Aze’nin Dilekleri (Bölüm 3)

"Kötü dilek olur muymuş?"34 dk


  AZE’NİN DİLEKLERİ (Bölüm 3)

   (“SİYAH DİLEK KUTUSU TEHLİKEDE”)

    Aze, abisi ile her gece izlediği yıldızlara neredeyse eliyle dokunacak kadar yakındı. En çok hayalini kurduğu gökyüzünde dolaşıyordu.

   “Yıldızlar ne kadar da büyük neredeyse kafam kadarlar gördün mü? Zeytin. Bizim damdan küçücük görünüyorlar, nokta kadar.

“Sen bir de şunlara bak,” dedi Çuçi, Güneşin etrafında sıra sıra dizilmiş gezegenleri göstererek.

“ Gezegenler! Yaşasın! Jüpiter, Mars, Merkür inanmıyorum hepsini görebiliyorum. Abim anlatmıştı, onlara ulaşmamız ve görmemizin çok zor olduğunu söylemişti. Keşke abimde gelseydi o da görseydi” dedi omuzlarını çekerek. Abisini getirmediğine biraz üzüldü. 

Çuçi ışık topundan olan arabasını dikkatlice sürüyor, arkadaşlarına selam veriyor, adeta yeniden doğmuş gibi seviniyordu.

“Sıkı tutun insan yavrusu neredeyse Dilek Sarayına varmak üzereyiz,” dedi sevimli tavırlarla. Aze’nin dileği, en çokta onu mutlu etmişti. Tam bir taş parçasına dönmüşken şimdi ait olduğu yere doğru yükseliyordu.

“İşte geldik küçük Hanım,” dedi ve ışık topu arabasını yıldız şeklinde bir kapının önünde durdurdu.

   Aze şaşkın şaşkın etrafına baktı. Ortada ne bir saray vardı ne de bir şato. Aze “Hani Çuçi burada saray filan yok sen yanlış yere mi? Geldin acaba,” dedi tedirgin bir ses tonu ile.

   Çuçi gayet kendinden emin bir şekilde “Hayır tatlım tam da burası yüz yıllar boyunca geldiğim yeri evimi nasıl unutabilirim,” dedi ve gözleri doldu içeriye girmeyi Aze'den daha çok istiyor gibiydi. 

    Kapıya yaklaştı önce kapıya hayran gözlerle bir süre baktı. Arkasında merakla içinde bekleyen Aze ve Zeytin’e dönerek hadi bakalım dünyalılar hazır mısınız? Açıyorum,” dedi ve elini kapının üzerindeki üç parmak işaretine yerleştirdi ve bir süre sonra kapı mor bir ışık saçarak arkasına doğru açıldığı gibi üçünü birden içine çekti ve hızlıca kapandı.

Aze’nin hızlıca içeriye çekilince bir an çok korktu. Zeytin de çok korktu. Aze’nin boynuna sarılmış hırlıyordu. Aze, kendini bırakıp kedisini sakinleştirmeye çalıştı.

   “Korkma bebeğim bir şey yok. Bak Çuçi bizimle bende yanındayım sakin ol tamam mı,” dedi ve Zeytin’in diken diken olmuş tüylerini okşadı.

   “Hoş geldin insan yavrusu” diye ince ve gür bir ses ile irkilen Aze kafasını kaldırdı. Kapının açılmasıyla mor yıldız tozlarının arasından kocamam ve kırmızı renkte bir yıldızın ona doğru geliyordu. Bu Bayan Ce olmalıydı. Tamda tahmin ettiği gibi bu Bayan Ce idi.

   “Çok heyecanlıyım, yıllardır dileklerini duyarım ama ilk defa çok yakından insan göreceğim. Şu güzelliğine bak dileklerin gibi kendinde çok güzelsin,” dedi ve şöyle bir Aze’yi baştan aşağıya süzdü. Çuçi’ye dönerek kısık sesle “Sandığımdan daha büyük, buradan bakınca nokta kadar görünüyorlar,” dedi.

  Çuçi “Evet, Aze en küçükleri daha büyükleri de var. Dünya sandığımız kadar küçük bir yer değil,” diye bilmiş bilmiş konuştu.

   Aze, “Hoş bulduk efendim, siz Bayan Ce olmalısınız,” dedi heyecandan sesi titriyordu. O çok konuşan Aze gitti yerine sus pus bir kız geldi. Kim olsa öyle olurdu, düşünsene bir yıldız karşısında konuşuyordu.

“Evet, küçük Hanım o benim, hadi ne duruyorsunuz içeriye geçelim bir an önce, seni görmek için sabırsızlanan bir sürü dilek yıldız var,” dedi.

Bayan Ce önde, arkasında Aze’nin omzunda Çuci, boynunda Zeytin ile birlikte, toz bulutlarının içinde ince uzun bir yoldan ilerlemeye başladılar. Tıpkı dünyadan görünen samanyoluna benziyordu. Aze adımlarını atarken, sanki boşluğa basıyormuş gibi geliyordu.

