Açılın Kapılar Şah’a Gidelim Şiirinin Hikayesi

"Yoksa Şah diyeni öldürürler mi ? Açılın kapılar Şah'a gidelim." 1 dakika


Şiirin Hikâyesine geçmeden önce onu kaleme alan Pir Sultan Abdal‘dan bahsetmek gerekir. Pir Sultan Abdal asıl adı Haydar olan 16. yüzyılda Osmanlı’da yaşamış, Alevi-Bektaşi-Türk halk şairi ve ozanıdır. Pir Aleviler arasında Yedi Ulular olarak bilinen Yedi Ulu Ozan’dan biridir. Ekseriyetle muhalif tavırları ve Osmanlı bürokrasisine karşı tutumuyla bilinir. Detaylı bilgiler için buraya dokunarak Wikipedia bağlantısını inceyelebilirsiniz. 

Şiirin hikâyesine geçecek olursak öncelikle farklı farklı bir çok hikâye mevcuttur. Burada anlatacağım hikaye dinlediğim, okuduğum hikâyelerden ihtimali kuvvetli olanları derleyerek hazırladığım hikâyedir. Bilmediğimiz tarihten özür dileyerek hikâyeye geçelim.

Rivayet odur ki;
Sivas Sofular köyünde Hızır isminde bir adam yaşar. Hızır yaşadığı köydeki insanların ahlâki olarak bozulduğunu, herkesin bencilce yaşamasının yanlış olduğunu düşünerek kendi köyünden ayrılır ve yine aynı bölgede ki Banaz'a yerleşir. Banaz'da Pir Sultan Abdal'ın adını duyar ve doğruca dergâhına gider. Pir Sultan Abdal ile görüşmek istediğini söyleyip huzuruna çıkar. Pir Sultan Abdal'a muridi olmak, ona ve yoluna hizmet etmek istediğini söyler. Pir Sultan kabul eder ve Pir'e mürit olur. 7 sene boyunca bu dergâhta hizmet eder. Geçirdiği bu sürede Pir Sultan'ın kime dua etse kime destek olsa büyük makamlara gelmesi dikkatini çeker. 7 senenin sonunda Hızır, Pir Sultan'nın karşısına geçer ve "Pirim bana himmet edin, ruhsat verin büyük adam olayım bu bozuk düzene karşı çıkayım" der. Pir Sultan Hızır'a "Hızır ben sana ruhsatta veririm, himmette, müsaade de ederim etmesine ama; sen büyük adam olunca kendini kaybedersin, aslını unutursun, yetiştiğin yeri unutursun, gelip beni bile asarsın. Bu senin için hayırlı bir iş değildir. Biz asılmaktan korkmuyoruz. Senin böyle bir işe aracı olman bizi üzer." der. Hızır cevaben "Pirim olur mu öyle bir şey hayatta yapmam böyle bir yanlışı, üzerimde emeğiniz çok ben Allah´tan korkarım" deyince Pir Sultan güvenir, icazet verip İstanbul'a gönderir. Hızır için duasını eksik etmez. Hızır sarayda kısa zamanda çok iş yapar, yükselir ve Paşa unvanı ile Sivas Valiliğine atanır. Hızır Paşa gaflete düşer. Valilik görevinde insanlara zulmeder,haksızlık yapar, adaletli davranmaz. Günün birinde Pir Sultan Abdal aklına gelir Hızır Paşa'nın. Hemen bir haberci gönderir ve onu özlediğini üzerinde emeğinin çok olduğunu ve ağırlamak istediğini iletir. Pir Sultan haberi alınca davete icabet eder ve Hızır Paşa'nın yanına gelir. Hızır Paşa Pir Sultan'nın şerefine civarda bulunan en iyi aşçıları getirtir, büyük bir yemek tertip eder.

Beraber sofraya otururlar. Hızır Paşa sofrada bulunan ekmeği alır, ikiye böler Pir Sultan'a uzatır. Pir Sultan ekmeği kabul etmez ben bunu yiyemem der. Hızır Paşa şaşırır sebebini sorar. Pir Sultan bu yemeklerin haram olduğunu söyler. Hızır Paşa Pir Sultan'nın kendini kıskandığını, kendisininden büyük bir makamda olmasının onun zoruna gittiğini düşünür. "Pirim haramını helalini Allah bilir kendi düşüncelerinle karar verme" der. Pir Sultan dışardan köpek getirtir ve yemekleri köpeklerin önüne koyar köpekler yemeği koklar ama yemez. Sonra dışardan Hızır Paşa'ya ait olmayan bir yemek getirtilir köpekler yemeği yer. Pir Sultan, Hızır Paşa'ya dönerek "Bu sofrada yetim hakkı vardır, bu sofrada haksızlık vardır. Bu sofradan yemek yenilmez." der. Bunun üzerine Hızır Paşa hiddetle pirini zindana attırır ve idam edeceğini söyler. Zindanda aylar geçirir Pir Sultan. Zaman ile birlikte Hızır Paşa'nın siniri de geçer. Zindana iner ve Pir Sultan'a başkası olsa dakika düşünmeden idam edeceğini, üzerinde hakkı olduğu için hocası olduğu için onu bir şartla affedeceğini söyler. Pir Sultan'ı affetmek istediği için basitçe içinde "Şah" geçmeyen bir şiir okuması şartını koşar. 

