İnsandan İnsanlığa

Irk Kavramını Kim İcat Etti?, Robert Bernasconi11 dakika


Bizi “insan” yapan şey mi şeyler mi bulunur? Düşünen hayvanlar mıyız yoksa konuşan hayvanlar mı? Düşünmeden konuşabilir miyiz? Evet, çoğu zaman; bu farklı bir yazının konusu. Rasyonel bir yaratık olarak tanımlanabilir miyiz, ya da belki de tanımlamalara çaresizce ihtiyaç duyan yaratıklar? Herder’a göre, insan bütünlüğünü tamamlamadığı sürece insan olamaz; ve bu bütünlük kişiden kişiye göre değişir, toplumdan topluma değişir. Her bireyin içinde gerçekleşen ilerlemeler, gelişmeler çoğunlukla toplumun etkisiyle oluşur. Herkesin kendi mutluluk standartları vardır der Herder, içimizde bir biçim taşırız ve ona göre eğitiliriz; öncelikle aile ve sonradan okul kurumları tarafından. Böylece bahsettiğimiz gelişim süreci tamamen bireysel değildir, kolektif bir çalışmanın ürünüdür diyebiliriz. Pek tabii insan kendini yaratır; günden güne imkanlarını öğrenir ve onları test eder. İyilik ve kötülük içindedir, seçme hakkı tanınmıştır ayrıca; bizi özgür yapan da budur. Mantığı “insan” için kutsal kanundur ve bundan hiçbir zaman kaçmaya, açık kapı aramaya çalışmamalıdır. Mantığını pusulası yapıp etrafındakilerle arasındaki uyumu oluşturup dünyanın prensipleriyle harman etmelidir. Öncelikle kendimizi oluştururuz (başkalarıyla birlikte), mantığımızın kutsal kanunlarına tabii olarak; gerçekleştirilen benliklerle bir toplum oluşur böylece. Kendimizi yaratma, oluşturma adına çıktığımız bir yolculuktur hayat; fakat bu yolculuğu hem iç etkenlerin hem de dış etkenlerin yoldaşlığıyla tamamlamaya çalışırız. Dış etkenlerden kasıt antropolojik olarak verilenlerdir, onun çerçevesinde yaşar ve gelişir insan. Herder’in bağlamında antropolojik verilen, tarihtir bir bakıma. Tarihin, insanın amacı insanlıktır. Ve insanlık, teker teker insanların dersler çıkarıp mantığını tek pusulası yaptığı sürece oluşur.

Her toplumun ayrı insanlık anlayışı vardır. Fakat doğanın bize bahşettiği yüce ve soylu duyguların ekinleri her yere ve herkese dağılmıştır; ancak bütün bu ekinlerin gelişmesi, serpilmesi için iklimin, halkın kendisinin çiçeklenmeye ne kadar açık ve yakın olduğuna bağlıdır. Zorla, dışarıdan yaptırılan gelişmeler insanlığa katkıda bulunmaz. İklimlerimizin, halklarımızın çeşitliliği, kozmopolitliğiyle insanlığa katkıda bulunmaz mıyız zaten? Herder, ayrıca bu dünyaya özgürlük için geldiğimizin arkasında durur, özgürlüğü elde etmediğimiz sürece insandan ve insanlıktan söz edemeyiz. Her insanın amacı insanlıktır der, yani bir bakıma idealdir onun için insanlık (humanitat). Özgürüz fakat yine de bir topluma tabii olmak durumundayız, ya da değiliz orası tartışılır bir mesele bana göre. Sözü edilen tüm bu toplumların amacı insanlığa yürümek olmalı ve çeşitlilikleriyle insanlığı taçlandırması gerektiğini düşünüyorum. Herder’in ırk kuramıyla hiçbir alakası yoktur fakat çoğu zaman Naziler tarafından ırk kuramıyla ilişkilendirilip başka ideolojilere alet edilmiştir düşünceleri. Anlatmak istediği bir ırkın diğerine üstünlüğü değildi hiçbir zaman; her bir toplumun kültürünü, geleneklerini kabul edip çeşitlilikleriyle barıştıktan sonra bütün bunları insanlığın içine almamız gerekiyor. Her insan, her aile, her toplum insanlığa hizmet etmeli; insanlık idealine, saf ve ayrıştırılamaz olanı. Hep beraber yalnızca bir noktaya yönelmeliyiz, ve o noktaya birlikte varmadığımız sürece, insan olamayacağız. Birbirimizi değiştirmeye çalışmak yerine çeşitliliğimizden kaynaklanan zenginliği kutlayıp, kulak vermeliyiz ruhlarımızın seslerine. Öncelikle özgürleştirmeliyiz benliklerimizi, özgür olmadığımız sürece insandan insanlıktan nasibimizi almış olur muyuz? İnsanlığın oluşmasına katkıda bulunacak tek araç olacak insanlar, tek araç olduklarının farkında değil ve biz hiçbir farklılığı sindiremiyoruz. Dilimiz ayrımcı söylemlerle dolup taşıyor, gözlerimiz bile bizi birbirimizden ayıracak şekilde bakıyor insanlara. Bizi birleştirmesi gereken her şey aksine kutuplaştırıyor, bunun sebebini yine “insan”a bağlayacağım; kendi içsel dünyasındaki farklılıklarını bile kabul edememiş ve bütün bu eksiklikleriyle, fazlalıklarıyla barışamamış insanlardan insanlığa dair önemli bir tamamlayıcı, bileşen olmasını nasıl bekleyebiliriz? Başkalarına kustuğu kin ve nefretin aslında kendine olan düşmanlığından kaynaklanmadığını kim bana savunabilir? Mantık ve nedenselliğin ekseninden çıkmıştır bu tür insanlar. Bir çözüm sunamamakla birlikte, ziyadesiyle kafası karışık bir yazar olarak; içimde insanlığı taşıyarak, bunun görevi ve sorumluluğuyla yaşamayı kendime salık vereceğim. 


Beğendin mi? Arkadaşlarınla paylaş!

Hilal Nuhut

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Format Seç
Kişilik Testi
Kişilik hakkında bir şeyler ortaya çıkarmayı amaçlayan bir dizi soru
Bilgi Yarışması
Bilgiyi kontrol etmeyi amaçlayan doğru ve yanlış cevapları olan bir dizi soru
Genel İçerik
Embed'ler ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Embed içerileri
Ses
Soundcloud ve Mixcloud Embed'leri
Görsel
Fotoğraf veya GIF