“Çuçi düşecekmişim gibi geliyor, korkuyorum ayaklarım boşluğa basıyor gibi,” dedi kısık ses ile. Çuçi gülerek:

“Korkmana gerek yok Aze! Tıpkı bulutların üzerindeymişsin gibi düşün. Hem unutma şu an Dünyada değiliz tatlım burası uzay tabi ki böyle yürüyeceksin,” dedi iki yanına bakarak.

   “Tamam korkmuyorum hem düşersem sen beni tutarsın. Sahi buradan düşersem geri Dünyaya mı düşerim yoksa başka bir gezegene mi düşerim?” dedi merakla.

    “Buradan nereye mi düşersin saçmalama Aze düşmeyeceksin güven bana,” 

   “Tamam güveniyorum peki bir soru daha sorabilir miyim?

“Sor bakalım,” dedi.

“Uzaylılar gerçekten var mı varsa bende görebilir miyim?"

  “Uzaylı mı? Of siz insanlar bu sorunun cevabını aramaktan vazgeçmeyeceksiniz. Uzaylılar tabi ki var; Bende bir uzaylıyım çünkü benim evim burası. Ne çok özlemişim bu yolu,” dedi Çuçi içini çekerek.

“Daha gidecek miyiz” dedi Aze Çuçi’ye bakarak.

  “Nerdeyse geldik Küçük Hanım,” dedi Bayan Ce yine o gür ve ince sesi ile.

   Aze, Zeytin ve Çuçi şimdiden güzel bir üçlü arkadaş olmuşlardı bile… 

     Bayan Ce “İşte geldik,” dedi ve yine bir yıldız şeklindeki kırmızı bir kapının önünde durdular. Bayan Ce, yine üç parmak işareti olan yere elini yerleştirip kapıyı açtı. Bu üç parmak işareti kapıların bir şifresiydi ve dilek yıldızlarından başkasının açması imkansızdı.

  Bu sefer Aze kendini gerçekten bir sarayın içinde buldu.

   Daha önce böyle bir sarayı ne bir resimde ne de televizyonda görmüştü. Her yer ışıl ışıl ve bin bir çeşit yıldız vardı. Parlak gök taşlarından yapılmış duvarlar, masalar, koltuklar bulunuyordu. Sanki bir toz bulutunu içindeymişsin gibi her şey esnek ve şeffaftı. 

     Bayan Ce sarayın ortasına gelerek “Sevgili dilek yıldızları, beklenen insana yavrusu işte karşınızda. O güzel dileğin sahibi bizi görmek isteyen bize inan güzel kalpli Aze! Hadi hep beraber alkışlayın,” dedi.

   Bütün yıldızlar hep bir ağızdan “Hoş geldin insan yavrusu,” diye bağırmaya alkışlamaya başladılar. Aze kendini bir prenses gibi hissediyordu.

   İçten dilenmiş bir dileğin hayatını bu kadar değiştireceğini tahmin bile edemezdi. Şu an yaşadıkları bir rüya gibiydi.

Çuçi Aze’yi çekiştirerek “Bak sana söylemiştim hepsi seni bekliyor,” dedi ve arkadaşlarına tek tek selam veriyor, “Hey, baksana geri döndüm yaşasın!" diyerek hava atıyordu.

Yıldızlar kendi aralarında Aze’yi konuşuyorlardı.

      “Ay şuna bak iki tane ayağı var” bir diğeri “Yanında ki de ne öyle ona hiç benzemiyor,” bir diğer yıldız “Çok güzel değil mi?”

“Hm neresi güzel bir kere hiç ışık saçmıyor bildiğin kara bir delik,” dedi kıskanç olan dilek yıldızı.

   “Nasıl ışık saçsın o bir Dünyalı. Biz olmasak Dünya karanlık bir yer olurdu. Bence gök taşına benziyor kaskatı ve karanlık,” dedi,

Bayan Ce tekrar sahneye geldi ve yüksek ve neşe dolu bir ses ile:

“Ve şimdi bayanlar ve baylar Aze ile tanışma partimizi başlatıyorum. Şimdi gökyüzünün o muhteşem korosu 'YILDIZ TOZLARI' şarkıcıları karşınızda!”  

Bütün yıldızlar çığlıklar atarak sevinç gösterisi yapıyor, oradan oraya sıçrayıp uçuyorlardı. “Yıldız Tozu mu şarkıcı mı?” Dedi gözlerini çıkarıp alkışlamaya başladı. 

Yıldız Tozu şarkıcıları, alkışlar eşliğinde sırayla yukarıdan süzülerek indiler. 

