Kırmızı

Kendi hayatını bile uzaktan yaşayan bir kızdı. Bir kere bile yaşamayı denememişti. Bunu ona ailesi öğretmişti.15 dk


Kırmızı

Kendi hayatını bile uzaktan yaşayan bir kızdı. Bir kere bile yaşamayı denememişti. Bunu ona ailesi öğretmişti.


Diğer Edebiyat içeriklerine ulaşmak için tıklayın…


Merhabalar,

1 yıl önce tamamlamış olduğum “Kırmızı” isimli öykümü sizlerle paylaşmak istedim. Böylece sizlere anlatmak istediklerimi anlatabileceğimi düşünüyorum. 12 bölümden oluşan bu öykünün İstanbul Sözleşmesi’nin tartışıldığı şu günlerde sizlere bu sözleşmenin neden gerekli olduğunu anlatmak istiyorum. 

Keyifli okumalar dilerim. 

Titreyerek çıktı yatak odasından. İçinde korkuyla karışık bir ferahlama hissediyordu. Beyninde dönüp duran ne yaptım sorusuna bir anlam yükleme çalıştı ancak başarılı olamadı. Yaşadığı şokun etkisi yüzünden kolundan akan kan damlalarını görmüyor, yere damladıkça çıkan o soluk sesi işitmiyordu. Ayrıca yüzü gözü kan içindeydi, sol kolunda derin bir yara vardı. Ter bütün vücudunda öyle damlalar oluşturuyordu ki bu insanın yağmurda kaldığını zannedebilirdiniz. Kıyafeti kan içindeydi. Göğsü hızla inip kalkarken ellerine baktı. Kıpkırmızı olmuşlardı. Şakaklarının zonkladığını duyuyordu. Her şey o kadar sessizdi ki. Ne yaptığını kavrayamamıştı ancak kendini büyük bir yükten kurtulmuş gibi hissediyordu. Yıllardır taşımakla yükümlü olduğu bir yükten.
Önce hızla salonun kapısını kapattı böylece kız onun ne yaptığını göremeyecekti. Daha sonra yatak odasına döndü, yerde yatan cesede birkaç dakika boyunca uzaktan baktı. Sonunda bitmişti. 6 yıldır yaşadığı bu kötü hayat sona ermişti. Çektiği eziyetler tümüyle bitmişti. Kocası yatıyordu yerde. Zafer kazanmış bir edayla cesede yaklaştı. Kendini gülümsemekten alamıyordu. Kanlar içinde yatan bu adam kocası mıydı? Yıllardır kendisini aşağılayan, hor gören adam bu muydu? İnanamıyordu. Yüzündeki tebessüm artıyor, dişleri ortaya çıkıyordu. Sigaradan sararmış dişleri, görünmek için neredeyse 6 yıl beklemişti. Çünkü 6 yıldır gülmek gibi kavramlar ona uzaktı. Kahkaha onun adıyla birlikte anılamazdı. Lavaboya doğru hızlı adımlarla yürüdü. Bu sırada kan içindeki ellerini dar uzun koridora sürüyor, duvarda 3 tane uzun kırmızı iz bırakıyordu. Özgürdü artık. Hiç olmadığı kadar özgür. Lavaboya girdiğinde aynada ona bakan kişiyi tanımadı en başta. Dağınık ve yolunmuş saçı onun yanaklarına ve gözünün önüne düşüyordu. Yüzünde kurumuş veya kurumakta olan kan izleri vardı. Mavi gözlerinin çeperinde bulunan ince ve küçük kanlar kurumuştu. Suyu açtı ve ellerini yıkamaya başladı. Bu sırada yüzüne hızlı hızlı su çarpıyor, ayılmaya çalışıyordu. Lavaboya akan kan önce hafif pembeleşiyor, daha sonra gidere akıyordu. Kolunda bir sancı hissetti. Aynaya doğru kolunu kaldırdığında dirseğinden bileğine kadar kesilmiş derin bir yara gördü. Yaradan kan sızıyordu. Ama yukarı kaldırınca boşanır gibi aktı. Kemiği gözükecek kadar derindi yara. Korktu. Musluğu kapattı, hızlı adımlarla yatak odasına girdi. Çekmeceleri karıştırdı ve sonunda iğne iplik bulabildi. Bu pek sağlıklı değildi ama şuan için daha iyi bir seçenek yoktu. Her ne olursa olsun Kız için yaşamalıydı. Ekşi bir ter kokusunun hakim olduğu ve hiç sevmediği, yatarken hiç huzurlu olmadığı yatağa oturdu. Sol koluyla bir şey tutamadığını fark etti. Müthiş bir sancı