İÇİMİZDEKİ KARANLIK

5 dk


Hayatımızda halihazırda var olan sıkışmışlık hissi pandemiyle birlikte daha da arttı. Hedeflerimizi, amaçlarımızı, gerçekte kim olduğumuzu düşünürken iyiden iyiye kafayı yeme noktasına geldik. Zaten popüler kültürle birlikte elimizdekilerle yetinmiyorken şimdilerde iyice mutsuzluğun dibine vurduk. Peki elimizdeki şartlardan daha iyisini istemek nankörlük  mü? Bizden iyi ve kötü durumda olan milyonlarca insan var ve biz ne yaparsak yapalım böyle olmaya devam edecek. Bu bir yarış değil ama her seferinde daha iyisi olmak için hayal kuruyoruz. Özellikle dönemimizdeki insanların hepsi bulundukları durumdan o kadar mutsuz ve umutsuz ki bunun sonu nereye gidecek diye düşünmeden edemiyor insan. Neden elimizdekilerle yetinmiyoruz? Çünkü iyi şartlar altında yaşamıyoruz. Bir gün dışarıya çıkıp kahve içince kendimizi yaşamış saymaya o kadar alıştık ki. Hobilerimiz, zevklerimiz, yapmak istediklerimiz hep ikinci planda. Kendi benliğimizle hayatta var olmaya çalışamıyoruz bile. Buna şartlar izin vermiyor. Bu nereye kadar gider ya da bir sonu var mı bilmiyorum ama gitgide karanlığa gömüldüğümüz bir gerçek. Tabiri caizse günü tamamladığımıza şükreder hale geldik ve düzene ayak uydurarak biraz daha acizleştiriyoruz kendimizi. 

21. yüzyılın gereğiyle her şeyi çabucak tüketiyoruz ve elimizdeki zaten kısıtlı olanlar bir anda hiçliğe karışıp gidiyor. Hiç birimiz gerçekten mutlu değiliz bir kere. Gerçek mutluluğun, sevginin, aşkın bile ne demek olduğunu unuttuk. Duygularımızla değil hayatın bize dayattıklarıyla yaşıyoruz. Mutsuzluğumuzu ve başarısızlığımızı da başka şeylere atıyoruz üstelik. Buna o kadar alıştık ki kendimizle alakalı sorunlarımızda bile hep başka sebepler arıyor, onların ardına sığınıyoruz. Bu karanlığın içinden çıkmak için çalışmıyor daha da içine gömüyoruz kendimizi. Mutsuz ve hayatsız insanlar haline dönüşüyoruz.  Bundan sıkılıp başka insanların güzel sandığımız hayatlarına özeniyoruz sonrasında onlarında ne kadar sıkışmış olduğunu bilmeden.

Karanlıkta gizlenmiş hissetmemiz ne zaman ne noktada son bulur, kendimizi ne zaman doyum noktasına ulaşmış hissederiz bilmiyorum. Ya da yapabilir miyiz bunu? Umarım bu kasvetin bir sonu vardır çünkü.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Sinem Özceylan

2 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Bu zamana kadar yazılara ve yazanlara asla yorum yapmadım fakat olağanüstü bir yazı olmuş. Görüyorum ki ilk yazın ve muhteşemsin.

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Önemsiz Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Hikaye/Olay
Gömülü ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud Gömme
Görsel
Fotoğraf veya GIF