Döviz Lobisi Mi? Yanlış Para ve Maliye Politikaları Mı?

21 dk


Ülkemizin bir anda gündemi olduğunu zannettiğimiz konu, Sayın Cumhurbaşkanımızın damadı, Sayın Ekonomi Bakanımız Berat Albayrak'ın ciddi ekonomik hatalarının sonucu. 

Din, millet, memleket ayrımı, fanatizmi, herhangi bir görüşün takipçisi olmadan sade bir yurdunu seven, biraz da lisans eğitiminden ekonomi bilen biri olarak bir konuya giriş yapmak isterim: Kanada ve Almanya nasıl “pandemi ekonomik paketleri” hazırladı? Hatırlıyor musunuz? Madem Sosyal Medya Yasası için "bir bakıyoruz" ne yaptıklarına, bu konuda da bakalım değil mi?

 "Siz sağlığınızı düşünün, devletiniz sizinle"

Devletlere bak be! 

Soruyorum:

Biz ne yaptık? "Yetiş Türkiye" dedik IBAN yoluyla, maske cazalarıyla , GİB sorunlarıyla geciken beyanname cezalarıyla (gelir idaresi başkanlığı online beyanname iletim) ve birçok benzer yolla hazine dolsun diye uğraştık. Başka yol yok muydu? Yardımın zerresini anlamayan, kapatılması zaruri çocuk istismarcısı vakıflara Diyanet İşlerinden aktarılan yıllık 54 kg altını (113 milyar TL) ya da günlük Başkanlık Sarayı yeme-içme gideri olan 1.8 milyon lirayı kısamadık. 

Çok iyi bir şey yaptık: Atar gider falan filan!

İki çeşit anlaşılması gereken ekonomik sistem vardır, ilk olarak: "Kendin üret, kendin ye, dışarıdan hiç bir şey alma ve dışarı satışın devlet izniyle çok kontrollü olsun" sistemi. Örnekleri dinden bağımsız Küba / dinle yönetilen İran! Bizimki İran’a döner çünkü Siyasal İslam, cahil şeriat yanlılarıyla güç kazanıyor. Bilimsel ve Dünya'da Tıp alanındaki başarısıyla varolan Küba örneği: Türkiye Cumhuriyeti devriminin örnek alınarak uygulanmış hali! İran örneğinde Amerikan karşıtlığı “ABD doları yasağı, ABD vatandaşına giriş yasağı” var fakat “coca cola“ en çok tüketilen ürün.

Siyasal islamı hep iki yüzlü bulmuşumdur.

Bakın lütfen. İki örneği de inceleyin.

Evet egemen ekonomik sistemimiz: Serbest Piyasa Ekonomisi: Özel üretir, satar devlet müdahale eder, rekabetin dengeli ve adil olmasına çalışır. Vergiler ile sosyal hizmetler, güvenlik, barınma, eğitim, sağlık hizmetletini karşılar. Refah için çalışarak, verginin karşılığını verir.

Eğer ülke dış alım ve satım gücüyle orantısız bir vaziyette herhangi bir çalışma yürütürse, yerli yenilikçi adımlar gerçekleştiremezse, ülkenin reklamını iyi yapamazsa, sonuç: İçeride de alım gücünün düştüğü, işsizliğin yükseldiği, ülke parasının değer kaybettiği durumlar ortaya çıkar. 

Ben ülkemde en ideal ekonomi bakanı olarak Ali Babacan’ı izledim. Gerçekten çok iyi işler yaptı, Uluslararası düzeyde ülkenin  politik dilinin nezaketini korudu. Siyasal islamın yükselmesiyle çıktı partiden. Bir görüş savunmadan size var olanı ve durumun ne olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Ben 18 yıldır oylama sistemine güvenmiyorum. 7 karşı oyda 2 oyun iktidara yazıldığı bir sistem, kaybolan pusulalar, bulunan sahte pusulalar. BEN GÜVENİLİR VE ŞEFFAF SİSTEM İSTİYORUM! Retinamı tara oyumu vereyim, Çin bir buçuk milyar insana yapabiliyor, biz 82 milyona yapamıyor muyuz? Haaayyyııır! 

Öyle bir sahtekarlıkla beslenme var ki… 

Çok içerliyorum; “Alyansımla geldim, alyansımla giderim” dediniz. Financial Times “dünyanın en zengin yüz insanı” arasına girdiniz. 

Sayıştay diye bir kurumumuz var, bütçeyi, usulsüzlükleri, hazinenin aktardığı her parayı denetlemekle görevlidir. Sayıştay’ın üniversitelerden üyeleri olur, profesörler seçilir. Şimdi durun: 2008’de profesörlük yolu Ahmet Nejdet Sezer döneminde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlandı. O sıralar Sayın Recep Tayyip Erdoğan Başbakanlık görevindeydi. Bu nedenlere söyleyeyim; hükümet, 18 yıldır verdiğimiz verginin hizmet yolunun denetimini yine kendi içinden örgütlü insanlara yahut yakın bulanlara yaptırıyor. Yani, neden gerçekçi ve usule uymasa da bunu belirten bir rapor hazırlasınlar ki? Ülkenin dirsek çürütmüş, emek vermiş uzmanlarına değil, seçtikleri kişilerle  sözde denetledikleri, verdiğimiz parayı aslında istedikleri gibi harcıyorlar. 

