Kırılgan Erkeklik (Fragile Masculinity) Nedir? Neden Aşılmalıdır?

3 dakika


Türkiye’nin en çok izlenen dizilerinden biri olan Çocuklar Duymasının 83. Bölüm 36. dakikasından itibaren başkarakterler Haluk ve Meltem arasında aşağıdaki, dikkat çekici diyalog gerçekleşmektedir.

Meltem karakteri eşi için pembe tonlarında bir kazak almıştır ve eşinden bu kazağı giymesini istemektedir (izlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=Vc0yjdvUevM&t=2200s): 

Meltem: Aa Haluk. Sana aldığım şu kazağı hala giymedin, bugün giysene.

Haluk: Meltem sen renk körü falan mısın? Bu resmen pembe!

Meltem: Aa! Ne olmuş canım pembeyse, bence gayet güzel. Bak.

Haluk: Tutma şunu gözüme, bakarken bile gözümü acıtıyor.

Meltem: Ay saçmalama Haluk bir kere ben buna çok para verdim, çok iyi bir marka.

Haluk: Bana ne! Delikanlı adam böyle renk giymez. Resmen pembe bu!

Meltem: Ay delikanlı adam onu giymez, delikanlı adam bunu giymez. Yık şu tabularını artık Haluk.

Haluk: Her şeyi yıkabilirim ama bu pembeyi yıkamıyorum.

Meltem: Bak Halukcuğum bu düşünceler seni yiyor, bitiriyor. Seni, beni, hatta hepimizi çok etkiliyor. Ya, bu tabuları yıkmamız lazım. Bunun içinde bu kazağı giymen şart.

Haluk: Peki millete nasıl anlatacağız bunu? Haluk beye bakın pembe giymiş! Ee bugün tabuları yıkıyoruz idare edin artık mı diyeceğiz.

Meltem:  Ah işte senin sorunun bu!  Sen millet ne der acaba… Ay etraf ne der acaba… Bence senin kendine güvenin yok.

Tartışmanın sonunda, Haluk kazağı bir gün boyunca giymeye ikna olmuştur ancak tam da beklediği tepkiyi almış, herkes onunla alay etmiştir. Haluk da meselenin sadece kendi zihniyeti değil bütün Türk erkeklerinin zihniyeti olduğunu, bu değişmeden kendisinin bu rengi giyemeyeceğini söyleyerek kazağı çıkarmıştır.

Bu ve benzeri sahnelerde Haluk ve onun gibi düşünen erkeklerin bakış açıları sorgulansa da, dizi, genellikle “taş fırın erkeği”, milliyetçi ve maço Haluk’u ideal eş olarak göstermektedir. O duygularını gösteremese de (ki ideali budur) sevecen bir baba ve eş, cesaret timsali bir erkek ve “beyaz Türk” düşmanı bir milliyetçidir. Ancak bu cesur mu cesur ideal Türk erkeğimiz bile kabul etmiştir ki, onun neyi giyip, neyi giyemeyeceğine kendisi değil, aslında toplum karar vermektedir. Peki, bu durumun nedeni nedir? Erkeklerin toplumdan gördüğü baskı onları ve toplumu nasıl etkilemektedir? Bu yazımda elimden geldiğince bu konu üzerinde durmaya çalışacağım. Şimdiden iyi okumalar…

Kırılgan Erkeklik Nedir?

Kırılgan erkeklik (fragile masculinity) kavramı ilk defa psikolog Joseph A. Vandello ve arkadaşları tarafından ortaya atılmıştır. Vandello ve arkadaşlarının yaptığı çalışmaya göre erkeklik zor kazanılan ancak kolay kaybedilen bir “hak” ve bir “statüdür.” Bu statü ve hakkı kaybetme tehlikesi yaşamak, “kılıbık”, “kadınsı” ya da “gay” olarak görülme ihtimali, erkeklerde kaygı ve strese neden olmaktadır. Bu durumla karşı karşıya kalan erkekler “erkekliklerini” ispat etmeye girişirler.

Peki, “erkeklik” nasıl ispat edilir? İlkel toplumlarda da erkeklik, hayvan öldürme, sünnet olma veya vücutta yaralar açma gibi çeşitli ayinlerle ispat edilen bir statüyken; modern toplumda, erkek birey toplumun “kadınsı” olarak gördüğü her  türlü davranıştan uzak kalmak zorundadır.


Peki, Nedir Bu Kadınsı Olarak Görülen Davranışlar?

