Aze’nin Dilekleri

"Dilek ile dileği isteyen kişi arasında güçlü bir bağ vardır."15 dk


 Aze’nin Dilekleri  

“Dilek ile dileği isteyen kişi arasında güçlü bir bağ vardır.”


Kedili Ev adlı yazım için tıklayın…

Diğer Edebiyat içeriklerine ulaşmak için tıklayın…


             AZE’NİN DİLEKLERİ

  “Gökyüzü çok güzel değil mi Aze?” 

Aze, dudaklarını büküp: 

“Evet, ama yıldızlar bizden çok çok uzaktalar. Acaba onlarda bizi görüyorlar mı abi?” diye sordu. 

Ali omzunu çekip

“Bilmem… Gördüklerini sanmam. Bizim o kadar güçlü ışığımız yok.” Aze eliyle gökyüzünü işaret edip zıplamaya başladı.

  “A bak bak yıldız kaydı gördün mü? Abi yıldız kaydı! Böyle hızlıca kayıp gitti.”

“Nerede? Ben göremedim tüh nereden geçti?”

“Nasıl görmezsin ikimizde aynı yere bakıyorduk.”

Ali heyecan içinde “Dilek tutun mu bakalım?‘’ diye sordu.

Aze, gözlerini kocaman pörtletip.

“Yo tutmadım ki. Yıldız kayınca dilek mi tutuluyormuş?”

  “Evet, akıllım duymadın mı hiç? Yıldız kayınca dilek tutulur ve hemen ertesi gün dileğin kabul olur.”

“Gerçekten mi? Şimdi tutsam olur mu?”

“Tabi ki olur neden olmasın.” dedi Ali gülerek. Aze avuçlarını birleştirip gözlerini kapattı. Sonra açtı.

“Evet, diledim abi.” 

“Söyle bakalım ne diledin ?”

“Annem, yarın sabah çok sevdiğim kreplerden yapsın. Uzun zamandır yapmıyor.” dedi.

“Krep mi? Keşke başka bir şey dileseydin. Neyse zaten tutulan dilekler söylenmez. O zaman gerçekleşme ihtimali düşer. Akıllım hiç mi duymadın?” dedi gülerek.

“Neden soruyorsun madem çok gıcıksın of abi ya…” dedi sinirlenerek arkasını dönüp abisine küstü. 

“Ama sende hemen küsüyorsun şaka yaptım sadece.”

Aze ve abisi Ali, baharın gelmesi ve havaların ısınmasıyla geceleri evlerinin önündeki dama çıkıp gökyüzündeki yıldızları izler, kendilerine yıldızlar seçerlerdi. Sıcak yaz gecelerinde ailece yıldızların altında serin serin uyurlardı.

    Anneleri Filiz Hanım çocuklara seslenerek:

“Hadi çocuklar içeriye gelin duş almadınız daha? Yarın okul var.”

    “Tamam anne geliyoruz” diye cevap verdi Ali.

  Ali, kardeşinin elinden tutup 

”Hadi gidelim Aze. Daha pazar banyosu yapacağız.”

  “Of tamam geliyorum.”  Abisini elinden tutup yavaşça tahta merdivenlerden inerken abisine dönüp “Peki yıldızlar kayınca nereye gidiyorlar?” diye merakla sordu. Az önceki kızgınlığından eser kalmamıştı.

“Yıldızlar kayınca dünyaya düşer ve ölürler. Yolun kenarındaki bir taş, gökten düşen bir yıldızda olabilir.” dedi sakince. 

“O kadar yüksekten kim düşse ölür… Çok üzüldüm ama keşke kayıp düşmeseler.” dedi üzülerek.

  Ali, annesine Aze’nin dileğinden bahsetti. Sabah erkenden kalkıp onun için sıcak krep yaptılar. Uykulu gözlerle oflaya pofla ya masaya gelen Aze dileğinin kabul olduğunu görünce çok mutlu oldu. Abisine “Bak gördün mü? Dileğim kabul oldu,” diye havasını atmadan geçemedi. Aze ve ailesi krepleri dut reçeli ve peynir ile afiyetle yediler.