Ve belli ki yanlış harcıyorlar…

Mesela su sıkıntısı çeken ülkeyiz fakat Kaz dağlarında siyanürle altın arıyorlar, altını Kanadalı bir şirket arıyor, çıkanın büyük kısmını alacak. 

Neden? 

Para bitti, altınımız olsun, peki su bitince? 

Suyu zehirlenince? 

Kanal İstanbul yapılacakmış… 

Niye? 

Katar Sani ailesinin bilmem kimleri,  nasıl, hazine arazisini satın almış? O niçin Kanal İstanbul bölgesinde? 

Mesela Elektrik Dağıtım'ı, Telekomünikasyon'u özelleştirdik. Tüpraş'ı, Enka’yı! Bunlar yerli milli, bizim malımızdı, şimdi yüksek vergilerle, özel şirketler pandemi dönemi Güneydoğu Anadolu’da elektrik kesiyor, kontrolsüz HES'ler ile kaynaklar kuruyor, susuzluktan hayvanlar telef oluyor. (Mardin, Şanlıurfa yerel kaynaklarında haberleri okuyabilirsiniz) 

E ama, damat çocuk yapıyor? Allah sağlık sıhhat ve vicdan versin yavrucuklara; "zalimden alim doğar"!

Daaaaaaa

Nerede denetim? 

Özel şirkete sattın da, denetlemiyor musun?

Tarihi, turistik yerleri şov malzemesi yapıyor, her yere beton döküyorsun, “kör olaydım, görmeseydim o HasanKeyf’i” e sonra döviz girmiyor, hiçbir ülkenin yabancı şirketi yatırım yapmak istemiyor! 

Şimdi önemli bir yazıyla bu konuyu sonlandıralım.

Döviz yükselmesi: Türk Lirası’nın değerinin düşmesinin anlamı nedir? 

  • Türkiye'nin gidişi açıkçası ciddi bir ekonomik bir durgunluk ama aynı zamanda enflasyon. Yani durgunluk içinde enflasyon. Niye? Çünkü hükümet, bu tedbir paketlerini devreye sokabilmek için Merkez Bankası'nı kullandı. Zaten hazinede para yoktu biliyorsunuz.
  • Kriz öncesi Merkez Bankası'nın yedek akçeleri bile hazineye aktarıldı, sıfırlandı. Merkez Bankası'nın 2019'da kârı o yılın yedek akçesiyle beraber 2020'nin Ocak ayında hemen hazineye devredildi, dolayısıyla hazinede para yok. Yani para nereden bulunuyor? Merkez Bankası para üretiyor.
  • Peki Merkez Bankası nasıl üretiyor bunu? İşte bankalar ellerindeki teminat niteliğindeki kağıtları veriyorlar, onun kapsamı genişletildi, oradan Merkez Bankası'ndan para alıyorlar. İşsizlik Fonu elindeki kağıtları veriyor Merkez Bankası'ndan para alıyor.
  • Yani piyasada paraya ihtiyacı olanlar elindeki varlıkları Merkez Bankası'na veriyorlar ve oradan nakit çekiyorlar şu anda piyasa öyle fonlanıyor.

"Türk Lirasının değerinin kaybolması mukadder"

Merkez Bankası'nın Türk Lirası üretirken karşısında bunun bir döviz kaynağı olmadığını belirten Babacan, şunları söyledi:

  • Ülkenin rezervleri biliyorsunuz bir zamanlar 136 milyar dolara çıkmıştı. Daha sonra bu rakam 85 milyar dolara indi ki elimizde 24 Nisan rakamları var, 24 Nisan'dan sonra bu rakam daha da aşağı doğru indi. Net rezerv 25 milyar dolar, net rezervin içerisinde baktığınız zaman swaplar var, swapları düşerseniz bir de hazinenin Merkez Bankası'ndaki mevduatını düşerseniz eksi…
  • Merkez Bankası da Türk Lirası üretiyor bu durumda karşısında bir döviz rezervi olursa Merkez Bankası'nın o zaman sorun yok ama elinde kaynak olmadan Türk lirası ürettiği zaman Türk Lirasının değerinin kaybolması mukadder. Kur niye artıyor diye soruyorlar, niye artacak? Karşılıksız para basarsanız o paranın değeri düşer.

(Mayıs ayında sayın Ali Babacan’ın konuşmasından alıntılardır)

Son olarak, bilmelisiniz ki, Merkez Bankamız yani tüm gelirlerimizin tutulduğu kasamız , yılların emektarı, şerefli, haysiyetli, disiplinli tüm kıdemli memurlarını çıkardı (çıkmaya zorladı). Şu an, "deneyimsiz eleman" alan bir Merkez Bankamız var, paramız yok fakat her gün milyarlarca lira devletimizin kasasına para yolluyoruz. 

Bu iş size normal geliyor mu? 


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

N.söz Uçar<span class="bp-verified-badge"></span>

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Önemsiz Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Hikaye/Olay
Gömülü ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud Gömme
Görsel
Fotoğraf veya GIF