ÇOCUK/ERGEN RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI 2

16 dk


ÇOCUK/ERGEN RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI 2


‘ÇOCUK/ERGEN RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI 3’ adlı yazım için tıklayın…

Diğer ‘Psikoloji‘ içeriklerine ulaşmak için tıklayın…


İstençdışı Devinim (TİK) Bozuklukları

Tik istemdışı, hızlı, aralıklı, ritmik olmayan, tekrarlayıcı şekilde bir grup kasın kasılması ile karakterize bir bozukluktur. Tikler normal davranışı andıran, ani ve tekrarlayıcı hareket, jest ve sesler olarak tanımlanmaktadır. Tek bir tik nadiren bir saniyeden uzun sürebilmekte ve sıklıkları değişebilmektedir. Tikler aynı zamanda, günlük psikososyal stres, anksiyete, duygulanım, heyecan ve yorgunluk gibi faktörlerinden etkilenmektedir. 

ETİYOLOJİ:

Aile genetik çalışmaları tik bozukluğunun, Obsesif Kompulsif Bozukluklarının bazı formlarının ve DEHB’nin etiyolojik olarak birbiriyle ilişkili oldukları görülmüştür. Tik bozukluklarında gidiş genellikle iyidir; zaman zaman artış ve azalmalar gösteren tikler ergenlik döneminin sonuna doğru giderek hafifler. Gestasyonel ve perinatal faktörler, ısıya aşırı yorgunluğa maruz kalma, psikososyal stres gibi bazı faktörler tiklerin ortaya çıkmasına neden olur. Tikte bazı kortiko-striato-talamo-kortikal (KSTK) yolakların tutulmuş olduğuna ilişkin sonuçlar bulunmuştur. 

Görüntülenme çalışmalarında beynin farklı bölgelerinde morfolojik ve işlevsel farklılıklar bulunmuştur. Tik tanısı konan çocuk bazal gangliya yapılarında normal asimetri paterninde sapmaların ve sol ventriküler nükleus ve sol globus pallidus hacimlerinde azalmaların olduğu saptanmıştır. Tik bozukluklarında EEG (Elektroensefalografi) anormallikleri görülebilmektedir. 

TEDAVİSİ;

Tiklerin çoğu stres kaynaklı olduğu için çocuk/ergenin baş etme mekanizmaları geliştikçe tikler de kaybolmaktadır. Anksiyolitik ilaçlar ve haloperidol yararlı olabilmektedir. 

ÇOCUK VE ERGENDE GÖRÜLEN KAYGI BOZUKLUKLARI 

BİLİŞSEL-DAVRANIŞÇI KURAMLAR 

Kaygı bozukluğu olan çocuk/ergenlerin kaygı duyma ve endişelenme konusunda bazı olumsuz inançlar ve değerlendirmeler geliştirdiği öne sürülmektedir. Bu durumda yaşantısı ile ilgili herhangi bir durum ya da nesneye karşı endişe duyabilmekte ve bu endişenin kontrol edemeyeceği konusunda inanca sahip olabilmektedir. 

AYRILMA KAYGISI BOZUKLUĞU

Ayrılma kaygısı çocuğun bağlandığı bireylerden ayrılmasıyla ilgili, gelişim düzeyine ve içinde olduğu yaş dönem özelliğine uygun olmayan şekilde ve aşırı düzeyde bir kaygı duyması anlamına gelmektedir. Bebekte altıncı ayda başlamakta ve okul öncesi döneme kadar devam etmektedir. Çocuğun ruhsal gelişimi açısından normal kabul edilen bu kaygı çocuk 18 aylıkken en üst seviyeye ulaşmakta, ancak 3-5 yaşına kadar yavaş yavaş ortadan kalkmaktadır. 

Sağlıklı anne-çocuk etkileşimi yaşayan, sağlıklı bağlanma yaşayan, travmatik ayrılıklara ve diğer travmatik yaşantıya maruz kalmamış çocuk; annesinden sağlıklı bir şekilde, kaygı yaşamadan ayrılabilmektedir. Ancak okulda öğretmenleri tarafından ruhsal ya da fiziksel olarak örselenme, arkadaşları tarafından korkutulma, öğretmen yada arkadaşları tarafından şiddete maruz kalma, zor ev ödevleri, bilişsel kapasitenin üzerindeki akademik ve sosyal etkinlikler, aşırı disiplin kuralları, evde veya okulda travmatik yaşam olaylarına tanık olma, okul öğretmen ve ikamet değişiklikleri, zayıf ekonomik koşullar çocuğun ayrılma kaygısı yaşamasına neden olmaktadır. 

YAYGIN KAYGI BOZUKLUĞU

Yaygın kaygı bozukluğunda çocuk/ergende yaygın ve süreklilik gösteren bir kaygı söz konusudur. Çocuk ve ergenler sürekli huzursuz, gergin olmakta, kolay öfkelenmekte, huzursuz ve öfkeli olduğunda çevresi tarafından kolay rahatlatılamamaktadır. Çocuk/ergenler gün içinde olan sıradan olaylar veya haberdar olduğu kaza olayları karşısında aşırı kaygı duyabilmekte ve huzursuz olabilmekte, sürekli kendilerinin, ailelerinin ve arkadaşlarının güvenliği ve sağlığı konusunda endişeli olabilmekte, bu konular gündeme geldiğinde de hassas ve duyarlı davranabilmektedir. 

