Kaderi Kabullenmek

Yaşamak ne zor değil mi? Bir de bu zorluk yetmezmiş gibi sevgi ne lüks bir duygu... -Anıl Pakoğlu8 dk


Çok şey istedim… Düzen istedim, anlaşılmak istedim… En mühimi, sevgi istedim…

İşte bu nedenler sonuca ulaşsaydı dostlarım, işte o zaman ben bu dünyaya kazık çakabilirdim. Bu fâni yerde sonsuz olmayı isterdim. Ölmekten korkardım. Ölüm beni bulmasın diye her gün sağlıklı beslenirdim mesela. Ya da uyumayı denerdim. Ya da sevgili dostlarım, ya da, kendimi ölümün olmadığı neresi varsa orada barındırırdım…

İstekler, hayaller… Çok acımasızlar, hem de çok… 

Ne kadar iyiye gitsin isterseniz isteyin hep daha kötüye gidiyor dostlarım. Bu iyiyi aramak arsızlık gibi. Hiç pes etmeden, durmadan iyiyi aramak, her gün öldürüyor, parça parça, sessizce… Acımasızca insana daha kötüsünü gösteriyor… 

Sevmek istiyorsunuz mesela. Bir omuz bekliyorsunuz. İçinizin yangınını haykıracak "o" kişiyi arıyorsunuz. Sadece sevdiğiniz kişiye ağlamak, "ona" karşı güçsüz olmak istiyorsunuz ama bu düşünceler de sizi sadece kötülüklerle karşılıyor. Günler geçiyor siz yine içinize ağlıyorsunuz. Siz yine en ağır duyguları içinizde hazmetmeye çalışırken kendinizi her gün, her dakika öldürüyorsunuz. Ama bir türlü "o" kişiyi aramaktan da vazgeçmiyorsunuz. 

Söylesenize dostlarım, bu neyin arsızlığı? İnsan neden kaderini kabullenemiyor var mıdır sizlerde bunun cevabı?

Durun durun sizi yormayayım. Kendimi kandırmadan bildiğim cevabı sizlere anlatayım. Bir denizdesiniz dostlarım hayal edin. O denizde sizi kurtaracak hiç kimse yok. Eninde sonunda öleceksiniz. Çırpınmanız, yüzmeniz size hiçbir fayda sağlamayacak çünkü uçsuz bucaksız bir denizin ortasındasınız fakat siz kabullenmek istemeden sadece yüzüyorsunuz. Kulaç üstüne kulaç atarken önünüzde sürekli halüsinasyonlar beliriyor. Siz o halüsinasyonlara doğru yüzerken öyle umutlanıyorsunuz ki, hayata tutunmak için inancınız artıyor. Yüzdüğünüz halüsinasyonların gerçek olmadığını anladığınızda inancınız kırılıyor fakat siz yorulana kadar sürekli halüsinasyon görmeye devam ediyorsunuz. İşte bu döngü sizi hayatta tutuyor ama asla hayata bağlamıyor dostlarım…

Yaşamak ne zor değil mi? Bir de bu zorluk yetmezmiş gibi sevgi ne lüks bir duygu…

Yapmayın dostlarım… Karamsar biri değilim. Herkes hayatı, izlediği pencereden yola çıkarak konuşurmuş. Benim pencerem karanlık. Sanmayın ki penceremden güneşi doğurmak için uğraşmadım. Defalarca kez denedim. Ama artık yorulduğumu fark ettim. Bazen kabullenmek lazım dostlarım, yalnızca kabullenmek…

Sanırım artık güçlü durmaktan ödün veriyorum dostlarım. Lanet olsun! İşte sonunda son kalem de yıkıldı. Her şeye rağmen dik duruşumu kaybetmemeliydim. Eğer bir son olacaksa bu, kendi kendime, yok olarak gerçekleşmeliydi. Kendi kendimi tedavi edişlerim sanırım sona erdi. Birinin tedavisine muhtaç kalmak, felç kalıp çaresizce pencereyi izlemek gibi…

Pencere karanlık dostlarım, pencere karanlık…


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Anıl Pakoğlu<span class="bp-verified-badge"></span>

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Önemsiz Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Hikaye/Olay
Gömülü ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud Gömme
Görsel
Fotoğraf veya GIF