İyi ki Doğdun Sabahattin Ali !

"İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir."12 dakika


  Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907 tarihinde Edirne’ye bağlı Eğridere’de doğdu. Babası Selahattin Bey, dönemin entelektüellerinden Tevfik Fikret ve Pren Sabahaddin ile iyi dosttu. Bu sebepten ilk oğluna Sabahaddin diğerine ise Fikret adını verdi. Sabahattin Ali, yedi yaşındayken İstanbul Üsküdar’da Füyüzatı Osmaniye mektebine başladı. Babasının tayini çıkınca Çanakkale’ye taşındılar. Eğitimine burada devam ederken seferberlik ilan edildi ve okul kapandı. Daha sonra Selahattin beyin çabalarıyla okul tekrar açıldı.

   Sabahattin Ali’nin annesi 16 yaşında evlenmiş ve ruhsal bunalımlar yaşıyordu. Arkadaşlarının söylediğine göre diğer oğlu Fikret’e daha fazla ilgi gösteriyordu. Buna karşılık Sabahattin Ali, içine kapanık, kendi halinde takılan bir çocuktu. Okuldan sonra hemen eve koşar; kitap okur, yazı yazar ve resim çizerdi. Tüm bunlara rağmen okulu birincilikle bitirdi. 1922-1923 yılında Balıkesir Muallim Mektebi’ne kaydoldu. Burada şiir, deneme ve hikaye yazmayı geliştirdi. Dergilere ve gazetelere yazı göndermeye başladı. Hatta okul arkadaşlarıyla birlikte bir gazete çıkardı. Bu sırada tiyatro ve sinemalara gitmeye başladı. Sanata ilgisi artmaya başladı. Okuldan kaçıp sinemaya, tiyatroya gitmeye başladı. Okul müdürü bu duruma kızıp ailesinin yanına göndermekle tehtit etti. Bunun üzerine Sabahattin Ali intihara kalkıştı. Arkadaşları ve öğretmenleri engel oldu. Kendisi bunu blöf olarak adlandırıyor. Daha sonra okul müdürünün desteğiyle naklini İstanbul’a aldırdı. Burada edebiyat öğretmeni Ali Canip Bey’in desteğiyle Akbaba ve Çağlayan gibi dergilere yazı gönderdi. Bir süre hayatı düzenli bir şekilde devam ederken annesinin hastalığı arttı. 1927’de öğretmenlik diplomasını aldı. 

   Öğretmenlik diplomasını aldıktan sonra Ankara’da baştabip yardımcısı olan dayısının yanına gitti. Onun yardımıyla Cumhuriyet İlkokulu’na atandı. Burası arkadaş çevresi genişledi. Ancak söylemine göre kendini anlayacak insanlar bulmak da zorlanıyordu. Bunu İstanbul’daki yakın arkadaşı Nahit Hanım’a sitemli bir şekilde anlatıyordu. Nahit Hanım öğretmenlik stajında tanıştığı ve sevdiği kişilerdendir. Daha sonra bu arkadaşlık tek taraflı aşka dönüşmüştür.

    Yazar, bir süre sonra Yozgat’a dönmeye karar vermiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’dan arkadaşları genç bir öğretmen olduğunu yurt dışına gitmesi gerektiğini söylemiş. Bunun üzerine Sabahattin Ali, Almanya’ya gitmiştir. 4 yıl kalmayı hedeflemiş ancak iki yıl olmadan geriye dönmüştür. Bunun üzerine bazı iddialar ortaya atılmıştır. Bunlardan biri Türklere hakaret eden Alman bir öğrenciyi dövdüğü, diğeri ise Alman öğrencilere komünizm propagandası yapmasıdır. 

