Bir Eylül Mübadelesi (Onur da ağlar)

Beyaz atlı şarkıların eyerinde çeker giderim uzaklara... Ağlıyorum müsadesiyle illet zamanın! 14 dk


Bir Eylül Mübadelesi (Onur da ağlar)

Beyaz atlı şarkıların eyerinde çeker giderim uzaklara… Ağlıyorum müsadesiyle illet zamanın!


Bir Eylül Mübadelesi (Olanlar Oldu) adlı yazım için tıklayın…

Diğer Edebiyat içeriklerine ulaşmak için tıklayın…


Dünya gördü,  

Bizi boğazladılar.  

Tutma gözyaşlarını!  

Onur da ağlar…  

Ahmed ARİF  

      Bir olduramayış şekliydi. Ne yaparsan yap olduramayışlarından. Kendin için, bir başkası için… “Olmayınca olmuyor” gibi sığ bir cümlede de boğulabiliyormuş insan. Bana has bir düşüş şekliydi. Rakımı bin iki yüz seksen beş metre olan bir şehrin, buz tutmuş bir sonbaharında, atladım en yüksek yerinden. Önce kulaklarım patladı. Sonra hayatımın tam ortasında bir atom bombası. “Böyle olmamalıydı!” diye bağırasım vardı. Muhtemelen sonra da ağlardım. İnsan çok çaresiz hissedince ağlayamıyor. Zaten önce acıttılar, sonra susturdular. Bir veda sahnesine saklandı vaveylam. Sessiz sessiz haykıracaktım. Hiçbir dengbej, hiçbir ağıtçı bu çığlıklarda benimle yarışamayacaktı.  

      O gece son defa baktım o pencereden. Son defa sarıldım ona. Kokusunu çektim içime. Nereden başlamalıydı toplamaya? Yüreğim topladıklarımdan daha ağırdı ve yaşanmışlıklar fazlaca yer kaplıyordu. Gökyüzüne uçurduğum bir uçurtmanın ipini kesmişlerdi sanki. Biliyordum yasımı tutamayacaktım. Tutulamayan yaslar karabasan gibi çökecekti üzerime. Sahiden yeniden tamamlanmak için parçalanmak mı gerekliydi? Tamamlanmak neydi bunca eksikliğin içinde? Gücün sınırları bu kadar mı dardı?  

      Ertesi sabah gün aydın değildi. Gülümseyebileceğim bir gökyüzü de yoktu üstelik. Duvardan duvara vurulmuş, ayaklar altında ezilmekten başka hiçbir işe yaramayan, bayağı bir paspas gibi hissediyordum kendimi. Umudum vardı çünkü. Umudumdan vurulmuştum. Annemin saksıdaki soğuk vuran bitkisine “kışa rağmen çiçek açacaktı.” diye üzülmesine eş değerdi bu his. Her şeyi göze almak ya da her şeyi gözden çıkarmanın arefesiydi bu. Uyanmak istemediğim bir kahvaltı masasındaydım. Uyanırsam bir kabus vardı çünkü. Düş ile gerçek arasında bir zıtlık vardı bugün. Uyursam bu kabusu görmeme ihtimalim vardı. Uyanmıştım. O sabah, beni, o kahvaltı masasında kimseler duymadı ama kendi içimden tüm bardakları kırdım, bütün çayları döktüm, ellerimi masaya vura vura “bu son değil” diye bir kıyamet kopardım. “Ağlamayın” diye bağırarak yakalarına yapıştım. Herkesin birbirinden sakladığı bir gerçeğe bütün şehir ağlayacaktı bugün. Bu sondu. Ben bir şehre sığamamıştım. Her şeyi berbat etmenin bir yolunu bulmada usta olan, zavallı ben. Ektiğim hiçbir gülü deremeyecektim. Ustalardan birinin deyişiyle “…gidişler hep o gidiştir. Senin geçtiğin yollardan hep yalnızlık çıkar gelir…” diyordum. Tam da öyleydi. Benim geçtiğim yollardan artık yalnızlık çıkar gelirdi. Meğer bazı şehirler insanda yaraymış, düşler onda kalırmış. Şimdi herkes sevdiği eski bir şarkıya denk gelince, o zamanlar o şarkının kendine hissettirdiklerini, o zaman yanında olan insanları, o zamanki kendini, o şehri, o zamanları çok özleyecek. Ben ise artık bu özlemin altında eziliyor olacağım. Füruğ’un da dediği gibi; “…o günler güneşte kuruyan otlar gibi kuruyup soldular güneşin altında ve yitip gittiler akasya kokularından başı dönen sokaklar…” En körpe çağımda, en güzel heyecanlarımla girdiğim bir hikayeden, bir şehirden, gözyaşlarımı kollarıma sile sile dönüyordum. Kulağımda kalemiyle dağları deviren bir şairin sesi belirdi. “…Benim en güzel düşlerim içimde kaldı…” diyordu. Hadsiz bir tedirginlik vardı içimde. Ya unutursam? Ya hatırlayamaz hale gelirsem? O zaman bu dünyadan bir ben geçtiğini, ne olursa olsun çok güzel bir hayat yaşadığımı ispatlayamazdım delil yetersizliğinden.  