İnancın ve bağlılığın ne denli güçlü olduğunu yüzyıllar geçsede bize öğreten o dizeler düşer Pir Sultan'nın dilinden.

Hızır Paşa bizi berdar etmeden,
Açılın kapılar Şah'a gidelim,
Siyaset günleri gelip çatmadan,
Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Bunda bilmeyeni bildirirler mi
Eli bağlı namaz kıldırırlar mı
Yoksa Şah diyeni öldürürler mi
Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Aslımız Muhammet kıyman cellatlar
Üstümüzde bite davacı otlar
Ölüm 
Allah emri ya eziyetler
Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Her nereye baksam yolum dumandır
Pirim bana küfür etse imandır
Zincir boynum sıktı halim yamandır
Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Sağlıklı mı ola dostun illeri
Karşıda görünen tozlu yolları
Şah'tan  elçi gelmiş dem bülbülleri
Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Güzel Şah'ım çıktı m'ola köşküne
Can dayanmaz gayretine müşkine
Seni beni Yaradan'ın aşkına
Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Kapısı yok bacasından bakarım
Gözlerimden hasret yaşı dökerim
Şah'a giden bir bezirgan tutarım
Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Pir Sultan Abdal'ım güzel şah canım
Ağlamaktır benim demim devranım
Arşta melek yerde çeşm-i efgânım
Açılın kapılar Şah'a gidelim.                   

Şiirde 14 defa "Şah" kelimesi geçmektedir. Can ve inanç arasında ne yapılması gerektiğini bana öğreten şiirlerden biridir. Bir kez daha inancın çok başka şey olduğunu bana öğreten bir şiirdir.

Şah kelimesine gelecek olursak kaynaklar farklı farklı anlatır. Kimileri Şah İsmail olduğunu kimileri Şah İsmail'in oğlu Tahmasp olduğunu söyler.

Şah ile söylenen aslında halk ağzında "şıh" kelimesidir, yani Şeyh. Alevi kültüründe en büyük Pir Hz. Ali'dir. Şaha gitmek onun yolunda olmak onun düşüncelerini taşımaktır. "Açılın Kapılar" daki kasıt ise tasavvuf inancındaki dört kapıdır, Şeriat,Tarikat,Hakikat ve Marifet kapıları. Bu kapılardan geçmek zordur hepsi birer aşamadır, tasavvufi kelime ile merhaledir. Şeyh'in yoluna giren, kapıları bir bir geçen dervişlerin Allah'a kavuştuğuna inanılır.

Anlatılan hikâyeler farklı, düşünceler farklıdır. Hangisi doğrudur derseniz tarih bilir dışında diyecek çok bir şey yok. Belki "tarih bilir" e İmam-ı Azam Ebu Hanife'nin "Sultanın sofrasında oturan alimin fetvasına itibar edilmez." cümlesi eklenebilir.

Hikâye biliyorum ki bu dili okuyup anlayan herkese tanıdık gelecektir. İsimler tarihler değişir, Hızır Paşa gider başkası gelir. Ama isimler de tarihler de değişse hikaye her zaman aynı kalacak.


Türkü hâlinde dinlemek isterseniz en beğendiğim yorum olan Ahmet Kaya'nın yorumunu ekliyorum.

Siyaset günleri gelip çatmadan,
Açılın kapılar Şah'a gidelim...


Kaynak olarak sosyal medya paylaşımları, yorumları, Ekşi Sözlük ve kültürün insanlarının söylediklerinden yararlanılmıştır.


Beğendin mi? Arkadaşlarınla paylaş!

Oğuzhan Yıldırım<span class="bp-verified-badge"></span>

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Reklam Engelleyici!

Web sitemiz, ziyaretçilerimize çevrimiçi reklamlar göstererek yayın hayatını sürdürmektedir. Lütfen web sitemizi beyaz listeye ekleyerek bizi desteklemeyi düşünün.

Format Seç
Kişilik Testi
Kişilik hakkında bir şeyler ortaya çıkarmayı amaçlayan bir dizi soru
Bilgi Yarışması
Bilgiyi kontrol etmeyi amaçlayan doğru ve yanlış cevapları olan bir dizi soru
Genel İçerik
Embed'ler ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Embed içerileri
Ses
Soundcloud ve Mixcloud Embed'leri
Görsel
Fotoğraf veya GIF