Melankoliğin İzdüşümü

"Nosce te ipsum'un (Kendini bil) çöküş reçetesi, olduğu yerde kendini unutmak, yanlış anlamak, küçültmek, -daraltmak- vasatlaştırmak aklın ta kendisidir."-Nietzsche10 dk


Bir cumartesi sabahı, her zaman gördüğü ilhamlı rüyalarından yoksun, gözlerini açtı. Yatağın içinde dört döndü ve pandemiden dolayı boşalmış sokakları düşünerek, insanın nasıl bir ucube olduğuna kanaat getirdi. Kendisini Gregor Samsa’ya benzetti fakat bir böceğe bile dönüşemiyor olduğu için-ki böceğe dönüşse daha iyi hissederdi- yaralarına merhem olacak bir düşünceye erişemiyordu. Tüm insanlık evlerine kapanmış ve birbirlerine hasret duyarken, o sanki bunca zamandır böyle bir anın hasretini çekiyordu da sonunda kavuşmuştu tüm insanlığın kendisini anlayacak kadar yalnız kaldığı an’a… 

Üzerine elzem olmayan konulara bile kulak kabartır, hemen bir fikir yürüterek bir şeyleri biliyormuşçasına dümen çevirir ve bundan haz alırdı. Çünkü insanlar onun gözünde yalanlara inanmayı tercih eden birer aptal ve birbirine ne pahasına olursa olsun yalan söylemeye meyilli psikopatlardı. Fakat zaman zaman da insanları aşırı seven dengesiz bir yapıya sahipti. Kendisi bile bunu çözümleyemiyordu. Çünkü aslında, içinde bulunduğu durum çok mantıksızdı. Rasyonellikten uzaklaştıkça kendisi için bir şeyler yapmaktan da kaçınıyordu. Kendine itiraf etmesi gereken veya insanlardan duyduklarını değerlendirmesi gereken bazı cümleler vardı. Neyse, dedi, bu kadar ‘günaydın acısı’ yeter. Biraz yataktan kalkıp, hayatını zehir edecek yeni şeyler düşünmeli, gününü her gün gibi boşluğa düşmüş bir ruh haliyle sonlandırmalıydı. Fakat o da ne? Zaten gözlerini zor açtırabildiği bedeni, sanki yatağa zamkla yapıştırılmış gibi hareketsiz ve söz dinlemez bir şımarıklık içindeydi. Felç olmamıştı, çünkü pencereden bacaklarına vuran güneşin ısısını hissedebiliyordu. Yalnızca ruh felciydi bu. Aşılması gereken engeller ve özverili davranarak bu felci tedavi edebilirdi bu saatten sonra. Herkesin hayatında bir dönüm noktası olduğuna ve bu dönüm noktasında hayatının çılgınca bir kavis aldığına hep kitaplardan ya da izlediği filmlerden şahit olmuştu.

Direkt ani bir ruh hali değişimiyle karar aldı. İlk gerçekleşmesi gereken yegane şey, kendi için bir şey yapmaktı. İçinden 100’e kadar saydı. Sonra ikişer ikişer atlayarak geriye doğru saydı. Beyni için güzel bir jimnastiğin ardından kalktı ve pencereden dışarı baktı. Göçebe kuşların sesine kulak verip, gözünü semaya dikti. Kuşlar ‘V’ şeklini almış, senkron halde uçuyorlardı. Hayatı iyi tarafından algılayan biri olsaydı, bu görüntüye hayranlık duyabilirdi. Ama bizimki oldukça ketum bir tavırla güneşliği çekip yerinden fırladı. Kendine kahvaltı hazırlamak ikinci planıydı. Çünkü çoğu zaman yemek yemeyi bile unutacak kadar kendine karşı özensizdi. Kendine kahvaltı hazırlamak onun için önemli bir özveriydi ama kuşların V şeklindeki görüntüsü kayda değer bir estetik barındırmıyordu. İyimser bakış açısı adeta kör bencildi. Hayatın içerisindeki ahenge gözlerini kapamış, yalnızca kendi yarattığı karamsar berbat düşüncelere kalbini açmıştı. Zaten herkese ve her şeye karşı kırılgan olan yapısını, karamsarlık duvarıyla kapatmış, sırf vücuduna söz geçiremediğinden, kendi için bir şeyler yapmaya karar vermişti. Kendine karşı bile bencil olan biri, hayata karşı hevesini nasıl diri tutabilirdi ki… 

Bu yavan hayatında kendine başarılar diledi, gözlerinin önünden yaşadığı tüm kötülükleri geçirerek kahvaltısını sonlandırdı ve ait olmadığı yere, zihnine geri döndü.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Ali Yasin Çetin<span class="bp-verified-badge"></span>

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Önemsiz Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Hikaye/Olay
Gömülü ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud Gömme
Görsel
Fotoğraf veya GIF