Kendi Lanetiyle Yanmaya Devam Eden Silent Hill ‘in Gerçek Hikayesi

İnsan Cesetleriyle Dolu, Yarık Caddeleriyle Kül ve Dumana Boğulan Hayalet Kasaba Silent Hill’in Gerçek Hikayesi10 dk


Silent Hill ,oyun dünyasına ve beyaz perdeye Centralia Pensilvanya da aniden ortaya çıkan ve günümüzde bile yanmaya devam eden yeraltı yangınları ve bu yangınların sebep olduğu sorunlar baz alınarak ortaya çıkarılmış tamamen gerçek hikayelere dayanan bir yapımdır.

Bu yangınlardan önce Centralia  1950’lerde nüfusu 2700’e dayanmış zengin kömür yatakları ile ün yapmış hayat dolu tipik bir Amerikan kasabasıydı. Kasabadaki birçok yapının dışında en çok dikkat çeken yapılar arasında beş tane otel ve yedi tane kilisesi yer almaktadır. Normal yaşantısına devam eden Centralia halkı, o dönemlerde 8 yaşında olan otistik Carolina Watson’ın yaptığı ürkütücü çizimlerle sarsılmaya başlamıştır. Öğretmeni bu resimleri Carolina’ya sorduğunda ise çizdiklerini rüyalarında gördüğünü çok yakında korkunç bir yangın çıkacağını ve tüm kasabanın kül ve duman kütlesi ile kaplanacağını anlatmıştır.Bunun üzerine halk küçük Carolina’nın ailesinin yaşadığı eve taşlar ve şişeler fırlatarak huzuru kaçırdığı gerekçesiyle onu kasabadan göndermek istemiştir. Kasaba şerifinin baskı ve zorlaması ile ailesi Carolina’yı psikiyatri servisine yatırmaya mecbur kalmıştır. Burada iyice içine kapanan Carolina tüm koğuşunu rüyalarında gördüğü resimlerle doldurmuş ve garip bir melodi mırıldanmak dışında dış dünya ile tüm iletişimini kaybetmiştir. Hastanedeki yetersizlikler sebebi ile ruh sağlığı her geçen gün daha da kötüye giden Carolina’yı Pensilvanya’da bulunan bir akıl hastanesine sevk etmişlerdir. Bu olay belki de onun kurtuluşu olmuştur. Carolina hakkında daha fazla bilgi veya belge yoktur. Bu küçük kaos sonrası tekrar normal yaşantısına dönen Centralia halkı yaklaşık 10 yıl boyunca herhangi bir sorun yaşamamıştır.

Takvimler 1960 yılını gösterdiğinde ise John Davis, Brain Anderson, ve Peter Taylor isimli 18 yaşındaki 3 genç ormanlık alanda uyuşturucu partisi verirken sızarak acayip bir rüya görürler. Rüyalarında Centralia sokaklarında dolaştıkları ve bir anda her yeri bir duman bulutu kaplayarak kasabanın mimari şeklini değiştiğini görürler ve çocukluklarında oynadıkları parka kendilerini zar zor atarlar. Uyandıklarında ise garip şekilde 3’üde aynı rüyayı görmüş ve rüyalarında birbirlerine söyledikleri şeylerin kelimesi kelimesine aynı olduğunu fark ederler. Bu durumu uyuşturucunun etkilerine bağlayarak evlerine dönerler. Aradan geçen zaman içerisinde 3 arkadaşta bayılmalar ve tansiyon sorunları başlamış hastanede 3’üne de epilepsi teşhisi konulmuştur. Ancak baygın geçirdikleri süre zarfında önce bayılanın kasabada ki parka giderek diğerlerinin gelmesini beklediğini, burayı daimi buluşma noktası yaptıklarını, değişen kasabanın sokaklarını keşfe çıktıklarını, her yerin duman ve külle kaplı olduğunu, yaşayan hiç kimseyi etrafta görmediklerini doktora anlatmışlarsa da deli damgası yemekten çekinerek daha sonra susmuşlardır.

Yine de bu anlatımlardan bazıları yangından kurtarılan hastane raporlarında açıkça ifade edilmektedir. 3 arkadaş her geçen gün gerçek dünyadan kopmaya başlayarak günden güne trans halindeyken yaptıkları buluşmalara kenetlenmeye başlamış, dış dünyaya ise normale döndükleri izlenimini uyandırmaya gayret göstermişlerdir. Ancak üçü de yaşadıklarının ne kadar gerçek olduğu konusunda hem fikirdi ve bir deneme yapmaya karar verdiler. Buna göre tekrar transa girdiklerinde Kasabanın biraz dışında bulunan ve altında hep buluştukları ağaca isimlerinin baş harflerini kazıyacaklar ve transtan çıktıklarında gidip ağaca bakacaklardı. Öylede yaptılar.Daha sonra uyanıp normal hayata döndüklerinde 3 genç soluğu ağacın başında aldı. Ağacın tüm yaprakları dökülmüş ve trans halindeyken çizdikleri baş harfleri ağacın üzerinde öylece durmaktaydı. Bunun anlamı ise trans halindeyken yaşadıkları herhangi bir olayın onları gerçek hayatta da etkileyeceği gerçeğiydi.