   Almanya’dan döndükten sonra Bursa’nın Orhaneli ilçesine ilkokul öğretmeni olarak atandı. Aynı yılın eylül ayında Gazi Terbiye Enstitüsü’nde Alman Yeterlilik Sınavı’na girdi ve Aydın Ortaokulu’na Almanca Öğretmeni olarak atandı. Burada komünizm propagandası yaptığı iddia edildi ve hakkında soruşturma açıldı. İki gün sonra tutuksuz yargılanmasına karar verildi. Soruşturmalar derinlik kazanınca tutuklu yargılanmasına karar verildi. 9 Eylül 1931 tarihine kadar Aydın Hapishanesi’de tutuklu kaldı. Serbest kaldıktan 20 gün sonra Konya Ortaokulu’na Almanca öğretmeni olarak atandı. 

Aliye Hanım ile Evlenmesi

    Aliye Hanım ile 1932 yazında eczacı Salih Başotaç’ın evinde tanıştı. Evliliklerinde bu ailenin payı çok büyüktür. Sabahattin Ali’nin, sicil kaydı bulunması sebebiyle Aliye’nin ailesi bu evliliğe tedirgin yaklaştı ancak Aliye’nin de istemesi üzerine onay verildi. Nikahları 16 Mayıs 1935’de Kadıköy Evlendirme Dairesi’nde kıyıldı. Nikahtan sonra Ankara’ya gittiler ve Ulus’ta bir apartman dairesini yerleştiler. Askerlik yaptığı sırada (1937) kızı Filiz doğdu. 

  Ölümü

Yazar, hayatı boyunca sağcı ve solcu kesimlerin tepkisine maruz kaldı. Hikayeleri yasaklandı, açtığı dergi kapatıldı, kitapları toplatıldı. Sürgün hayatı yaşadı. Kızından ve eşinden ayrı kaldı. Yurt dışına gitmek istiyordu. Ancak yasal yollarla gitmesi mümkün değildi. O da “Edirne’ye peynir götüreceğim.” dedi. Asıl amaç peynir götürmek değil, Bulgaristan sınırını geçerek Avrupa’ya ulaşmaktı. Kendisine yardım edecek kişi Üsküdar Paşakapısı Cezaevi’den tanıdığı Berber Hasan’dı. Berber Hasan, Sabahattin Ali’yi Ali Ertekin ile tanıştırdı. Sabahattin Ali’ye rehberlik edecek kişi ordudan ihraç edilmiş bir subaydı. 

  Yola çıktıklarında üç kişiydiler ancak şoför Salim onlardan ayrıldı. Ali Ertekin Kırklareli Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği ifadeye göre, Sabahattin Ali’nin yurt dışına çıktıktan sonra çalışmalar yapacağını ve ihtilal yapacağını söyledi. Milli duygularını tahrik ettiği gerekçesiyle, sopayla kafasına defalarca vurarak öldürdüğünü itiraf etti. Ali’nin cesedini bir çoban buldu. Bulduğunda kim olduğu teşhis edilemiyordu. Ancak Ali Ertekin’in cinayeti itiraf etmesiyle kim olduğu teşhis edildi. Ali Ertekin, idam cezasıyla yargılanmasına rağmen sadece 4 yıl hüküm giydi. 

  Ölümü üzerine farklı iddialarda mevcuttur. Bunlardan biri Sabahattin Ali’yi, Ali Ertekin’in öldürmediği suçun üzerine kaldığıdır. Sınırı geçemeden yakalanmış ve Kırklareli’nde yargılandığı sırada işkenceden öldüğü de söylenmiştir.

  


Beğendin mi? Arkadaşlarınla paylaş!

Mihriban Pekgöz

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Reklam Engelleyici!

Web sitemiz, ziyaretçilerimize çevrimiçi reklamlar göstererek yayın hayatını sürdürmektedir. Lütfen web sitemizi beyaz listeye ekleyerek bizi desteklemeyi düşünün.

Format Seç
Kişilik Testi
Kişilik hakkında bir şeyler ortaya çıkarmayı amaçlayan bir dizi soru
Bilgi Yarışması
Bilgiyi kontrol etmeyi amaçlayan doğru ve yanlış cevapları olan bir dizi soru
Genel İçerik
Embed'ler ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Embed içerileri
Ses
Soundcloud ve Mixcloud Embed'leri
Görsel
Fotoğraf veya GIF