Koro halinde şarkıya girdiler,

                            Aze, her gece gökyüzüne bakar,

                           Bir yıldız kaysa hemen dilek tutar,

                           Krep, bisiklet, ama en çok bizi görmek ister

                          Ne güzel bir dile diledin, bizi çok mutlu ettin,

                          Hoş geldin hoş geldin İnsan yavrusu,

                         Hoş geldin, Dilek Sarayımıza

                         

                         Bir dilek tut, güzelleşsin dünyanız,

                    Kalpten iste sevgiyle iste onu 

                      Gerçekleştirsin dilek yıldızları hemen onu…

(tekrar)

Bütün yıldızlar, sahneye çıktı ve çılgınlar gibi Aze’yi ortalarına alıp dans ettiler. Yıldız köpüklerinden yaptıkları yumuşacık kreplerden ve bulut suyundan ikram etiler. Aze karşılaştığı ilgi karşısında şaşkın ve mutluydu.

Bayan Ce Aze’nin yanına gelerek “ Partimizi nasıl buldun bakalım, hepsi senin için,” dedi.

“Çok güzel bayıldım bayıldım! Arkadaşlarım doğum günü partisi yapıyor ama bizim evimiz uzak olduğu için gidemiyorum, onlarda bize gelmiyordu. Hep gitmek istemiştim."

Bayan Ce yaklaşarak demek ki dileklerin en güzel şekilde gerçekleşiyor, insan yavrusu, sen çok özel bir insansın.

“Özel mi? nasıl yani ne demen ki?"

“Evet, çok özel birisin hiç böyle içten dilek dileyen olmamıştı. Hadi gel senin ile dilek kutularını görmeye gidelim, çünkü görmeyi hak ediyorsun,” dedi ve onu partiden alıp, sesiz ve karanlık bir odaya götürdü. Oda Bayan Ce‘nin ışığı ile aydınlandı.

İşte burası Aze. Siz insanların dileklerinin saklandığı yer. Ben sizden gelen dilekleri alır ve bu gördüğün kutuların içine saklar zamanı gelince hepsi ya da bazıları gerçekleşir. Bu kutuların içinde, o kadar çok gerçekleşmeyi bekleyen dilek var ki! Maalesef hepsi senin kadar şanslı değiller.

“Ya gerçekten mi? Bu kutuların içinde dilekler mi var?” dedi Aze eliyle ağzını kapatıp, şaşkınlığını gizleyemedi.

Aze kutuların hepsini sırayla inceledi. Gök taşından yapılmış ve üzerinde farklı işaretler bulunuyordu. Bu işaretler dileklerin gerçekleşme zamanın gösteriyordu. Renklerine göre de farkı olan kutlular. Kırmız, yeşil, mavi ve siyah kutular duruyordu.

Siyah kutular cam bir fanusta koruma altında saklıydılar.

Aze, fanusa doğru yaklaştı ve tam dokunacaktı ki!

Bayan Ce ”Sakın dokunma Aze,”dedi ve hızlıca oradan uzaklaştırdı.

Bayan Ce korku içinde, kalbi hızlı hızlı atmaya başladı.

“Bayan Ce özür dilerim bilmiyordum,” dedi mahcup bir şekilde.

“Biliyorum tatlım benim hatam, söylemeliydim,” dedi huzursuzca.

“Peki o siyah kutuların içinde ne var, yoksa kötü bir şey mi yaptım,” dedi üzülerek.

“Yo insan yavrusu sen yapmadın ama Dünyada o kadar kötü kalpli insan var ki onlar yaptı."

“Ne yaptılar,” dedi Aze iyice meraklanıyordu.

“Çok kötü ve korkunç dilekler Aze, nasıl bir birbirlerini yok etmek için uğraşıp durdular. Neyse ki biz onların kötü dileklerini işte bu siyah kutularda saklayıp gerçekleştirmiyoruz. Yoksa Dünyanız yaşanmaz bir yer olurdu,”

“Nasıl olur kötü dilek mi olur? Hiç insan kötü dilek diler mi?” dedi Aze üzülerek.

Maalesef Aze a kadar çok ki kötü dilekler kutulular dolusu var bunula da kalsa iyi bir de “Dilek Avcıları var onların gözü hep bu siyah kutularda onları çalıp gerçekleşmesi için çalışıyorlar,” dedi ve gözünü kendi halinde dönen dünyaya bakarak.

“Eğer iyi dilekler olmasa biz olmasak bu siyah kutulardaki dilekler ah düşünmek bile korkutucu,” dedi.

“Dilek Avcıları mı” dedi Aze duyduklarına anlayamaya çalışa dursun.

Dilek avcıları çoktan bir insan yavrusunun kokusunu almış yola çıkmışlar, kötülerin siyah dilek kutusunu almaya geliyorlardı.

DEVAM EDECEK…


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Ayse Bozkurt

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Önemsiz Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Hikaye/Olay
Gömülü ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud Gömme
Görsel
Fotoğraf veya GIF