Hedeflerimiz ve İhtiraslarımız

Hayatta iki hedef vardır: İstediklerini elde etmek ve elde ettiklerinin tadını çıkarmak; ancak akıllı insanlar, ikinci hedefe de ulaşabilirler. -Logan Pearshall10 dk


Hayat istediklerini almasını bilene cennet, istediğini aldığı halde doyumsuzlaşanlara ise cehennemdir…

Bu söz ne bir eksik, ne bir fazla. Mutluluk ve mutsuzluk denen iki olgu yukarıdaki cümleye bağlıdır. İnsan, eğer hayatında ulaşabileceği veya ulaşamayacağı her şeye erişmek için sonsuz hırsla mücadele ederse istediğini er geç alır. Çünkü bir insan isterse her şeyi yapabilir. Bir insan için mümkünsüz olan çok az şey vardır. Mümkünsüzlükten kastım olağanüstü şeylerdir. Bunun haricinde insan denen fani varlık eğer bir şey uğruna tüm gücünü sarf ederse o şeyin gerçekleşmeme ihtimali yoktur.

Örnek çok. İş, aşk, arkadaşlık vb. birçok şeyi sayabiliriz. Fakat öncelikle şunu sormamız gerekir: Ulaştığımız hedef bize mutluluk getirecek mi? Hedefe ulaşmak mutluluk mu demek? Yoksa asıl hayat hedefe ulaştıktan sonra mı başlar?

Ne kadar kafa kurcalayan sorular değil mi? Ben işin bu kafa kurcalayan tarafındayım. Hedefe ulaşmak bir insan için en kolay şey. O hedefin, sonrasında bir insana neler getireceği ise asıl mühim olan şey. 

Mesela bir düşünün. Bir kişiyi çok seviyorsunuz. Tüm hayatınız eğer o kişiyle birlikte olursanız güzelleşecek. Eğer o kişiye bir ulaşabilirseniz gerisi önemsiz. Sonrasını umursamıyorsunuz. Yeter ki o kişiyle birbirinizi karşılıklı sevin. 

Hepimiz iyi biliyoruz ki bir kişiyi sevince yarını düşünmüyoruz, düşünemiyoruz. Aklımız sadece o ana odaklanıyor. O hedefe diyelim ki ulaşıyoruz. Sevgimiz bir karşılık buluyor. Sonrasında günler geçiyor o ilk anda ki büyü bir bakmışsınız yok olmuş. Uçup gitmiş. Geriye dönüp düşünüyorsunuz, diyorsunuz ki hani her şey o ilk anki gibi sonsuz mutluluk getirecekti? Hani işte hayat şimdi başlıyor dediğim yerde her şey mükemmele erişecekti? Bu soruların hepsi o anda cevabını ümitsizliğe bırakıyor. 

Burada anlatmak istediğim olay şu. İnsan, hayatta eriştiği hedefin içini doldurabilirse amacına tam olarak erişmiş olur. Hedefe ulaşmak demek hayatın iyi yönde seyir etmesi demek değildir. Asıl mutluluk, hedefi gerçekleştirdikten sonra başlar. Belki biraz bağlantısız bir örnek olacak ama “Zirveye çıkmak mühim değil, asıl mühim olan zirvede kalabilmektir.” derler ya, bu anlattığımda tam olarak buna benzer. Hayat bir yarış demek değil, yarışın ta kendisidir. Bu yarışta hedefe ulaşmak bir maharet değildir. Hedefi sürekli kılabilmek asıl önemli olan noktadır. Mutluluk, ulaşılan hedefin içi doldurulabilirse o insana erişir.

Konu tam olarak pekişsin. İş hayatından bir örnek verelim. İş hayatında istenilen noktaya ulaşmak belirli bir süre sarf edilen muhteşem bir çabaya bakar. Sonrasında ulaştığınız hedefte kalıcı olabilmek daha zorlayıcıdır. Çünkü sizden beklenti artık daha fazladır. Sorumluluğunuz artmıştır. Bu kısımda tutunabilmeyi başarabilirseniz, sarf ettiğiniz emeğin karşılığını bulmuşsunuzdur demektir.

Hayat işte tam olarak bu denklem üzerine kuruludur. Başarı ve başarısızlık, mutluluk ve mutsuzluk… Bunların temelinde ihtiraslarımızın devamı yatar. Hayat doyumsuz isteklerden ibarettir. Hiçbir şey hiçbir insanın hayatında tam değildir. Ya yarımdır, ya kötüdür, ya da çok kötüdür. Her insan daima nankörlüğünün verdiği aşırılıkla doyumsuzlaşır. 

Burada kurmak istediğim bağlantı, gerçekleştirdiğimiz hedefleri daima devamlı gördüğümüz için hedefe ulaştıktan sonra genelde mutsuz oluruz. Bu yüzden yeni arayışlar içine gireriz. Arayışlarımız bizi sonsuz bir mutsuzluğa sürükler çünkü isteklerimizin bir sonu yoktur. Elimizde olanlarla hiçbir zaman yetinmeyiz. Oysaki ulaştığımız hedefin kıymetini bilip ona değer versek asla yeni bir arayış peşinde koşmayız. 

Bu sebeple benim bu hayattan çıkarımım, elindekilerle mutlu olup geliştirmesini bilenler, şükredenler daima mutludur. Ulaşılan hedefleri basitleştiren ve daima yeni arayışlara yönelip doyumsuzlaşan insan ise mutsuzluğa mahkumdur. Bir Çin düşünürün de dediği gibi:

“İhtiraslara boyun eğmekten daha büyük bir yanılma olamaz, kafi derecede bilmemekten daha büyük felaket yoktur.”


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Anıl Pakoğlu<span class="bp-verified-badge"></span>

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Önemsiz Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Hikaye/Olay
Gömülü ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud Gömme
Görsel
Fotoğraf veya GIF