DÖNÜŞÜM

Ben engelli bir birey değilim.Ama hepimiz gibi engelli adayıyım.O yüzden çıkartamadıkları sesleri olmak istedim. Sürç-i lisan ettiysem affola...13 dk


DÖNÜŞÜM

Ben engelli bir birey değilim.Ama hepimiz gibi engelli adayıyım.O yüzden çıkartamadıkları sesleri olmak istedim.
Sürç-i lisan ettiysem affola…


‘Cumhuriyet’in İlk Kadın Öğretmeni’ adlı yazım için tıklayın…

Diğer ‘Edebiyat‘ içeriklerine ulaşmak için tıklayın…


 Bir sabah beklentilerle dolu düşlerimden uyandım. Pis kokulu bir karanlığa açtım gözlerimi. Siz karanlığın ne demek olduğunu bilir misiniz? Bunaltıcı, iç karartan, genzinizi yakan bir kokusu vardır. Karanlık çok karanlıktır. Bir kere görmüşseniz aydınlığı ok gibi saplanır yüreğinize. Gözlerimi eriten karanlığa kırgınım. Çok kırgınım. 

 Sadece karanlığa değil kadere de… İçeriden gelen seslere de dargınım. Boş bir ümitle ayaklarımı hareket ettirmeye çalıştım. Bu sabah da olmadı. Hiç bir şey değişmedi. ‘‘Bana ne oldu?’’ diye geçirdim içimden. Oysa ne olduğunu biliyordum. Odamda olduğumu biliyordum. Biraz küçük ancak içinde bir insanın yaşayabileceği, duvarları tanıdık gelen odama hiçbir şey olmamıştı. Bana neden olmuştu? Sitem etmiyorum. Sadece Tanrı’ya kırgınım biraz.

 Uyanalı bir saat oldu. Bekliyorum. Lanet olası yataktan birinin beni kaldırmasını bekliyorum. Sabahları hiç sevmiyorum. Eskiden çok severdim. Neden? diye sorarsanız. Yük olma, başkalarına muhtaç olma hissini en çok günün başında yaşarım. Seslenmem gerektiğini mi düşünüyorsunuz? Seslenemem. İnsan bedeninde bir yerleri çalışmıyor ise diğer organları da çalışmayı unutur. Haksızlıklara karşı dilini yutar, sessiz kalmayı seçer. İlk günleri çok ağlamış, çok bağırmıştım.  Değişmeyeceğini kabul edince azaldı önce gözyaşlarım sonra sesim… Dostlarıma da kırgınım. İlk günler her gün gelen acıyarak bakıp teselli eden, bu aralar uğramaz olan dostlarıma…

 Kitaplarımdan oluşan mal varlığımın yayılı olduğu – Yılmaz yani ben editördüm – masamın üzerinde kağıtlar, renkli kalemler ve birkaç sene önce aldığım fotoğraflı ışıklar asılıydı. Kafamı pencerenin olduğunu hatırladığım yere yönelttim. Daha sonra komodinin üzerinde ki çalar saate doğru… Saat kaçtı bilmiyordum ama yelkovan sessizce ilerliyordu. Saat çalmamış mıydı? Birden kapı gıcırtıları işittim ve arkasından annemin sesini işittim. Kapıya dikkatlice vuruldu ve ‘‘Seray’’ diye seslenildi. Ve yeni günüm böylelikle başladı… 

 Hatırlıyor musunuz? Franz Kafka’nın Dönüşüm adlı eserini… Bu satırlar Kafka’nın eserinden esinlenerek yazıldı. Gregor Samsa bir sabah huzursuz düşlerinden uyunarak kendini yatağında kocaman bir böceğe dönüşmüş bulmuştu. Bir sabah uyanınca başımıza böyle bir şey gelme olasılığı yok.Ama her birimiz bir gün engelli olabiliriz. 

 Hiç düşündünüz mü? Böyle bir güne uyandığınızı… Engellilerin gün içerisinde yaşadığı zorlukları? Biliyor musunuz? Uğradıkları haksızları… Yaptıkları mücadeleleri… Onları anlamak için böyle bir güne uyanmamıza gerek yok.Şükredelim gözlerimizin varlığına ve gelin şimdi birkaç saniye gözlerimizi kapatalım… Bir an dahi olsa karanlık korku salıyor içimize değil mi? Şükredelim tüm organlarımıza…

 Bu şükrümüzü de eyleme dökelim. Hareketlerimizde ve kelimelerimizde bir dönüşüm sağlayalım. Her güzellik ağızdan çıkan sözcükle başlar. Başlayalım mı?

ENGELLİ!

Özürlü değil. Onun bir kusuru, bir özürü yok. Böyle düşüyorsan senin var…

GÖRME ENGELLİ! 

Kör değil. Onun dünyanın güzelliklerini görmek için bir çift göze ihtiyacı yok. Senin var. Benim var…

İŞİTME ENGELLİ!

Sağır değil. Onun birinin acısını hissetmesi için ağlama sesi duymasına gerek yok. Senin var. Benim var…

BEDENSEL ENGELLİ!

Sakat değil. Hayallerini gerçekleştirmesine engel değil. Acımana ihtiyacı yok saygı göstermene ihtiyacı var… 

Biliyor muyuz peki? Nasıl davranmalıyız?

  • Bir engelli ile konuşurken söyleyeceklerimizi doğrudan kendisine doğru söylemeliyiz. Kendisine eşlik edene ya da tercümanına doğru söylememeliyiz.
  • Engellilere karşı önyargılı olmamalı, onlar ile ilgili konularda onlar adına karar vermemeliyiz.
  • Görme engelliye yol tarifinde yukarı aşağı gibi ifadeler yerine sağında solunda gibi ifadeler kullanın. Bastonuna dokunmayın yerini değiştirmeyin, gerekiyorsa mutlaka kendisine haber verin.
  • Engellinin ne söylediğini anlayamıyorsanız, yazmasını isteyebilirsiniz.
  • Engelli bireyi kendine özgü fikirleri olan, kendi kararlarını kendi veren bir birey olarak görmeliyiz.
  • Zeka engelli bireyler zor karar verirler, sabırlı olun ve onları anlamaya çalışın.
  • Bağırarak konuşmayın.Onlara karşı veya sözlerine gülmeyin.

  Kalbimizin sesini dinleyelim. Kendimize yapılmasından hoşlanmayacağını düşündüğümüz hiçbir şeyi bir başkasına yapmayalım. Unutmamalıyız! Engelleri aşmak zihinde başlar. Hepimiz bir engelli adayıyız ! Kimin başına ne zaman, ne gibi olaylar gelebileceği hiç belli olmaz. Bu yüzden kendimizi onların yerine koyabilmeli ve onlara elimizden gelen desteği göstermeliyiz. Bize ihtiyaçları olduğu her anda yanlarında olmalıyız.

Bugün 3 Aralık Dünya Engelliler Günü. Sadece bugün değil, her gün…


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

SERAY YILMAZ

Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Tebrikler Seray Hanım gerçekten çok güzel söylemişsiniz ‘Bir gün değil her gün..’
    Sonuçta kurallar çiğnenmek içinse engeller de aşmak içindir bunu unutmamak gerekir.

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Önemsiz Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Hikaye/Olay
Gömülü ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud Gömme
Görsel
Fotoğraf veya GIF