Bu yazı öncesinde, toplumda “delikanlı adamı bozar” diye nitelendirilen davranışlar hakkında az çok bir fikrim vardı. Ancak, araştırma yaptıktan sonra gördüm ki bu tanım aslında çok geniş ve pek çok farklı davranışı içine alabiliyor. Bu durum hem ürpertici hem de aslında biraz komik.

İnternette biraz gezindikten sonra gördüğüm, “kadınsı “ olarak tanımlanan davranışların bazıları ise şunlar: yanında biri varken ağlamak, pembe dizi izlemek, küpe takmak, ayna karşısında vakit geçirmek, haddinden fazla neşeli olmak (bu neden acaba), diyet yapmak ya da yediğine içtiğine önem vermek, yanında nemlendirici özellik taşıyan kozmetik ürünü bulundurmak ve kullanma haysiyetsizliğinde (!) bulunmak, dar giysi gitmek, yeterince agresif olmamak, dedikodu yapmak (gerçekten mi), alışveriş yapmayı sevmek (Allah korusun tabii), yüze herhangi bir şekilde bakım ve maske yapmak (tek makul olanı saniyeler içinde yüze su çarpıp aynaya bakmadan suç mahallini terk etmek sanırım)tatlı yemek, renkli kokteyllerden içmek, romantik komedi izlemek, problemleri hakkında konuşmak....

Dahası da var...

Manikür & pedikür yaptırmak, mor ve pembe renklerde elbise giymek, çiçeklerle ilgilenmek, çiçek sevmek , yoga yapmak, dans etmek, yemek pişirmek, pasta süslemek, bulaşık yıkamak, artistik  buz pateniyle ilgilenmek, sakız çiğnemek, topitop yemek,  saç boyatmak, papyon takmak, koşmak (delikanlı adam koşmaz, maymun olmaz! ), kendinden uzun kadınla çıkmak, oturarak işemek (yok artııkk), “felan” demek, slip mayo, parmak arası terlik giymek, eşi ve sevgilisi tarafından toplum içinde azarlanmak, kariyer sahibi olmak isteyen kadınla evlenmek (durum orijinalde bir ekşi sözlük kullanıcısı tarafından  “delikanlıyı en çok kariyer hırslarıyla bezenmiş karı almak bozar” diye tarif edilmiştir )fular bağlamak, latte içmek vesaire. Örnekler daha da çoğaltılabilir ama sanırım durum anlaşıldı. 

Bu arada, belirtmeliyiz ki, bu davranışların “kadınsı” davranışlar olarak görülmesi tamamen bulunduğumuz coğrafyaya ve zaman dilimine bağlıdır; farklı zaman ve mekânda benzeri davranışlar normal ya da erkeksi olarak değerlendirilebilir. Örneğin, pastel renklerin bebekler için ilk kez moda olduğu dönemde (19.yy), daha “zarif ve sönük” olduğu düşünülen mavi renk kız bebekler için uygun görülürken, daha “güçlü ve parlak” bir renk olan pembe erkek bebekler için düşünülmüştür. Daha sonrasında ise bu durum günümüzdeki halini almıştır. 

Kırılgan Erkekliğin Sonuçları

Kırılgan erkeklik kavramını çalışan psikologların belirttiğine göre, kendisine normalden fazla kadınsı özellik taşıdığı söylenen erkeklerde  anksiyete, stres ve panik durumunda artış gözlemlenmiştir. Erkekliklerini kanıtlama derdine düşen bu bireylerin aynı zamanda saldırganlaşmaya başladığı ve seksist ve homofobik davranış ve söylemlerde bulunduğu görülmüştür. 

Anlaşılan kırılgan erkeklik, yalnızca erkekleri değil bütün bir toplumu olumsuz yönde etkileyen bir durum. Çözüm için çocuklarımıza erken yaştan bu tip yargıların saçma olduğunu öğretmekle başlayabiliriz ancak bu durumun yakın zamanda çözüme ulaşması pek mümkün gibi gözükmüyor.

Erkeklik normları tamamen değişkendir dedik. İşte tarihin en güçlü ve en öne çıkan figürlerinin bugün olsa hiç de "erkeksi" görülmeyecek halleri:


Beğendin mi? Arkadaşlarınla paylaş!

Cemile Atlı<span class="bp-verified-badge"></span>

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Format Seç
Kişilik Testi
Kişilik hakkında bir şeyler ortaya çıkarmayı amaçlayan bir dizi soru
Bilgi Yarışması
Bilgiyi kontrol etmeyi amaçlayan doğru ve yanlış cevapları olan bir dizi soru
Genel İçerik
Embed'ler ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Embed içerileri
Ses
Soundcloud ve Mixcloud Embed'leri
Görsel
Fotoğraf veya GIF