Lüks, İhtiyaçları Gizler

Başkasının malına göz mü diktik yoksa?7 dakika


Kötü eleştirsek, burun kıvırsak bile, içten içe arzuladığımız şaşaa yüklü etkinlikler, ürünler, kısacası yaşamlar. Bize dokunmadıklarını sanarak, başka dünyanın kulağa gelen hoş sedası izleniminde dikkatimizi çeken, kuş sütü eksik sofralarda düzenlenen lüks eğlence geceleri. Ülkenin siyasetçileri tarafından tertiplenen toplantılara, memleket yararına kullandıkları son model arabalarla teşrifler, Dolmabahçe Sarayı’ndan eksik kalmayan salonlarda, şıkır şıkır ahizelerin ışıklarıyla bezeli gülen yüzlerin kahkaha sesleri.Şayet bu lüksün, bizimle hiç alakası yok mu? Başkasının malına göz mü diktik yoksa?

Lüks tüketim, ulusun dar ve orta gelirli vatandaşları tarafından satın alınıp kullanılamayacak kadar pahalı, yüksek katma değerli ürünlerin üretimini, alım ve satımını kapsar. Yüksek gelirlilerin belirli isteklerini veya ihtiyaçlarını karşılayacak bu ürünler üretim sürecine girdiğinde bilin bakalım kimler tarafından varlık sahasına sokulur?

Orta ve dar gelirli vatandaşların, işçilerin, mavi yakalıların emeğiyle ham maddeler işlenir, makineler çalıştırılır. Dolayısıyla, ürettiklerini alamayacak kadar zayıf düşürülmüş, toplumun büyük kısmını oluşturan insanlar tarafından lüks ürünler yaratılır.Lüks ürünlerini sattıkça banka hesapları şişen işveren, herhangi grev(üretime uzun süre ara verilmesi) veya lokavt(işçilerin topluca işten çıkması) durumlarını kotaracak sermayeye sahip olur. Maaşı yetmeyen her işçinin serzenişine ve toplu mücadelelerine verdiği karşılık, bu cümleyle özetlenebilir:

Buyrun efendim, isterseniz işi bırakın. Ben yerinize başkasını bulur, bulamasam bile, üretimin durduğu süre boyunca kendi cebimden yer yine de batmam. Ancak siz açlıktan sürünür, miğde ağrıları çeker önünde sonunda kapıma gelirsiniz!

Dolayısıyla her lüks tüketim, zorunlu geçim araçları tüketimini baskılar. Tek masrafı, alacak ekmeği olan işçinin yaşamını zora sokar.

Peki zorunlu tüketim araçlarında durum böyle midir?

Hayır. Cevap kısa ve net. Sebebi ise çok açıktır. Çünkü zorunlu tüketim araçları üreten bir fabrikanın müşterisi, yine çalıştırdığı işçilerdir. Onların alışveriş yapamaması demek, kendi iflas bayrağını çekmesiyle aynıdır.

Toplumsal rahatlamayı, ulusun güçlenmesini, topraklarımızda refahı ve üretimi sağlayacaksak, ilk önce toplumcu olmalıyız. Toplumumuzu meydana getiren her bireyin hakkını, en az kendi hakkımız kadar savunmazsak, bu savunuyu ise akıl sahasında, kültür, sanat ve bilimin yardımıyla yapmazsak halimiz nicedir.

Siyasetin halkın yararına işletilmesinden vazgeçildiği şu günlerde, içinde bulunduğumuz kötü ekonomik koşulları yaratan kitlesel davranışlarımızdan birine, yani lüks tüketime eleştiri getimek istedim. Önce ulus, sonra dünya olarak, yaşamdaki önceliklerimizi tekrar gözden geçirmeliyiz.

Herkese dostça selamlar. 


Beğendin mi? Arkadaşlarınla paylaş!

Yunus Pandur<span class="bp-verified-badge"></span>

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Format Seç
Kişilik Testi
Kişilik hakkında bir şeyler ortaya çıkarmayı amaçlayan bir dizi soru
Bilgi Yarışması
Bilgiyi kontrol etmeyi amaçlayan doğru ve yanlış cevapları olan bir dizi soru
Genel İçerik
Embed'ler ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Embed içerileri
Ses
Soundcloud ve Mixcloud Embed'leri
Görsel
Fotoğraf veya GIF