      Bir valizin etrafında, bir vedanın en derininde, yirmi iki kişi. Ayın yirmi ikisinde, yirmi iki yama vurmuştu duygularına, yarım kalan yerlerine, birlikte bölüşülen ekmeklerine, anılarına, türkülerine, özlemlerine… Birbiriyle tek ortak noktası ben olan bir avuç dünya. Canımdan can gidiyordu. Canlarından can gidiyordu. Canları gidiyordu. Çok sevdiğim bir şarkı “Levla gözünde yaşlarla vazgeçti…” diyordu. Vazgeçiyordum. En güzel zamanlarım olanlara, en güzel sarılmalarımı hazırlamıştım. Zar zor ayakta durduğum anlarda “bildiğin tüm duaları oku” derdi annem. Bildiğim tüm duaları okuyordum içimden. Ama yine de dizlerim ve sesim titriyor, yaşlar gözlerime meydan okuyordu. O ellere, o yüzlere son kez dokundum. “Hadi” diyordu bir ses. Son durağa gelmişiz, bu yolculuk çoktan bitmiş de benim haberim yokmuş. Vedalaşma uzun sürmedi. Hıçkırıklar ve haketmeyişin verdiği ızdırap iliklerde duyuluyordu. Tam arkamdan bir ses adımla seslendi… Kokunun da fotoğrafı olsa keşke diyenlere isnaden, kokusunu yolluk eden bir dostun mendiliydi elime tutuşturulan. Gözyaşlarımla kokusunu bezeyecektim. Benliğimizin birbiriyle harman oluşu gibi. Bu gözleri, bu sesleri unutamazdım. Ayrılığın dehşetiyle çarpan yüreklere bir vefa borcuydu unutmamak. Yüzlere acı oturmuştu. Bu yası tutacaktım. İçimde emekleyen bu yası ben büyütecektim. Hiçbir şey iyi gelmeden, iyileşecekse hiçbir şey sürmeden iyileşecekti bu yara. İstemiyordum. Savaşmış olmam, kaybettiğim gerçeğini değiştirmiyordu. Değmemişti ama olsun… Her şeyini kaybetmek aslında kazanmayı -kazanılacak olan neyse- denemiş olmakmış. Hiçbir şey yapmamayı seçerek kazanma şansını kaybetmekten iyiymiş. Kaybedecek hiçbir şeyi kalmayan insan tesellisi olsun bu da. Elimden geleni yaptım diyerek, vicdanı rahat insan tesellisi.Şimdi bir ben kalmıştım en yakın bana. Hatırlamanın acısını yeğliyordum, unutmanın ihanetindense. Artık yalnızım. Beyaz atlı şarkıların eyerinde çeker giderim uzaklara… Ağlıyorum müsadesiyle illet zamanın!  


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Çetin DURMAZ

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sitemap - Güncel Gündem
Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Önemsiz Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Hikaye/Olay
Gömülü ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud Gömme
Görsel
Fotoğraf veya GIF