Eski Bir Mektup

"Yaşamak yokmuş kaderde doyasıya, yazmak varmış bir başına ölesiye. " 6 dakika


Kimse kalmazmış eskide. “Eski” diye bir şey yokmuş aslında. Gerçekten eskide kalanlar unutulur bir daha da hatırlanmazmış. Bundanmış bu kadar mücadelesi hafızayla insanoğlunun. Hatırlamaya çalışırken geçmişte kalan bir anıyı, nereye baktığının bile farkına varmaz, eline koluna sahip çıkamazmış. Düşünmek yokmuş, yürümek varmış mesela nereye gittiğini bilmeden… Kısacası soyut hiçbir şey gerçekten yaşanmazmış meğer. Sevmek, özlemek yokmuş yani. Dokunmak, koklamak, bulunduğun noktayı koskoca gezegenin merkezi yapabilmek varmış yalnızca.

Öylesine yaşamalıymış meğer. Öylesine gülüp geçmeli, öylesine bakıp hemen unutmak gerekirmiş. Kendini çoktan bestelenmiş bir melodinin tam ortasına bırakmalı, bulunduğun anın akışına kapılıp şimdiyi yaşamak gerekirmiş. En zoru da düşünmemek, düşünceleri bir çuvala yükleyip, o çuvalı sırtımızda taşıma mecburiyetinde hissetmemeliymiş meğer. Kurulu bir düzen ve bu düzenin yazılı olmayan kuralları bulunmaktaymış. Düşününce anladım ki bazen düşünmemek için çok geç kalınırmış. Akılda durmaması gereken meseleler, bizi sonu gelmeyen trajik bir kazanın içine sürüklermiş. İnsan, aklından geçenlerle aklından olurmuş. 

Her güzel şeyin mutlaka sonu, her sonun da bir başlangıcı varmış, bunu bittiğimde anladım. Öğrendiklerimizin, yaşanan olaylar sonucu nasıl terse döndüğünü, kelimelerin anlamlarının bile büyüdükçe değiştiğini, hatta yittiğini anladım. Mutluluk, bazı kelimelerin anlamını hiçbir zaman öğrenmemekmiş belki de. Sonradan anlamını yitirmemesi için, bazı kelimelere anlam yüklemeden konuşmalıymış. 

Bir yer varmış; hatırlanmayanların bulunduğu bir yer. Onlar hiç ayrılmazmış oradan. Bütün gün oturup çaresizce hatırlanmayı beklermiş eski bir kapının ardında. O kapıdan içeri her giren dalgın, yorgun ve çok gençmiş. Ben de girdiğimde anladım, meğer insan unutulunca yaşlanırmış.

Herkes elbet o kapıdan içeri girermiş, sen bile… Tabii ben ihtimal vermiyorum yazgılı, kuyruklu bir yıldızın pırıltısının söneceğine. Gerçi ihtimallerin yaşama şansı yokmuş bu eski püskü, karanlık yerde. Sen doyasıya yaşa en iyisi benim yerime de. Ayrıca kahkahayı da eksik etme mevzunun en sessiz ve sakin kısmında. Çünkü mutluluk yokmuş, gülmek varmış. Kimse üzülmeni istemez ben bile. Aramızda kalsın üzülmek de yokmuş, yanıp kül olan bu mektup varmış. Hafızanla vereceğin en büyük mücadele işin “Yaşamak” kısmıymış. Lakin dert etme! Yaşamak yokmuş kaderde doyasıya, yazmak varmış bir başına ölesiye. 


Beğendin mi? Arkadaşlarınla paylaş!

Kerem Aydın<span class="bp-unverified-badge"></span>

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about personality
Trivia quiz
Series of questions with right ve wrong answers that intends to check knowledge
Story
Formatted Text with Embeds ve Visuals
Video
Youtube ve Vimeo Embeds
Audio
Soundcloud or Mixcloud Embeds
Image
Photo or GIF