veriyordu artık sol kolu. İğneyi derisine geçirdikçe dişleri gıcırdıyor, soluk alışverişi hızlanıyordu. Kesik kesik iniltilerle yarım saat içinde yarayı kapattı. Lavaboda bulunan sargı beziyle üstünü kapattı. Sol kolu zar zor hareket ediyordu. Lavaboda yüzünü iyice yıkamıştı. Ama üstünü çıkarmak istemiyordu. Çünkü bu kıyafetler en nüfuzlu ve en güçlü komutanların, zırhlarından, üniformalarından daha asil bir kıyafetti. Kendini kazanmış hissediyordu. Hayatta bir şey kazanamamış insanlardan biriydi o da. Her zaman mağluptu. Ama bugün bir şey kazanmıştı, hayatın ona attığı yükleri sırtından atmayı başarmıştı. Kendini kahraman gibi görüyordu.
Mutfakta bulunan sigarasını aldı ve yatak odasına geri  döndü. Cesede delici gözlerle bakıyor, bu sırada sigara içiyordu. Sarı dişlerinin arasından çıkan dumanlar odanın boğucu havasını daha fazla boğucu kılıyordu. Bu yatağın yanında yere yığılmış dertop olmuş adam ona 10 yıl eziyet etmiş adam mıydı? Ne tuhaf diye diyordu içinden Leyla. Şuan oturduğu yatağa baktığında değiştirildiğinde kurtulabileceği ter kokusundan başka bir problem görmüyordu. Ama bir gece önce bu yatağa baktığında korku, dayak, titreme ve tecavüz görüyordu. Ne çabuk değişiyordu her şey. Bir gece önce onu bu korkulardan kıvrandıran bu yatak değildi sanki. Bu odalar bu ev sanki dün yaşadığı evden farklıydı. Bu sarı duvarlar sanki dün bir hapishanenin duvarlarıydı. Bu duvarlar bir evin duvarıydı, Leyla bunu yeni fark ediyordu. Bir insan bu kadar mı değiştiriyordu her şeyi. Hem de hayatı boyunca insanlara eziyet etmekten başka bir işe yaramamış bir insandı bu insan. Demek böyle vasıfsız bir adam bile bu kaderi kolayca değiştiriyordu. Düşüncelerde boğuldu bu sürede. Ne yapacaktı cesedi onu hiç düşünmemişti. Hapse girmek yerine intihar etmeyi tercih ederdi. Bu yüzden teslim olmayı düşünmedi. Zaten yıllardır bir hapishanede yaşamıştı.
Kızı ne zamandır görmüyordu. Onu salonda öyle bırakamazdı. Bu yüzden dolabı açtı ve kıyafet değiştirmeye başladı. Sol kolu onun kıyafetini değiştirmesine engel oluyordu. Kolunu yukarı kaldırdığı zaman felaket bir acı hissediyor bu yüzden penyeyi üstünden çıkarırken birazdan gelecek acının hissiyle geriliyordu. Penyeyi çıkarttığında soluk vücudunda kanlı penyenin izlerini gördü. Penyenin temiz olan tarafıyla karnının üstünü ve göğsünü temizlemeye çalıştı ancak bu kan izlerini yaymaktan başka bir işe yaramadı. Lavaboya gitti. Musluğu açtı ve tek eliyle vücuduna su çalmaya başladı. Kağıt havluyla da kurulamaya çalışıyordu. Yere pembe damlalar düşüyor, kağıt havluyu katlaya katlaya temiz bir yeri kalmayana dek vücuduna sürüyordu. Tam olarak temizleyemese de giyeceği penyede iz kalmayacağına emin olduğunda kağıt havluları tuvalete atıp sifonu çekti. Yavaş adımlarla lavabodan çıktığında kızı yatak odasına bakarken gördü. Sert bir sesle bağırdı. “Hemen salona git.” dedi. Kız sakınarak yanından geçti ve salona koşar adım yürüdü. Yüzünden silinmeyecek bir şaşkınlık ifadesiyle.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Osman Birer

Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sitemap - Güncel Gündem
Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Önemsiz Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Hikaye/Olay
Gömülü ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud Gömme
Görsel
Fotoğraf veya GIF