Bilinmeyene Mektuplar – III

Bu bedbaht dünyada kaçmayı en çok sevdiğim yer hayallerim. O hayalleri var eden ise sensin... - Anıl Pakoğlu7 dk


Sevmek… Dünyanın umut kokan duygusu… Belki de şu sonun meçhul olduğu karışık düzende, insana insan olduğunu hatırlatan en masum mefhum…

Sevmeyi tanımlamak, açıklamak yapılabilecek en kolay şey nezdimde. Fakat bu duyguyu tatmadığım için açıkçası fazla ileriye gidemiyorum. İnsan, bilmediği bir şey üzerine fazla konuşunca cahil derler, bilirsin… Ben de sevilmenin cahiliyim. 

Alıştım doğrusu bu duruma. Daha doğrusu kabullendim demeliyim. Kendimi her daim umut eden ve umudunu her ne olursa olsun yitirmeyen biri olarak addetmişimdir fakat bu durum artık tersine dönmeye başladı. 

Umut, artık yavaş yavaş pes etmeye ve yerini imkansız kavramına bırakmaya hazır içimde. Ona da kızamıyorum ne yalan söylüyüm. Yoruldu. Sürekli iyi bir şey olacak diye beklemekten sıkıldı. Güzel olan tüm duygulara dair inancını yitirdi. 

Şimdi diyeceksin: “Ona beni anlatmadın mı?”

Onu uzun süredir ayakta tutan şey sendin… Senden ona bahsederken içimdeki heyecanı onun gözlerinde görürdüm. Nasıl ki bir çocuk küçük bir şeyi bile annesine tarifsiz heyecanıyla anlatıyorsa seni de ona öyle anlatırdım. Anlattıktan sonra hem ben heveslerimle dolup taşardım hem de umudum tekrardan ayağa kalkar ve adeta yeniden doğmuş gibi bütün sıkıntılarından arınırdı.

Ama artık ne onun gözlerinde bir ışık belirir oldu ne de benim iyi bir şey olacağına dair inancım kaldı… Kısacası biz artık tükenmeye başladık.

Her yolu deniyorum, inan bana. Fakat hayat benim için zorluklardan ibaret. Bu zorluklar arasından güzellikler çıkartmak en az hayat kadar zor. Senden başka güzellik bulmak da istemem zaten. 

Bu inat edişim, dik başlılığım yalnızca kendime zarar, biliyorum, fakat elimde değil. Gerçekler acımasız, senin hayalin ise dünyanın en naif duygusu. Sen, başımı yastığa koyduğum anda sabahın olmasını istemeyecek kadar güzel; sabah olduğunda tekrar hayallerim için gecenin olmasını isteyecek kadar özelsin…

Her insan en kötü anında yapmayı en çok sevdiği şeye kaçırır kendini. Benim de bu bedbaht dünyada kaçmayı en çok sevdiğim yer hayallerim. O hayalleri var eden ise sensin. Hayata iyi bakmamı sağlayan, dünyaya dair inancımı tazeleyen en masum güzelliksin…

Bir dakika… Sanırım umudum tekrar sesleniyor. 

Diyor ki: “Hayat ne kadar sevimsiz ve sahte bir yer olsa da onun için tekrar ayağa kalkmaya değer. Her yorulduğumuzda onun ışığıyla kendimize tekrar bir yol çizebiliriz. Yeter ki ona olan saf ve özel duygular her daim var olsun…”

Görüyorsun işte… Yine haklı çıktın. Seni kendimin bitişini anlatırken bile hatırlamak tekrar ayağa kalkmama sebep oluyor. Hayalin hiç bitmesin istiyorum, hiç bitmesin…


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Anıl Pakoğlu<span class="bp-verified-badge"></span>

2 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Bilinmeyen mektuplar vardı eskiden belki imkanlar kısıtlıydı ama çok daha renkli bir hayat vardı

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Önemsiz Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Hikaye/Olay
Gömülü ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud Gömme
Görsel
Fotoğraf veya GIF