DÜNDEN ÇIKAR YOL

… Sahi inceldiği yer neresiydi? Yine mi kopmadı? Zamanın ruhuyla ıslattım kendimi. Yürekte kalan matemim… Şimdilerde yaşamak, hayatta kalmaktan ibaret. 8 dk


DÜNDEN ÇIKAR YOL

… Sahi inceldiği yer neresiydi? Yine mi kopmadı? Zamanın ruhuyla ıslattım kendimi. Yürekte kalan matemim… Şimdilerde yaşamak, hayatta kalmaktan ibaret.


‘Bir Eylül Mübadelesi (Onur da ağlar)’ adlı yazım için tıklayın…

Diğer ‘Edebiyat‘ içeriklerine ulaşmak için tıklayın.


“Artık hiçbir şey hissetmeyecek kadar çok şey hissettim. 

Ruhum tükendi, kalan yalnızca bir yankı içimde.”


-Fernando Pessoa

      Bir kış eve girmedim, yürüdüm. Yalnızca kendime anlattım. Kimseyle tanışmadım. Tartışmadım, anlatmadım. Sustum. Konuşamadığım ne varsa kendime ağladım. Bir zaman sonra anlatmaya halim kalmadı. Oturup kendimi anlamayı da gereksiz gördüm. Kendimle bile konuşmuyordum. Canım yanıyordu, ah ediyordum arada bir. Abartacak ne vardı bunda? Canım eziliyordu acıdan işte. Acıyı garipsemiyordum artık. Sahi neydi bu acıyı garipsememek? Her şeyin daha da kötüye gittiği bir rutin vardır. Hani, maalesef, hisseder ya insan. Gelişi hissedilen bir lanet vardır. Hani bütün hikaye buraya kadardır. Kitabın son sayfasına artık gelinmiştir. Sonrası yüreğinde taşıdığın bir yastır. Kazandığın, kaybettiğin ne varsa sırtına bir heybe gibi vurulur. Bir dua, bir zikir gibi diline dolarsın, saçlarına ak düşmüş hatıraları. 

      Bir kış, bir şehrin tam ortasına bağdaş kurup oturdum. Nemli kış gecelerinde, sisli dağların gölgesini izledim. Islak bir karanlık vardı dün ile aramızda. Dün gibi yakın, geçmiş kadar uzak olan dün. Gayretlerin sustuğu mazinin her ayrıntısı terk etmiyor hafızasını insanın. Dün ile tanışmadan, bugün hiçbir yöne çıkmıyor. Her şey dün gibiydi. Şimdi silik bir anıya dönüşüyor. Silindikçe acıtıyor. Unutup gidiyorum bütün türküleri. Türkülerin de kokuları vardır. Dünden kalan kazaklarımı eskir diye giyemez oldum artık. Şehir şehir çıkıp gezdim. Bir şey olmuştu bana. Dayanamam zannettim, parçalanırım sandım. Buna da dayanmıştım. Nefret ettiğim dayanma gücüm buna da yetmişti. Ah bir tükenişini görseydim. Ben buna da dayanırım, daha kötüsüne de dayanırım, daha kötüsüne de, daha kötüsüne de… Ne yapar, eder, buna da dayanmanın bir yolunu bulurdum. Çıkıp bakıyorum yükseklere şimdi. Dağları, tepeleri, gökyüzüne kanadıyla şarkı söyleyen kuşları değil, günün birinde kutladığım bayramları, gideceğim o yolları görüyor gözlerim. Dilime pelesenk olmuş bir türkü var. Hala umudu söyler durur. Bir ırmağın kenarında bağıra bağıra umuttan söz etmek istiyorum, sesimin şırıltılarla boğulduğu bir ırmak kenarında. Oysa umut gün boyu ağrır, geceleri sivri bir acıya dönüşür şimdilerde. Yok, yok bir yalan bulmak istiyorum. Beni özgürleştirecek, avutacak, tutunacak bir yalan. Ya da inkar etmek istiyorum. Artık o anılar o dünde değil. Ama benim için hala oradalar. Kayıp yaşayan insan klişesi inkar. Benim için hala o dünler var. Ey dizlerimin dermanı dayanma gücüm! Sen yine de bırakma beni… Bir sürü düşü mahvettiler içimde. Olsun. Bunu da atlatırım. Zaten hep atlattım. Kendimi ayakta tutan bana, duyduğum öfkeyle baş başayım şimdi… Sahi inceldiği yer neresiydi? Yine mi kopmadı? 

     Zamanın ruhuyla ıslattım kendimi. Yürekte kalan matemim… Şimdilerde yaşamak, hayatta kalmaktan ibaret.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Çetin DURMAZ<span class="bp-verified-badge"></span>

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Önemsiz Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Hikaye/Olay
Gömülü ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud Gömme
Görsel
Fotoğraf veya GIF