tumblr_n9grjnIOzp1r8lutfo1_500.gif?fit=500%2C213&ssl=1

. 1961 yazına gelindiğinde John ve Brain yüzerken boğularak ölmüştür. Ancak cesetleri hiçbir zaman bulunamamıştır günümüzde kasaba mezarlığında bulunan mezarları ise sadece mezar taşından ibarettir. Peter ise tek başına trans yaşamaya devam etmiş bir süre sonra hastaneye yatırılmıştır. Son hastaneye yatışında girdiği bir transta kasabada üçgen demir bir maske takan iri yarı bir adam gördüğünü bu adamın onu öldürmek istediğini, onu kasabanın okulunda, hastanede, parkta kovaladığını söylemiştir ve eğer transtayken başına bir şey gelirse gerçek hayatta da öleceğini doktorlara anlatmıştır. Doktorlar ise bu adamdan nasıl kurtulduğunu sorduklarında Peter’in cevabı Aziz Marykilisesine sığındığı bu adamın içeriye giremediği şeklinde olmuştur. Bu üçgen demir maskeli dev yaratık oyun ve filme de Pyramid Head ismiyle aktarılmıştır. Peter’in akibeti hakkında başkaca bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak kasaba mezarlığında Peter’in bir mezarı da yoktur. Günümüzde Centralia’ya giden araştırmacılar bu ağacın önünde mutlaka bir fotoğraf çekinmeyi adet haline getirmiştir. Ve 3 arkadaşın baş harfleri halen ağacın üzerinde durmaktadır. 3 arkadaş ayrıca Carolina Watson’unda sınıf arkadaşıdır. Günümüzde kasabada tahrip olmamış yer yok denecek kadar az olsada ilginç şekilde 1911 yılında kasabaya inşa edilen Aziz Mary kilisesi ve 4 ayrı kasaba mezarlığı iyi durumdadır. Centralia bugün de halen için için yanmaya kül ve sisin arasında sırlarını saklamaya devam etmektedir.

Bu olaylardan da anlaşılacağı gibi kasabanın ünü kömür yataklarının zenginliği ile değil, 1962 yılında bu yataklardan birinin sebep olduğu asfalt yangınlarının başlamasıyla meydana gelen felaketlerin gazetelere ve medyaya yansımasıyla devam etmiştir. Çarpıcı olaylardan biriyse o zamanlar on iki yaşında olan Todd Domboski adında ki çocuk babaannesinin arka bahçesinde oyun oynarken bahçede bir anda oluşan 4 metrelik bir yarığın içine düşer. Çukur en derinin yaklaşık 170 derece olduğu tahmin edilmektedir. Çocuğun soluduğu tek şey karbonmonoksittir. Todd düştüğü esnada kuzeni tarafından fark edilir ve çıkarılır.Olay gazetelere yansıdığı için dünyanın gözü bir anda bu kasabaya çevrilmiştir. Yangınların artmasıyla birlikte kasaba sakinlerinin büyük kısmı ölmüş diğerleri ise başka kasabalara göç etmiştir. Bunun üzerine hükümet diğer insanları bu yerleşim yerinden yavaş yavaş uzaklaştırmaya başlamıştır. Bir süre sonra şehir tamamen boşaltılır. Bazı kaynaklara göre 1992 bazılarına göre ise 2002 yılında şehrin posta kodu olan 17927 numarası iptal edilmiş, Amerikan hükümetince kasaba kayıtlardan çıkartılmış, kasaba ile ilgili televizyonlara yayın yasağı getirilmiş ve tüm bilgi, belge ve raporlara mahkeme kararı olmadan erişilmesi yasaklanmıştır. Bununla birlikte şehir bütünüyle bir Hayalet kasabaya dönüşmüş ve artık var olmadığının resmi kanıtı olmuştur. O tarihten beri kasabayı araştırmak için veya sadece meraktan gezmek için giden toplam 329 kişiden bir daha asla haber alınamamış ve cesetleri dahi bulunamamıştır Sadece bu kasaba değil, kasabanın etrafında bulunan 61 numaralı otoban ise yolda oluşan çatlak ve çökmelerden dolayı yetkililer tarafından kapatılmıştır.

Rapor edilen en garip olaylardan biriyse 2003 yılında 34 yaşında bir kadının başına gelmiştir. Kadın, Centralia’dan geçerken bir mezarlığın önünde arabası bozulur, yardım çağırmak için telefon etmeye çalışan kadının telefonu bu bölgede çekmez. Yolun sonunda bir polis istasyonu olduğunu fark eder ve o yöne doğru yürümeye başlar. İstasyona vardığında kapının kapalı olduğunu, ancak içeride ışık yandığını ve camlarda buhar oluştuğunu fark eden kadın eliyle buharları siler içeride tuhaf yaratıklar olduğunu görür. Korkuyla oradan uzaklaşan kadın kendisini bir kasabaya bırakması için bir kamyon bulur ve oradan uzaklaşır.

Bu garip yangınlara neyin neden olduğu hala bilinmemekte ve yetkililer tarafından kesin bir açıklama yapılamamaktadır. Bölgeye gelen ziyaretçiler bu yıkık kentin arasında gizemler olduğuna inanır ve bazen kendilerini bir şeyin izlediğini söyler. Bir kısımda Centralia’nın cehennemin yeryüzü kapısı olduğunu söylemektedir. 

David DeKok 1986’da kasaba hakkinda sunlari söylemişti: “Orası hiç kimsenin yaşayamayacağı bir yer. Merkür’den daha sıcak, havası Satürn’ünkinden daha zehirli. Alevlerin merkezinde sıcaklik bin dereceyi (Fahrenayt) geçiyor. Ölümcül karbon monoksit bulutları ve taşların arasından sızan diğer gazlardan bahsetmiyorum bile”


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Sinem Altunküpe<span class="bp-verified-badge"></span>

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Önemsiz Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Hikaye/Olay
Gömülü ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud Gömme
Görsel
Fotoğraf veya GIF