TOPLUMSAL KAYGI BOZUKLUĞU

Toplumsal kaygı bozukluğu çocuk/ergenlerde yabancı oldukları, fazla tanımadıkları ortamlarda ya da kendi evlerinde yabancı kişilerle konuşmama, iletişim kurmakta zorlanma, çekingenlik, yabancı kişilerin varlığı ile ilgili endişe yaşama gibi belirtilerle karakterize bir kaygı bozukluğudur. Çocuk/ergen sosyal ortamlarda kendilerini kaygılı, endişeli hissedebilmekte ve titreme, kalp çarpıntısı, terleme gibi kaygıyla ilişkili bedensel belirtiler yaşayabilmekte, insanların yanında komik duruma düşecek bir davranış sergilemek ya da hata yapmak ile ilgili aşırı bir kaygı yaşamaktadırlar.

ÖZGÜL FOBİLER

Özgül fobi; çocuk/ergenlerin bir nesne ya da durumla karşı karşı kaldığında ya da bununla karşılaşabileceği düşüncesiyle aşırı ve anlamsız bir korku yaşama ve uyaran ile karşılaştığında da ani ve yoğun bir kaygı hissetmekle karakterize bir kaygı bozukluğudur. Çocuklarda sıklıkla görülen özgül fobiler hayvan fobisi, karanlık ve kalabalık ortam fobisi şeklinde olmaktadır. Folik uyaranla karşılaştığında aşırı kaygı, ağlama, huysuzluk gösterme, donakalma, sıkıca anneye sarılma gibi davranışlar sergilenmektedir. 

PANİK BOZUKLUK

Pamuk bozukluk panik atakların sık tekrarlaması ile karakterize bir durumdur. Panik ataklarda bazı bedensel ve duygusal belirtilerin eşlik ettiği yoğun bir kaygı hali söz konusudur. Panik atak belirli bazı durumlarda veya beklenmedik şekilde ani olarak başlayıp dakikalarca sürebilmektedir. Panik atak yaşayan çocuk/ergenlerde çarpıntı, titreme, ağlama, nefes alamama, terleme, korkma, anneye yapışma gibi belirtiler görülebilmektedir. 

TAKINTI-ZORLANTI (OBSESİF KOMPULSİF) BOZUKLUK

Obsesif kompulsif bozukluk çocukluk çağında başlayabilen ve oldukça ağır seyredebilen bir psikiyatrik bozukluktur. Başlangıç yaşı ortalama 7-12 yaş olduğu bilinmektedir. 

En sık görülen belirtiler, kötü bir şey bulaşacak korkusu ve buna eşlik eden kompulsif el yıkama ve kaçınma şeklinde kendini gösterir. Anne-babasını ya da kendisinin güvenliğine ilişkin obsesif endişeler de yaygın bulunmaktadır. 

ÖRSELENME SONRASI GERGİNLİK (TRAVMA SONRASI STRES) BOZUKLUĞU

Örselenme sonrası gerginlik bozukluğu, yaşamı tehdit eden bir olaya maruz kalma ya da olaya tanıklık etme sonucunda korku, çaresizlik yaşama ile karakterize bir durumdur. Çocuklukta yaşadıkları travmatik olaylar karşısında huzursuzluk, tepkisellik, kendisinden beklenmeyen davranışlar gösterebilmektedirler. Çocuklar olayların detaylarını kabuslarla ya da karmaşık, tuhaf rüyalarla tekrar tekrar yaşayabilmektedir. 

Çocuklarda parmak emme, yeni tikler geliştirme, altına kaçırma, tırnak yeme, yabancılara aşırı tepki verme ya da kaçma gibi güvende hissetmeme davranışları görülebilmektedir. Çocuk ve ergende uyku bozuklukları, gece kabusları, uykuda yürüme, karanlık korkusu, her şeye irkilme, gergin dikkati toplayamama sık görülen belirtilerdir. 

TEDAVİSİ;

Yaygın ve şiddetli anksiyetesi olan çocuk ve ergenlerde benzodiazepinlerle beraber antidepresanlar kullanılabilir. Trisiklik antidepresanlar yetişkinlerden farklı olarak yan etkilerinden dolayı tercih edilmemektedir. Seçici serotonin geri alım inhibitörleri veya seçici serotonin noradrenalin geri alım inhibitörleri tercih edilmektedir. 

Ailenin gerekli tedavi, eğitim ve danışmanlık hizmeti almaları ve kaygı bozukluğu olan çocuklarına yardımcı olmaları gerekmektedir. 


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Meltem Germen<span class="bp-verified-badge"></span>

3 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Araştırmalar bir harika. Herkesin sosyal hayatta algılaması gerekli hareketlerin aslında bir sebebe bağlandığı güzel belirtilmiş.

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Önemsiz Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Hikaye/Olay
Gömülü ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud Gömme
Görsel
Fotoğraf veya GIF