  Filiz Hanım, Aze’nin kızıl saçlarını ikiye ayırıp çok sevdiği tavşan tokalarını taktı. Hafif çilli ve ela gözleriyle çok sevimli bir kızdı.

   “Ali hazır mısın? “

“Evet, hazırım anne.” diye cevap verdi.

  Evleri kasabaya biraz uzaktaydı. Her gün bu yolu yürüyerek gidiyorlar ve kışın çok zorlandıkları oluyordu. Bu sene okula başlayan Aze, bazen mızıkçılık yapıp yürümek istemiyordu.

  “Keşke yıldızdan krep yerine bisiklet isteseydim. O zaman yürümek zorunda kalmazdık.” dedi üzülerek

“Sen bu dilek işini fazla abartın. Öyle her isteğin olmaz.” 

    Aze gerçekten abartmıştı. Yıldızın dileğini nasıl kabul ettiğini ballandıra ballandıra herkese anlattı. Bazı arkadaşları inanmadı. Bazıları keşke bizde görebilsek ama kasabada yıldızlar görünmüyor bizim damımız yok ki diye yakındılar.

   Aze, her gün dama çıkıp yıldızları saatlerce izlemeye başladı. Zorla eve geliyor bir an önce karanlık olsun ve yıldızlar çıksın diye dua ediyordu. Bir türlü kayan bir yıldız görememiş, gün geçtikçe umudunu kaybetmeye başlamıştı ki tam yatağına geçip yatmak isterken, son kez pencerede kafasını çıkarıp gökyüzüne baktı. Bir de ne görsün? Bir yıldız daha kaydı gökyüzünden.

”İşte sonunda bir dilek daha dileyebilirim.” diye sevinerek kendini yatağa attı. Şimdi dilek dileme zamanıydı.

    İnsanların hiç haberi olmadığı ve dileklerin kabulü ile görevli olan, dilek tutucular sarayı, gökyüzünde iş başındaydı. Her kayan yıldız başına bir dilek seçilir ve olması gereken dilekler için onay verilirdi. Her gün gelen dilekler alınır dilek kutusuna atılırdı. Kim içten ve iyi bir dilek dilerse onun dileği kabul edilirdi. Dilek tutucu ve yazıcı yıldız Ce söylene söylene gelen dilekleri kutuya atıyordu.

“Bisiklet istiyorum…” 

“Eş istiyorum.”

“Ev, araba, oyuncak, işim olsun…” 

“Ev, araba of aynı şeyler… Canım bu insanlarda hiç yaratıcı değiller. Hiç farklı bir dilek yok. Şekerim iyice baydılar…” söylene söylene dinlemeye devam etti.

   “Geçen sefer dileğimi kabul eden yıldız lütfen pencereme gelsin. Ona teşekkür etmek istiyorum” 

Ce heyecanla 

“Aman Tanrım biri farklı bir dilek diledi sonunda!” diye bağırdı. Arkadaşları merakla “Ne dilemiş?” diye sordular.

   “Kayan bir yıldız görmek ve ona teşekkür etmek istiyormuş. Sonunda bize inanan ve görmek isteyen bir insan yavrusu var.” 

Bu dilek onları fazlasıyla mutlu etmiş.

“Dileği isteyen kim peki?”

   “Boş ver şimdi onu çabuk geçen seferki yıldızın ismini bulun bana. Onu bu sabaha kadar gerçekleştirmem gerek.”

  Aze’in ilk işi, sabah kalkınca penceresinin önüne bakmak oldu.

Pencerenin önünde, yıldız şeklinde parlak cam gibi bir taş duruyordu.

Aze gözlerine inanamadı. Gerçekten elindeki yıldız olabilir miydi?… 

Devam edecek…

  

  

  

  



Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Ayse Bozkurt

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sitemap - Güncel Gündem
Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Önemsiz Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Hikaye/Olay
Gömülü ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud Gömme
Görsel
Fotoğraf veya GIF