde gezmektedir. Üzerinde yoğunlaşan hayran bakışlar, şiirinin efsunu, müziğinin ezgisi ve kehaneti bilme gücü onu adeta gökyüzünün sahibi yapmıştır. Bir uçtan bir uca gezerken  güzel mi güzel, şirin yüzlü aşkın tanrısı Eros ile karşılaşır. Kendisinin heybeti ve karşı konulmaz gücü karışısında Eros'un bu saf ve masum hali Apollo’yu güldürür. Elindeki oku ve yayı görünce içten içe daha da eğlenir ve ona şöyle der: “Ey aşkın tanrısı Eros. Senin bu haline hiç ok ve yay olur mu. Bırak da ben onları gerçek bir savaş meydanında kullanayım. Bilirsin benim attığım ok her zaman yerini bulur bu konuda üzerime yoktur. Hem senin de eline yakışmıyor onları bana ver!“

   Bunları duyan Eros hem çok sinirlenmiş hem de çok üzülmüştür. Güzel gözlerinden adeta alevler çıkmıştır. 

   Sinirli bir şekilde Apollo’ya bakar ve şöyle der: “ Ey güneşin, ışığın ve sanatın tanrısı. Ey okun ve yayın usta tanrısı güçlü ve akıllı Apollo. Elbette senin okların her şeyi vurur ama unuttuğun bir şey ver benim oklarım seni bile vuracak güçte. Benim oklarım bir gün seni bile vuracaktır.“ Sözlerini bitirdikten sonra hızlıca Apollo'nun yanından ayrılır ve o günden sonra her an Apollo’yu takip eder.  

    Şiirin ve sanatın tanrısı Apollo günlerden bir gün yine gökyüzünde tüm heybetiyle gezerken yeşillikler içindeki ülkesinde tek başına gezmekte olan Defne’yi görür. Tanrıçaları bile kıskandıran su perisi güzeller güzeli Defne. Günlerdir onu izleyen, her adımını takip eden Eros tam o anda iki ok çıkarır. Biri aşkın oku, diğeri ise nefretin okudur. Aşkın okunu Apollo’ya nefretin okunu ise Defne’ye saplar. O andan sonra Apollo her an Defne’ye daha çok aşık olacak; Defne ise aşktan olabildiğince kaçacak ve nefret edecektir. 

    Apollo her gün Defne’yi izlemek için dünyaya, ormanın içine ve akarsuların yanı başına gelmeye başlamıştır. Günlerce onu gizli gizli izlemiş onun aşkını hak etmek için elinden geleni yapmıştır. Defne ise kalbini aşka kapatmış, aşka olan nefreti her geçen gün daha çok artmaktadır. Apollo’nun artık ne savaşlardaki başarısı, ne sanatı ne ışığı eskisi gibi değildir. Babası, tanrıların tanrısı Zeus ise bu haline her geçen gün daha çok üzülmektedir. Adeta kendini kaybetmiş, Defne’nin aşkı karşısında tüm gücünü yitirmiştir oğlu Apollo.

    Gün geçtikçe onu böyle uzaktan uzağa izlemek artık Apollo’ya dokunmaya başlamış, canını sıkmıştır. Sonuçta o bir tanrıdır. Güneşin, ışığın, sanatın ve müziğin tanrısı Apollo. 

   Bir gün yine gizlice Defne’yi izlerken karşısına çıkıvermiş Apollo. Tam onunla konuşacakken Defne bir anda korkmuş ve hızlıca kaçmaya başlamış. Apollo arkasından ona olan aşkını bağırarak haykırarak söylemeye devam ettikçe Defne daha da korkmuş ve nefesi kesilene kadar koşmaya devam etmiş. Hızlandıkça hızlanmış. Bir an bile Apollo’yla konuşmaya onun sesini duymaya tahammülü yokmuş. 

   Apollo tüm gücüyle ona yaklaşmak için çabalamış , bir yandan aşkını bağırırken bir yandan da bütün gücüyle koşmuş durdurak bilmeden koşmuş. Defnesine attığı her adım onu daha da aşkla güçlendirmiş.

     Öyle bir an gelmiş ki Apollonun nefesi Defne'nin enseninde. İşte o anda Defne’nin ağzından şunlar dökülmüş “Ey toprak ana, beni ört, beni koru beni sakla!” Defne’nin bu içten yalvarışıyla vücudu birden ağırlaşmaya, kök salmaya başlamış. Su gibi tertemiz ve berrak teni kabuk bağlamış. Mis gibi kokan saçları yaprak yaprak açılmaya, minicik bedeni de dallarla çevrilmeye devam etmiş. 

  Gördükleri karışısında ne yapacağını bilemeyen Apollo hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamış. Günlerce ağacın başından ayrılmadan gözyaşı dökmüş. Defne ağacı‘nın yapraklarının mis kokusunu içine çekmiş. Acı ve üzüntü içinde şunlar dökülmüş dilinden; “Ey güzeller güzeli Defne, ben sana aşıktım, ben seni çok sevdim neden benden kaçtın? Bu dünyada senden başka beni reddedecek canlı yoktu neden beni istemedin? Madem beni istemedin ve Defne ağacı oldun, sen benim onur ağacım olacaksın. Bütün kahramanlar bu ağacın önünde saygıyla eğilecek. Bundan böyle  bütün kahramanlar ve ben bu ağacın yaprağıyla süsleyeceğiz kendimizi. Bu ağacın yaprağı yaz kış yeşil kalacak, etrafa kokular saracak. Ve ben seni başıma taç edeceğim.” 

       Bu mitolojik hikayenin geçtiği yer bugün ki Hatay’ın “Harbiye”sidir. Harbiye’den akan her damla da Defne’nin gözyaşıdır.  

      Ve derler ki; “Sakın aşkı küçümseme. Her şeyi yeneceğini sanan güç ve akıl; sadece aşka yenilir."


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Fatma Erol

Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sitemap - Güncel Gündem
Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Önemsiz Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Hikaye/Olay
Gömülü ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud Gömme
Görsel
Fotoğraf veya GIF