ESKİ BİR SOKAK ARASINDA KENDİNİ BULMAK

Baudelaire "Ben nerede değilsem orada iyi olacakmışım gibi gelir." demiş. Peki kalacak bir yuva bulsam ruhuma iyi gelir mi? 1 dk


Ben fotoğraftaki çocuklardan biri değilim.

         Bütün hafta iş stresi, mesai telaşı, insan kalabalığı, trafik çilesi, varoluşsal kaygılar derken hafta sonu kendimi eski apartmanların olduğu bir mahallede buldum Kafamı ne zaman dağıtmak istesem nostaljiyi çağrıştıran yerlere sürükler ayaklarım beni. Seksenlerden ve doksanlardan kalma binalara bakarken aklıma masal gibi anlatılan sıcak komşuluk ilişkileri geldi. Masal gibi diyorum çünkü bu zamanda kapı komşumuzun adını bile çelik kapıya asılı isimlikten öğreniyoruz.

           Bir memur çocuğu olarak göçebe yaşamanın verdiği oradan oraya savrulma ve hiçbir yere ait olamama dramını hissettim ve hayal etmeye başladım yıllardır o apartmanda doğup büyüdüğümü. Aynı mahallenin çocuklarıyla oynadığımı, hala anıt gibi orada duran duvar dibinde düşüp dizimin kanadığını, birinci katta oturan tonton teyzeden salçalı ekmek ve su isteyişlerimi, gece yarısına kadar sokakta çekirdek çitleyen ablaları, yemeğini fazla yapıp kokmuştur diye komşulara veren annemi, o mahallede evlenenleri, ağlayanları, cenazeleri ve birlik olmanın, birini uzun yıllar boyunca tanımanın nasıl bir şey olacağını düşündüm. İçimi derin bir huzur kapladı. Ait olmanın verdiği güven duygusuyla gülümsedim. Sanki bütün mutsuzluklarımın, hayal kırıklıklarımın sebebi yıllarımı beraber geçirdiğim ve her sırrını bildiğim bir çocukluk arkadaşımın olmayışı, geri dönmek istediğimde dönecek bir evimin olmaması, yara izlerime sebep olan sokakları bulamamak gibi geldi. Nereye gidersem gideyim bir arayışın içinde olmamın başka ne sebebi olabilirdi ki? 

          Kendimi tam manasıyla buraya aitmiş gibi hissederken şimşekler çaktı beynimde. Adeta düşüncelerim öfkeden deliye döndü. Kendimi zincirlenmiş bir halde, beğendiğim apartmanın kapısına zincirli bir şekilde gördüm. Ben bir yere ait olmak isteyen biri olmamıştım ki hiçbir zaman. Bu benim ruhumu kilit altında tutmak, boğmak ve öldürmek demekti. O zaman şunu fark ettim; kendimi dinlemeyeli o kadar zaman olmuş ki benliğimin ne istediğini unutur hale gelmişim, benliğime ve tutkularıma yabancılaşmıştım. Bir yere bağlı olma hayali bana ait değildi olamazdı. Ben kanat takıp uçmak isteyen biriydim. Kim bilir kimin arzusunu içimde taşımıştım bu hisleri keşfedene kadar. Söz verdim o an kendime. Artık daha iyi bir dinleyici olacaktım içimdeki bene karşı. Ancak böyle gerçek arzularıma ulaşabilirdim. O apartmanda sabit bir şekilde yaşayarak değil. O başka birinin tercihi ve hayatıydı. Benim hayatım değil.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Yeşim Aybar

6 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Önemsiz Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Hikaye/Olay
Gömülü ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud Gömme
Görsel
Fotoğraf veya GIF